17.03.2004
Bir önceki yazım için sayısız mail aldım, hepinize teşekkür ederim, hepsi birbirinden güzel mesajlar, görüşler ve fikirler içeriyordu, o kadar çok mail vardı ki biri hariç hiç birine cevap veremedim, en iyisi genel olarak cevaplama diye düşündüm, meğer ne kadar çok okuyan varmış. Çok memnun oldum, şevk verdi bana... Sağolun...
14 Mart 2004 günü çoğunuzun bildiği gibi CNN Türk'te Sevgili Şirin Payzın'ın konuğu olduk canlı yayında çok keyifli bir söyleşi yaptık, keşke zamanımız biraz daha fazla olabilseydi ama bize verilen süre zarfında aydınlatıcı bir söyleşi oldu. Bununla ilgili olarak ta çok mail aldık, beğenileriniz için teşekkürler çok az olan uyarıları da her zaman dikkate aldığımızı bilirsiniz.
21 veya 22 mart ( cumartesi veya pazar) gene saat 09:00 da başlayacak olan programde bu defa Ashram'ımızda çekilen görüntülerin yer aldığı bir bant gösterilecek vaktiniz olursa seyretmenizi öneririm, güzel röportajlar da var.
Akşam gazatesi ile yaptığımız röportajlar da önümüzdeki hafta yayınlanacak almanızı tavsiye ederim.
Dostlarım, biliyorsunuz felsefe çok önemlidir, felsefi akımlar ve bunların görüşleri bize güzel fikirler verir hatta bazılarını bir yaşam tarzı olarak benimseriz. Burada bir hususa parmak basmak isterim. bazı ortamlarda saatlerce felsefe konuşuluyor, çoook derin mevzular anlatılıyor, anlatılıyor, anlatılıyor, dinleniyor, dinleniyor, dinleniyor ( arada çaylar içiliyor, ikramlar yapılıyor) anlatılanın ne kadar doğru olduğu derin iç çekişlerle teyit ediliyor, anlatan hocanın ilahi bilgeliği üzerine kulaktan kulağa fısıldamalar yapılıyor, bir dahaki felsefe anlatma, dinleme, iç çekerek teyit etme gününün nerede ne zaman olacağı hakkında mütabakata varılıp ayrılınıyor herkes her zamanki yaşantısına geri dönüyor. ta ki bir dahaki toplantıya kadar....yani felsefe o toplantılarda kalıyor çünkü anlatılanın uygulanışı ile bilgi yok... dostlarım sorarım size bunun ne kadar faydası var. Bir bilgi, kişi tarafından günlük yaşama geçirilemiyorsa ne işe yarar ?... hiç bir işe yaramaz, ha oturup konken oynamışsın, ha felsefe dedikodusu yapmışsın, boşuna uygulayamadığın şeyleri dinleyerek vakit kaybetme, günlük yaşamında kullanabileceğin bilgiyi talep et, günler geçip gidiyor, vakit kaybetme ... Örneğin, Yoga sana günlük yaşantında kullanacağın enstrünamlar veriyor, felsefesiyle, asanasıyla, bandhasıyla, mudrasıyla, meditasyonlarıyla, tratak ile vs. yalnız dinlemiyor, dinlediğini günlük yaşamınsa uygulayabiliyor, tecrübe edebiliyor ve ondan istifade ediyorsun.... daha ne diyeyim.... haaaa ama bunun da bir bedeli var elbette, zaman sarfedeceksin bizzat uğraşacaksın, çalışacak ve kendini geliştireceksin, tabii zahmnet olacak ama biraz yorulacaksın. eh bazılarının işine gelmez tabii, dışarıda kar yağmur yağarken, eş dost rahat rahat oturup, çay kahve eşliğinde, hafif hafif uyuklayarak felsefe dinlemek, sonra onu çok iyi anlamış bir tavırla sorular sorup, aman hocam ne kadar haklısınız siz neler de biliyorsunuz, ne muhteşemsiniz demek ve dışarı çıkınca bu felsefi celseleri dinlemeyenlere yukarıdan bakmak varken, Ersin Hoca da kalkmış gel kendini yor diyor...Arkadaşlar, bir konunun hocası olmak, o hocaya bir ilahi mertebe vermez gerçek hoca bir bilgi verme hizmetkarıdır, asla unutmayın...
Aslında sizlere haksızlık ediyorum dostları pek çoğunuzun bu durumda olmadığını biliyorum ama bu arada o kadar çok böyle ortamlarda bulundum ki sizlerle paylaşmam gerektiğini zannediyorum...
Swami Vivekananda bilgilerini atladım sanmayın gene yazacağım, bu arada yo-ukarıdaki konuyu da paylaşayım istedim. Siz gene her türlü konuda bana mail atmaya devam edin...
Sevgiyle kalın, gerçek sevgiyle, karşılıksız koşulsuz, hiç bir şeye bağımlı olmayan evrenin en yüksek enerjisi sevgiyle...