10.04.2006

 

Dostlarım,

Geçtiğimiz günlerde bir Bursa seyahati yaptık. Kısaca size bir gezi yazısı yazmak geldi içimden...

Yurdumuzun ve dünyanın sayılı sağlık ve pozitif yaşam kentlerinden biri olan Bursa'ya gitmek üzere, arabamızı İstanbul'daki otoparka bıraktık. Sıklıkla kalkan deniz otobüslerinden birine bindik, Hızlı ve güzel bir seferin sonunda Yalova'ya vasıl olduk...

Büyük Atatürk'ten miras olan bu kentimiz tüm felaketlerin üstesinden gelmiş ve yepyeni pırıl pırıl görünümü ile mükemmel bir şehir olmuş. Dünyaca ünlü marinası, yat ve deniz tutkunlarının 12 ay boyunca keyifle uğradıkları bir dünya kenti. Öte yandan elbette ki İstanbul'u Bursaya bağlayan bir iskele.

Deniz otobüsünden iner inmez, çok güzel işaretlenmiş bir yürüyüş yolunu takiben, bizi Bursa'ya götürecek olan "Hız trenine" hemen geçtik. deniz otobüsü seferlerinin sıklığı ile orantılı, geniş camlı, tertemiz havalandırması olan bu tren, kısa sürede hareket etti. Bir kısmı tünellerden oluşan yolumuzun üzerinde; tertemiz havası, muhteşem zeytin ağaçları ve çivit mavisi denizi ile Gemlik'ten geçtik. Orhan Veli'yi anarak....

Bir tünele daha girdikten sonra, Ovaakça cıvarında gün yüzüne çıktık gene. Solumuzda, şimdi tertemiz olan büyük arıtma tesisinden geçtik, hatırladığım kadarı ile burası eskiden bu civara elektrik veren, doğal gaz elektrik santraliydi. Ne de olsa Bursa ısınma ve elektrik üretimini, termal, güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji araçları ile halletmiş. Heybetli bacaları eski günlerden yadigar ama şu anda ki asıl görevi katı atıkların hiç bir emisyon yapılmadan, yeniden kullanılır hale getirilmesi.

Yaklaşık 20 dakika süren yolculuğun sonunda trenimiz eskiden otogar olan, şimdi ise bu cıvardaki yoğun tren güzelgahının merkezi  gar binasında bitti... Türkiye'nin her yerinden gelen ve giden trenlerin buluşma noktası. Devletimizin silkelenip, demir yollarına verdiği bu özen beni çok çok mutlu etti. Sessiz ve sakince tertemiz havayı soluyarak, buradan şehre gideceğimiz hafif metroya bindik.

Yemyeşil Bursa ovası neredeyse başından sonuna görünüyordu.. Envai çeşit meyva ve sebzenin yetiştiği uçsuz bucaksız ve değişik tonlardaki, yemyeşillik bir tarafta, Uludağ ile sınırlanırken, Karacabey yönünde ufka kadar kesintisiz uzanıyordu.

Bildiğimiz gibi Bursa'da yalnızca organik ürünler üretiliyor, bu konuda o derece hassaslar ki; koca ovada karayolu trafiği yok, bunu yerine raylı sistem ile üretilenleri taşıyorlar. Bu üretilenler, bir zamanlar otomobil fabrikası olan, devlet teşviği ile yatırımını doğu ve güney doğu anadolunun tarım yapılamayan alanlarına taşıyan fabrika gibi pekçok tesiste, yeniden dönüştürülmüş, ambalajlar ile hazırlanıp, tüm dünyaya hava yolu ile gönderiliyor.

 Sanayinin bu şekilde taşınması tersine göçe de neden olmuş ve nüfus, şehir ile olumlu bir orantıda. Bu nedenle Yenişehir hava alanının gerek uluslararsı yolcu gerekse kargo trafiği  çok yoğun. Ama kara trafiğine çok az rastlıyorsunuz..

Bu bakımdan Dünya'nın organik ürünler başkenti olmuş. Ayrıca bu verimli toprak pekçok yeni araştırmanın da merkezi halinde. Kurulan ipekçilik enstitüsü sayesinde geleneksel ipekçilik her yönü ile tüm dünyaya hizmet ediyor.

Yolculuğumuzun bu kısa bölümü ile Çekirge'ye gelmiştik. Dünyanın  bu termal cennetinde, güzel merkezlerde her türlü, tedaviyi yaptırmak, ayrıca dinlenmek mümkün. Hava soğuk olmasına rağmen 32 derece suyun bulunduğu termal havuza kendimizi attık. Bedenimiz bu sıcacık suyun içinde, başımız güzel buharın ve serin havanın etkisinde dipdiri olduk. Rahatladık ve orada öylece kaldık. Bu merkezlerde gerek geleneksel Türk hatta Bizans yöntemleri ile dünyada kabul görmüş tüm teknikler uygulanıyor. Ayrıca Tıp Fakültesi bu konuda araştırmalar yapıyor. Dünya' ya bilimsel yayınlar hazırlıyor...

İyice keyiflendik elbette, yemeğimiz tertemiz organik mahsullerden oluşmuştu. Taptaze meyva suları ve Uludağ'ın binbir otundan yapılmış bitki çayları.... Sonrasında keyifli bir uyku çektik.

Ertesi sabah, funiküler tren sistemi ve çeşitli teleferikler ile ulaşılan Uludağ rekreasyon merkezlerini gezdik. Burada her türlü sportif faaliyetler ayrıca, yoga, meditasyon merkezleri ve açık alanlar mevcut olduğundan isteyen istediği türde aktivitelere katılıp rahatlıyor, dinç ve genç kalıyor.

Ayurvedik tekniklerden başlayarak tüm tamamlayıcı tıp etkinlikleri var. Tüm bunlar her yana yayılmamış olduğundan dağın, tabii havası hiç bozulmamakta.

Bizi daha çok ilgilendirdiğinden, yoga merkezlerine gittik, çeşitli yöntemler ve dünyanın her yerinden gelmiş yoga sevenler ile tertemiz havada, sohbetler ettik birbirimize çeşitli bilgiler aktardık. Onlar doğa yürüyüşüne gitmeye karak verdiklerinde biz de artık geri dönüş yolculuğuna geçtik.

Çok keyifli ve güzel bir geziydi, haftaya gene gideceğiz bu defa belki biraz daha uzun kalırız.

Dostlarım, ne "rüya" değil mi. Hiç abartmadan yazdım, hepsi olabilecek şeyler çünkü... Bursa'nın hala bu şansı var, elimizdeki değerleri bilelim...lütfen....

Ps. Bu haftasonu Bursa'da bir çok sevgili dostun doğum günü ve bir tanıma fırsatı bulamadığım ama fikrini bile sevdiğim kişinin de vefatı vardı, doğum günü olan sevgili kardeşime sağlık ve sevgi dolu nice yıllar, bu dünya vazifesini tamalayarak ayrılan ruha, aydınlıklar içinde yol açıklığı dilerim