29.06.2004
Dostlarım,
Geldi, geliyor, bu sene de geç kaldı; sızlanmalarımız arasında yaz geldi...
Güzel bir mevsimdir yaz. yaşamın kolay olduğu, insanın kendisini (nedense) aylak hissettiği bir zamandır. Tatildir yaz, hep gelmesi ve gitmek beklenir geri kalan üç mevsim boyu... Gitmek... nedense hep gitmek istenir, sıkılınmıştır ve gitmek gereklidir... herkes gitmiştir ve gidilmelidir... Bu gitmek düşüncesi için için kemirir insanı, hırsla bekler insan. Hani o zaman gelse de gitsem... Tatmindir O, gitmek... Hırstır... ve de hak olarak görülür.
Tatminin anatomisine bakalım mı bir ?
Hadi, bir kahve tiryakisi olun, bakalım nasıl tatminler yaşıyorsunuz...
Kahve zamanınız geldi ve yoldasınız, şu an için kahve içme imkanınız yok. içiniz içinizi kemiriyor, nasıl olur da hakkınız olan o kahveyi içemiyorsunuz... hırs içindesiniz hatta kahvenin tabiatından olsa gerek sinirlendiniz. Bu durumlarda yol da bitmez. Trafik yoğun mu yoğun... Kahvenize olan ihtirasınız ise her geçen an daha da artmakta... Bu arada yanınızdakini terslediniz, önünüzdekilere bağırdınız, hırs içinde tansiyonunuz yükseldi, kalbiniz daha da sık atıyor, hatta, terlediniz isyan ettiniz herşeye, herkese... hatta belki ne söylediğinizi bile bilmediniz...
Hadi sizi daha fazla üzmeyeyim, artık tatmin faslı başlasın. Trafik açıldı şanslısınız, vasıtadan indiniz ve karşınızda kahve içeceğiniz bir mekan "tatmin -1-"iştekavuşuyorsunuz. Oturdunuz, kahvenizi sipariş ettiniz "tatmin-2-, ne de olsa artık kahveniz büyük bir terslik olmazsa gelecek... garson elinde kahve ile göründü "tatmin-3-" işte o ana çok az kaldı... kahve masanızda "tatmin-4-", fincanı elinize aldınız, düşünebiliyormusunuz o artık elinizde "tatmin-5-". Kokladınız kahvenizi ne güzeeel "tatmin -6- ve ... ilk yudumu aldınız ohhh büyük an ve en muhteşem tatmin "tatmin-7-"
...........................
...........................
Ne oldu ? Neden durdunuz, işte beklediğiniz oldu ya hadi için bakayım bitirin, yooo keyifle içeceksiniz, peki öyle olsun keyifle için...
Ben size hemen ikinci kahveyi getirteyim... a..a.. istemiyor musunuz ???
Ama o kadar hırs içinde kaldığınız kahveden bir tane daha ... hani birilerini paraladığınız, bağırıp çağırdığınız, terleyip tansiyonunuzun yükseldiği, hani hiç ulaşamayacağınızı bile düşündüğünüz canınız kahvenizden...
Hayır istemezsiniz çünkü tatmin oldunuz bitti, amaaan bu mekan da ne sıkıcı... kalkmalı buradan...
Beş dakika önceki ve beş dakika sonraki siz.... ( biz, hepimiz)
Bu durumu yaşantımızın her anına uyarlamak mümkündür.
Dostlarım, yaz güzeldir (belki de kimileri için değil) tatil hayalleri ve kaçma güdüleri de normaldir. Aslında hayalken daha da güzeldir, bedel ödemezsiniz, ya da bir ay sonra kredi kartı dekontları gelmez...eğer hırs yapmadan hayal ederseniz daha da iyidir. Elbette ki hakkınızdır, onca ay boyunca çalışmanın, sıkıcı kış günlerinin, dört duvar arasındaki kapanmışlığın, asık suratlı partonun, bitmeyen telefon görüşmelerinin, bu bilgisayarın titrek ekranının, vs. intikamı gibidir.
Dostlarımın göçmen kuşlar gibi gidişlerini izliyorum, tatillerini en güzel şekilde geçirmelerini diliyorum. Tatil kazalarına dikkat etmelerini istiyorum. Dönüşlerinin keyifli ve gerçekten de onların bataryalarını doldurmuş olmasını temenni ediyorum.
Adı üstünde tatildir ve dönüşü olacaktır, bu nedenle yukarıdaki kahve örneğini unutmamak lazım.
Tatilde yoganızı ihmal etmeyin en azından güneşe selamı dış mekanlarda deneyimleyin, asanalarınızı uygulayın, bol bol pranayama yapın, meditasyon zamanları yaratın kendinize... tatil tembellik değil bilinçli bir dinlenmeye dönüşsün.
Sonra gene beraber olduğumuzda yüzünüzde yorgunluk değil canlılık olsun ki, işinize gücünüze keyifle sarılın, işinizi ortamınızı, dostlarınızı özlemiş olarak dönün, ve sevin.
Biz mi ?, çalışmalarımıza devam ediyoruz :)
Sevgiyle kalın...