15.01.2004

 

Sevgili Dostlarım

 

13.01.2004 tarihli yazım için olumlu olumsuz pek çok mail aldım hepsi için teşekkür ederim. Elbette insanlar fikirleri tartıştıkça ve onları irdeleyebildikçe ilerleme mümkün olacaktır. Yeter ki tartışmalar seviyesiz ve kırıcı olmasın, her zaman sakin bir üslup ve birbirimize sevgi ile yaklaşarak daha da yapıcı neticelere varmak böylece bilgiyi ilerletmek mümkün olacaktır. Aldığım her mail sevgi doluydu teşekkür ederim. Karşıt görüşteki önerilerinizi de inceleyerek size bilgi sunacağım. Yanıldığım bir konu var ise düzeltmek ve gerekirse özür dilemek benim için gayet doğaldır, asla bencillik etmem.

 

Dostlarım, herhangi bir konudaki yıkıcı hırslarımızın bizi götüreceği yer yalnızca kişisel kaos ve çevreyle kavgalı olarak yalnız kalmaktan ibarettir. Siz düşündüğünüz konuda kesin olarak haklı bile olsanız haklılığınızı hırs ile dile getirmek yalnış oluyor, diyalog ise bize daha rahat bir tartışma ortamı sağlıyor.

 

Bazen ilgilendiğimiz konularda, aynı fikirde olduğum arkadaşlarımı bile hırs içinde görmek beni üzüyor... Bence fikirlerimizi sakince ortaya koyarak ilişkileri bozmadan tartışmalıyız. Unutmamalıyız ki bizim kesin olarak haklı olduğumuzu düşündüğümüz konunun karşı görüşündeki kişide kendi savının kesin doğru olduğunu düşünüyor ve savunuyor. Eğer samimiyetle yaklaşırsak fikirlerimizin hangisinin doğru olduğunda anlaşabilmemiz mümkündür, anlaşamasak da saygı baki kalır, o fikrimiz ayrı kalmak kaydı ile insan ilişkisi devam eder. Dostlukları bina etmek en zor şey, ama onları yıkmak ise bir an meselesidir.

 

Dostlarım, Yoga bilimi kavgayı değil uzlaşıyı önerir, uzlaşı demek boyun eymek asla değildir ama karşılıklı saygıyı esas alarak uyum içinde yaşayabilmektir. Bunu yaşantımızın her alanına koyabiliriz.

 

Bilmemiz gerekir ki, varlığımız, bulunduğumuz ruhsal tekamül seviyesindeki en yüksek varlıktır, bunu dikkatle almalıyız. Öfkelerimizi dizginlemeli ve bir an olsun düşünmeliyiz, hani eskilerin bir sözü vardır " bir lafı söylemeden önce dilinde 9 defa dolaştır" diye ne doğrudur, laf ağızdan çıkar dostlarım, öyle kolay çıkar ki o kadar rahat çıkar ki, ama hedef ve netice maalesef çok acı kırıcı hatta yokedici olabilir. bu nedenle dikkatli olmalıyız. " valla ben dobra dora konuşurum her doğruyu söyleri " diyen dostlarım, sanki karşınızdaki doğruyu söyleyemez mi? elbette doğrunun dile getirilmesi en doğal şeydir ama doğru gördüğünüzün ( özellikle başkaları hakkındaki düşüncelerinizde) gerisindeki durumu biliyor musunuz? belki sizin açınızdan bakınca doğru da karşı taraf açısından durum öyle değil. Farzedelim ki her halükarda haklısınız, ama acıtmak niye, kırmak niye, dostlarım unutmayın karşınızdaki, onun başını okşayarak söyleyeceğiniz doğrulara daha olumlu tepkiler verecektir, vermese de ne kaybınız olur, kavga ve hırs, günümüzün temel sorunu, her zaman "ben sana gösteririm" tavırları, ne yazık hep intikam ve hep asık surat, o kadar asık surat ki karşınızdaki gülümsediğinde daha da kızmak ... yazık...

 

Bir yogi güler yüzlüdür, şakacı ( hoş şakalar ile) ve çocuksudur, onu saf ve gerçekleri bilmez zannetmek en büyük hata olur, bir yogi her şeyi görür ancak tepkileri değişik olabilir. Onun güler yüzü sizi de aydınlatır yeterki aydınlanmak istesi yüzünüz.

 

Swami Vivekananda'nın çok bilinen anekdotunu tekrar aktarmakta fayda görüyorum ;

Swami Vivekakanda 19.yüzyılın sonu ve 20. yüz yılın ilk birkaç senesinde batıya seyahatler yapmış ve bilgiyi çeşitli konferanslar ile aktarmış bir ünlü üstattır. Muzip ve çocuksu halleri hep bilinir. Gene Amerika'daki konferansların birinin öncesinde, bulunduğu yerde bahçeye çıkıyor, ve çocukları görüyor, başlıyor onlarla oynamaya, şarkılar söyleyip eğlenmeye. Bu arada konferans salonundaki kalabalık ta onları bekliyor... dışarı çıkıyorlar ve aman diyorlar hocam ne yapıyorsun herkes seni bekliyor, neyse güle oynaya geliyor salona. Salonda diyorlarki, aman Üstat sen büyük bir hoca, bilgin ve filozofsun, nasıl oluyorda böyle ciddiyetsi bir tavır sergiliyorsun, gülüyorsun, eğleniyorsun  ( yani kısacası neden ağır ve donuk değilsin) Swaniji gülerek hemen cevap veriyor ; "Eğer asık suratlı bir yogi görürseniz bu onun büyük bilgeliğinden değil, karnının ağrımasındandır", ve konferansına en derin bilgileri ile devam ediyor...

 

Bugünlük bu kadar yeter, hepinizi güler yüzle sevgiyle selamlıyorum...