18.02.2006

 

Dostlarım,

Nedense biraz yoğun koşuşturmalarım olduğunda, sizlerden yığınla mail gelir ve ben de cevaplandırmakta gecikirim, ne olur kusura bakmayın, bildiğiniz gibi maillere tek tek cevap veremiyorum ama arada buradan, genel manada bazı aktarımlar yapmaya çalışıyorum. Değerli bir Dostum, Üstadım, Prof: Swamy'nin her zaman dediği gibi "sorular serbest, cevaplar garanti değil". Siz gene de bıkmadan usanmadan yazın muhakka bir şeklide cevaplandırılır...

Şöyle düşündüm, pek çok soru var ama bazıları birbirleriyle örtüşüyor, bunlara çok kısa cevaplar vereyim istyedim. Bundan sonraki birkaç yazı böyle olsun.

- Çok talep edilen bir konu, neden bir mail grubu oluşturmuyoruz ?

   Dostlarım, buna benim vaktim yok, ayrıca mail gruplarında bazı gereksiz tatsızlıklar, dedikodular, birbirini   yermeler ve hatta galiz sayabileceğim hitaplar olabiliyormuş, bunu pek çok kereler duydum. Ben herhangi bir mail grubuna katılmış değilim, ama anlatılanları bazen duyuyorum hatta bazen copy paste edip bazı yazıları gönderiyorsunuz. Okuduklarım beni bu işten uzakta tutmaya yetiyor. Her ne kadar maili yazan kendi yazdığından sorumlu olsa da grubun başını çekmek insanı gene de sorumlu kılar. Bu bakımdan, beni bu konuda affedin. Ayrıca bazı kişiler ( Bu işe her türli gönül vermiş kişileri tenzih ederim) hiç bir taşın altına ellerini sokmadan, yazıp çiziyorlar, birilerini karalıyorlar, o öyle değil şöyledir, şu böyledir falan diyorlar. Üstelik adları bile de bellli değil, bir nik name ile yaz yazabildiğini, yada oturduğun yerde karnın tok sırtın pek milleti eleştir, tekrar müsaadenizle bunlara alet olmaıyayım. Bu arkadaşlar bir zahmet kendileri ortaya çıkıp birşeyler yapsalar belki de daha faydalı olacaktır. Ben burada birşeyler karalıyorum, hoşunuza giderse okursunuz gitmezse okumazsınız. Aklınıza yatarsa uygularsınız yatmaza unutursunuz. Bu kadar basit. Pek güzel mail grupları var bu konuda çok hevesli iseniz onlara üye olunuz ve paylaşımlarınızı yapınız.

-  Bir sevgili dost demişki. Bir yoga hocam varve başka  bir yerden öğrendiğime göre, benim bundan 20 yıl sonraki halim hocamın bugünkü haliymiş doğru mu ?

...........................................................................................

İlahi sevgili dostum, bu bilgiyi nereden aldım bilmem, bilgiye de saygım var. Ancak bunu okuyunca biraz güldüm önce ve sonra da düşündüm.... Ne münasebet ve ne demek, hangi hoca prototiptir ve senin 20 yıl sonraki halin bu olacaktır. Senin kişisel gelişimin yok mu ki bir hocaya bakıp o olmaya çalışıyorsun, kusura bakma ama bu düşünce son derece basit bir özdeşleşmekten ibarettir, hocayı ilah ilan edip ona benzemeye çalışmak. Vah vah..... Olsa olsa hocanın olumlu vasıflarından istifade edilir bu da kişinin kendi kişilik yapısına göre değişik tezahürler gösterir.

Arkadaşlar zihinsel ve ruhsal gelişimin sınırı yoktur, şu anda size hocalık eden kişi de sizler gibi biridir, o yukarlardaki ilahi bir varlık değildir. Belki bazı güzel yönleri vardır ama hepimiz gibi, sıkıntıları,dertleri, hataları, zayıflıkları da muhakkak vardır... Bu bakımda gene söylüyorum ne münasebet ! ... Hocanızı saygın kılacak olan şey ondaki bilgidir ve siz hocanız nezdinde bilgiye saygı duyarsınız. Bilgi sınırsız ve sonsuz olduğuna göre varlığın gelişimi de sınırsız ve sonsuzdur. 20 yıl sonra geleceğim durum, hocamın bu günkü halidir diyerek, hocanız ne kadar mükemmel de olsa kendinizi sınırlamış olursunuz. Unutmayın ki size hacalık eden de gelişme yolundaki bir varlıktır.

Maalesef böyle, hocalarına identifiye olmuş kişiler bulunabilir, şunu söyliyeyim ki, kolay ve sınırlı bir yoldur, ufkunuz açık olsun, çalışmalarınıza sebatla devam edin, 20 yıl sonra belki hocadanızdan fersah fersah ilerde bir yerde olacaksınız. Biliniz ki hocanız ( eğer gerçek hoca ise) o günü gördüğünde bahtiyar olacaktır; siz de o güne ulaştığınızda bununla böbürlenmeyecek biri olacaksınız... Ayrıca gelişim birileriyle yarışmak değil kendini en iyi şekilde sonsuz ve sınırsızca geliştirmek meselesidir, hocanız veya başka kaynaklar size bilgiyi ulaştırak araçlardır. Unutmayın bu işte diplomalar, vesikalar, rütbeler, makamlar falan yok... Siz kendinize bakın ...

- Meditasyon saatleri vermiştim bunun için "biz çalışıyoruz nasıl olur sabah 4 buçukta meditasyon yaparız" diyenler var.

Arkadaşlar,elbette ki çalışan bir kişinin uyku arasında kalkıp meditasyon yapması zor. O zaman siz de size uygun olacak saatler belirleyin ve onlara göre meditasyon programınızı tanzim edin. Meditasyon saatleri Allah'ın emri değil ya, yeterki siz yapmak isteyin...

-" Tütsü ve mum meselesine gıcık oluyorum" demiş bir arkadaşımız ( aynen yazdım)..

Yakma dostum, şart değil ki, sadece sana huzur versin ve o kokuyu duyduğunda meditasyon yapacağını bil diye bir şartlı refleks uyandırmak için... Şekilcilikle hiç bir yere gidemeyeceğimizi hatırlatırım. Not olarak şunu da belirteyim, Asanaları uygularken asla tütsü yakmayın, içinde ne barındırdığını bilmediğiniz bir dumanı neden aktif haldeyken ciğerlerinize çekesiniz ki? Ayrıca Yoga asanaları uygularken müzik dinlememenizi de tavsiye derim, yalnızca kendinizle olun.

- "Ben çalışmalara katılmak ve bundan bir sertifika almak istiyorum, hoca falan olacağımdan değil ama bunu kanıtlamak için bir belgeyi duvarımda görmek isterim" demiş bir dostumuz.

Anlıyorum, haklı da olabilirsiniz, bazı sertifika programları var. Katılabilirsiniz. Haa, bu arada aklıma bir şey geldi pek çok büyük yoga üstadı var  Sw. Sivananda, Sw Vivekananda, Sw Krishnanada, Sw Chidananda vb, biliyor musunuz, onlarında duvarlarında yoga belgesi yok, malumaten arzedeyim.

Gene de zamanımızda işler başka türlü yürüyor ayrıca, bir hocadan ders alıyorsanız, diplomalı olmasının tabiki faydası var. Yoksa bildiğiniz gibi biraz spor yapıp, iki yoga çalışmasına katılan herkes yoga hocası oldum diyip ders veriyor. Bu bakımdan diplomalı bir hocayı tercih ediniz. Bu kişi en azından bir eğitim almıl biridir.

Eveet uzun yazıp canınızı sıkmayayım, bugunluk bu kadar, aman meditasyonlarınızı ihmal etmeyin.

Om ve Prem

Ananda