Ananda’nın Feneri

Yaz bitiyor (mu?)


Dostlarım,

Hava durumu ile olmasa da bize öğretilen mevsimler şemasına göre yaz bitmekte… Evet, ağustos ayının son günlerini yaşıyoruz. Bir kısım dostlar son tatillerini kullanırken, bazıları dönmekteler. Eylül ayı bir toparlanma ayıdır, yazın o tatlı dağınıklığı yavaş yavaş terkedilir, okullar başlar. Hava hala yazı hatırlatır sıcaklıktadır. Fakat o gevşek haller biraz daha derlenmeye toparlanmaya doğru gider. Nedense insana bir ciddiyet gelir. Sanki normal yaşama dönülmüştür. Ta ki bir daha ki yaza kadar.

Herneyse, bizler yaz boyunca, Aşramı açık tutup burada bulunan dostlarımıza hizmeti sürdürdük keyifle, huzurla.

Hazırlıklarımızı yapıyoruz, sonbahar, kış ve bahar için. Gene her zaman ki gibi burada; dalgalı okyanusun ortasındaki sakin bir ada gibi, kapılarımız açık olacak.

Bu sene 18. yılımıza giriyoruz, bulunduğumuz mekanda ise 4. yılımız. Ticari kaygılardan uzak, hep birlikte el ele, keyifli Yoga yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.

Dostlarım, bunca yıldır tecrübelerim, sentezlerim bana şunu öğretti; Kişiyi, başta kendi olmak üzere, varoluşun hiç bir olgusuna zarar vermeden, yücelten her durum Yoga’dır.

Yoga, kişisel gelişimin, huzurlu yoludur, her yaş ve şart altındaki bedene sahip kadın, erkek herkez, Yoga ile mutlu ve huzurlu bir yaşamı sağlıklı ve dinç bir beden ve zihin ile sürdürür.

Burada, Kaivalya Yogashram’da geleneksel Yoga’nın pozitif ilim olarak uygulanmasına devam edeceğiz. Yoga’nın güzel düsturunu, felsefi yaklaşımlarını konuşmaya paylaşmaya devam edeceğiz. Yoga’yı Hindu veya Budist dinsel dogmalarla değil özünde bulunan özgür ruh bilinci ile hatırlatacağız. Her zaman olduğu gibi burda dinsel görüşler bizi ilgilendirmeyecek. Kişilerin inançları bizi hiç ilgilendirmiyor onlara saygımız sonsuz. Fakat burası dinsel görüş konuşma yeri değil, hiç bir zaman da olmadı.

Eh tabi ki artık yazılar da çok daha sık olacak tabi…

Hepiniz sevgilerle kalınız.

    Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

    Sapanca…

    Sevgili dostlar,

    Bu yaz haftasonları, çok keyifli bir yerde, bizlere uygun bir ortamda Richmond Nua Spa’da yapmış olduğumuz kurumsal çalışmalar çok keyifle geçmekte.

    Sapanca gölünün güzelliği, arkada dağların güzel manzaraları, ortamın saygınlığı, tesisin bizlere verdiği önemle hep birlikte çok güzel çalışmalar yapmaktayız. Yakında çalışmaları daha da geliştirmek niyetindeyiz.


    Bir iki resimle belki biraz ışık tutarız.

    Niyetimiz bu çalışmaları daha da uzun sürelere yaymak. Biraz daha zaman…..

    Sevgilerle kalınız.

      Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

      Transformal Nefes Teknikleri

      Sevgili dostlar,

      Kıymetli arkadaşım, Nevşah Fidan’ın eğitimini verdiği “Transformal Nefes Teknikleri” bu dönem çalışmalarını aşramımızda yapacak. Çok keyifli ve faydalı bir çalışma olacak. Daha sonra da tekrarlarının yapılacağını umuyoruz.

      Program şöyle,

      18 Temmuz 2007 ISTANBUL
      Yer : Kaivalya Yogashram 19:00-22:00 Rezervasyon : info@tbturkey.com

      19 Temmuz 2007 ISTANBUL
      Yer : Kaivalya Yogashram 12:00-17:00 Rezervasyon : info@tbturkey.com

      Bilgi almak için, ilgli linki tıklayabilirsiniz.

      Sevgiyle kalınız.
      Ananda

        Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

        KAZDAĞLARI

        Sevgili dostlarım,

        Aşramımızın seyahat ekibi gene yollara düştü geçen haftasonu için……

        Biz bu gibi gezileri ticari olarak görmediğimizden, keyifle işleri bölüştük, hepimiz cebimizden paramızı koyduk, keyifle gittik ve geldik 17 kişi……

        Programı zaten daha önceden belirlemiştik, en rahat edeceğimiz, bizelere huzur katacak olan yeri “Zeytinbağı’nı ” seçmiştik. Biz daha önce de orada bulunduğumuzdan, zaten bu keyifli yer için hiç bir şüphemiz yoktu ama tüm arkadaşlar da unutulmaz anılara sahip oldu, hem Kazdağlar’ında ve hemde Zeytinbağı’nda ( Zeytinbağı’na siz de gitmek isterseniz sitemizin ana sayfasındaki linkini tıklayın)

        İki minibüs kiraladık, birinin şoförlüğünü ben diğerininkini ise sevgili Tuğrul yaptı. araç organizasyonunu ben, feribot organizasyonunu tuğrul ve otel organizasyonunu ve mali işleri Pınar yaptı herşey tam bir uyum içinde yürüdü.
        Öğleden sonra aşramın arka bahçesinden başladık yolculuğa, telaşsız bir sürüş ile feribota geldik ve güle oynaya Bandırmaya ulaştık. Elbette susurluktan geçerken tost ve ayran faslımız oldu.

        Zeytinbağı’na gece vardık. Bizi sevgili Nejla hanım güzelce karşıladı daha sonra odalarımıza yerleştirdiler. Tabi hemen bahçede toplanıp, yorgunluk attık.

        Ertesi sabah keyifli bir yoga çalışması ile başladı. Daha sonra ise Zeytinbağı’nın o hiç bir yerde bulunmaz kahvaltısı ile mest olduk. Kahvaltının muhteşemliğini nasıl anlatayım bilemiyorum. Ama tek kelime ile hiç bir yerde bulunamaz diyorum gene….

        Kahvaltı bittiğinde safari araçlarımız bizi bekliyordu, Demre Tur’un sahibi Adem bey in liderliğinde tarihi Çanakkale yolunu ( ilk hali ile duruyor hala) takiben Kazdağlarına tırmandık, Milli Parka girişimizde biraz soluklanıp manzaraya hayran hayran baktık.

        Daha sonra yolumuza devam ederek yaklaşık 1000 metre den ünlü kanyonu izledik. Tertemiz havayı içimize çekerek. Yüce Kazdağları, kadim İda

        Safarinin ilk bölümünün sonunda öğlen saatlerinde dinlenme noktamıza geldik. Tanya ve ben yolları bildiğimizden hemeeeeen koşturarak şelalelerin göletler oluşturduğu yere atlaya zıplaya ulaştık.

        Hava oldukça sıcak olduğu halde bu zümrüt yeşili sulara girmek biraz yürek istiyordu buuuuz gibi idi sular ve kristal berraklığında…. çocuklar gibi şen olduk, Asanalar yaptık, sularda yuvarlandık, tepelere tırmanıp sulara atladık, herkes çocuk oldu ki, bu benim en istediğim şeydir hep…

        Sonrasında bizim için özellikle sebzelerden ağırlıklı (egenin güzel) yemekleri bizi bekliyordu. Sonrasında keyifli sohbetler çaylar ve kahveler…

        Dönüşte, kanyonun kaşı tepesinde durduk ve Mihri Hocamız bize etkili bir Pranayama çalışması yaptırdı. Zaten bulunduğumuz yerin yüksek enejisi ile dolan bedenlerimiz muhteşem titreşimlerle tabiri caiz ise akord edildi.

        Dönüş yolunda Adem bey bize bu bölgenin milli park oluşu ile neleri kazandığımızı en ince detayları ve istatistiki bilgileri ile anlattı. Sonra eski Altınolukta, koruk ve karadut suları içtik, buralarda bulamayacağımız kurutulmuş ege otları aldık.

        Zeytinbağı’na dönüşümüzde güzel bir akşam yoga çalışması yaptık. Herkes tüm ciddiyeti ile katıldı ve hep birlikte huzur içinde gücü hissettik…

        Kısa bir dinlenmeden sonra sıra akşam yemeğine gelmişti, işte hepimizi mest eden yemeğimizi Erhan beyin muhteşem mutfağının gene söylemeden geçemeyeceğim hiç bir yerde bulunamaz soframızın başında önce gözlerimiz, sonra karnımız ve dahası ruhumuz doydu.

        Sevgili Tuncel beyin huzur verici varlığı, Menend hanımın güler yüzü, Nejla hanımın her istediğimizi anında yerine getirmesi, Erhan beyin yemeklere verdiği sevgi ve yardımcılar Zarife hanım ile Mustafa, bizim çocuksu afacan huzurumuzu öyle güzel tamamladı ki…..

        Paylaşarak huzur içinde uyuduk her biri ayrı güzel odalarımızda.

        Ertesi sabahımız gene güneşe selam ile başladı, daha sonra Sevgili Tuncel Kurtiz, bir sohbet esnasında bizlere Kazdağını hem anlattı hem yaşattı bizi dağ ile bir ve bütün yaptı. Kaz bütünleşmesinde bize doğaç pranayamayı her yönü ile adeta öğretti… Koca Çınar…. güzel insan.

        Gene inanılmaz kahvaltı ( bu defa ben çok kaçırdım ama öyle muhteşemdi ki).

        Sonrasında Menend hanımın tarifini alıp, fener burnundan koyuverdik kendimiziegenin pırıl pırıl sularına attık kendimizi. Hem denize girdik hem hem meditasyonlar ve hem de bandhalar yaptık.

        Su gibi akan zaman bizi geriye döndürdüğünde yol öncesi bir ziyafet bekliyordu gene bizleri. Hiç istemesek te ayrılmak gerekliydi, sıkıntısız ve rahat bir yolculukla İstanbul’a vasıl olduk.

        Yeni yolculuklara sözleşerek ayrıldık…..

        Not, turun diğer resimlerini en kısa zamanda koyacağım ….

        Sevgilerle kalınız.

          Ananda'nın Feneri Uncategorized1 comment

          YAZ !!!

          Yaz halleri işte…. Her nedense tatlı bir tembellik oluşur insanda, Gershwin’in “Porgy and Bess” operasındaki ünlü klasiği “summertime” de anlattığı gibi “yaşam kolaydır”. Biraz çıplaktır, biraz uykulu, biraz mahmur ve biraz gezgin.

          Zannetmeyin ki bu rehavete kapıldık. Bizimki yoğun program aralığı oldu.

          Bu yaz oldukça yoğun bir programımız var, aşramda seans programından da gördüğünüz gibi herşey aynen devam ediyor.

          Diğer yandan Sapanca Nua da, Argedia ile birlikte yürüttüğümüz eğitim programları tüm haftasonunu kapsıyor ( aşramı ihmal etmeden tabii) . Çok keyifli çalışmalar yapıyoruz, gerek katılımcılar ve gerekse biz yeni yeni tecrübeler ediniyoruz. Otelin güzel spa imkanlarından da en iyi şekilde yararlanarak, tam bir arınma ve bilgilenme yapabiliyoruz.

          Diğer yandan mesela bu hafta olacağı gibi kendi kendimize, yaptığımız minik yoga gezileri ile açık havada prana ile bütünleşmeyi amaçlıyoruz. Gezilerimiz bir ticari organizasyon değil hepimiz cebimizdekini koyup bölüşüyor, böylece daha da keyifli oluyoruz.

          Yaz, yoga çalışmaları için bulunmaz bir nimettir, yukarıda da belirttiğim gibi açık havada, ayaklarınız çimlerin üzerinde asanalarını uygulayabilir; bir ağacın altında rahatça oturarak meditasyonlarını yapabilirsiniz.

          Özellikle ağaçların önemini unutmamak gerekir, ağaçlar uzun yılların bilge bekçileridir, onlar evrenle tam olarak bütünleşmiş canlılardır. Ben fırsat buldukca ağaçlara sarılırım, o tertemiz enerjilerini hisseder onularla bir olmaya çalışırım. Sevgiyi, sükuneti ve bilgeliği hissederim ağacın bedeninde. Evrene sarılmış gibi olurum, korkusuzca. Bu bakımdan ağaç meditasyonlarına çok önem veriri. Sizlere de tavsiye ederim. Ağaçları hissedin.

          Ayrıca aura görmek bakımından da ağaç inanılmazdır. Biraz gören bir göz, bir ağacın aurasını hemen farkedebilir. Onun muhteşemliği bakılmaya doyulmayacak hayret verici görsel bir ziyafet ve ruhsal bir yüceliştir.

          Sizlere bunları yazarken aşramdaki minik ofis odamızın yanında bulunan yüce bir ihlamır ağacı güzel kokuları ile bana yarenlik ediyor. İhtişamlı bedeni, güzel yaprakları ( yapraklarını döktüğünde de güzel oluyor) , kurumaya yüz tutmuş ıhlamurları ve huzurlu gölgesi ile üç apartmanın arasında dimdik ayakta, kimbilir neler görmüş geçirmiş. Zamanın bu diliminde de bize dost. Ağaç geçekten en güzel dost ve örnek.

          Hepimiz yüce birer ağaç gibi huzurlu, bilge ve faydalı olalım.

          Sevgiyle kalınız
          Ananda

            Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

            Yoga nidra, sohbet ve boyun meseleleri

            Sevgili dostlarım,

            Geçtiğimiz pazar günü mükemmel bir Yoga Nidra çalışması da yaptık. Uzun zamandır yapmayı istediğim ancak dün gerçekleşen çalışmamızda, herkes gene tüm disiplini ile birlikteydi. Çalışmamız mükemmel bir nizam içinde geçti. Genel ve bireysel deneyimler elde edildi.

            Tekrarını yapacağız, ama bu çalışmayı sonbahardan itibarem belirli aralıklarla; pazar akşam seanslarından sonraya koymaya karar verdim. Böylece önce uygualal yoga çalışmalarının da güzel etkisini hissedebileceğiz.

            Yoga Nidra çalışmasına katılan tüm arkadaşlara teşekkür ederim, kaçıranlardan aldığım mailler de üzülmüş olduklarını anladım, nerak etmesinler gene yapacağız elbette.

            Bir önceki yazımda bahsi geçen Bhairanga ve Antaranga yoga için pek çok mail aldım genelde mailler bu konuda daha önce bilgi almadıkları üzerine idi ama ben günlük yazı olarak yazdığımı ve de buradaki sohbetler sırasında da anlattığımı hatırlıyoru. Demekki yoganın derinliklerinde daha da fazla bilgiyi sizlerle paylaşmam gerekiyor. Peki merak etmeyi, mümkün olduğu kadar az karşılaşmış olduğunuz temel esasları çok detaylarına girmeden yazmaya gayret edeceğim.
            Yeter ki soracak sorunuz olsun sevgili dostlarım.
            Üst üste almış olduğum maillerde boyun problemleri ile ilgili sorular var. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, boyun bölgesi çok dikkat etmemiz gereken bir vücut parçasıdır, düşünün ki beyinden gelen tüm emirler bu köprüden geçerek tüm vücudumuza ulaşır.

            Boyun kolayca sakatlanabilen bir yapıya sahiptir. Ne yazık ki boyunda oluşabilecek sakatlıklar bazen tüm yaşam boyu insan üzerinde etki bırakmaktadır. Bu bakımdan çoık çok dikkatli olmamız gereklidir.

            Sorulan sorularda yoga ile nasıl tedavi edebilirim deniyor. Dostlarım her defasında söylüyorum gene hatırlatayım, ne ben doktorum ne de yoga böyle bir tedavi aracıdır. Bu şekilde yaklaşımlara asla inanmayınız. Sizi tedavi edecek kişiler tıp doktorlardır ( yani bazi tıp doktoru olmayan sahte yoga doktorları var da ayırt edeyim dedim) rica ederim tüm rahatsızlıklarınız için tıp doktorları ile görüşünüz. Sizler üzerinde tedavi yapmaya ehliyetli ve yetkili kişiler tıp doktorlarıdır.
            Peki o zaman yoga neye yarar ? yoga öncelikle sizin bedeninizi güçlendirerek bazı rahatsızlıkların kolayca oluşmamasını temin eder yani bir nevi aşı gibidir. Öte yandan bazı rahatsızlıklarınız olmuş ve bunlar tıbben tedavi edilmişse ve doktorunuz tarafından da tavsiye edilirse uygulanarak size güç verir. Fiziksel bakımdan budur. Net ve açık olarak….

            Boyun konusunda tedavi olarak değil ama herhangi bir rahatsızlığınız yoksa boynunuzu güçlü tutmak isterseniz bazı yogik önerilerim olabilir. En ufak bir probleminiz var ise uygulamayın ve doktorunuza danışın, o uygun görürse uygularsınız. Boynunuz rahatsızsa ve gene de uygularsanız sorumluluk kendinize aittir ( öyle şaklabanlıklar görüyorum ki bu uyarıları vazife olarak görüyorum).

            Aşağıda boyun çalışmaları ile ilgili bazı bilgileri bulabilirsiniz. Yukarıdaki önerilerimi unutmadan okuyun.
            YOGA ÇALIŞMALARI VE BOYUN

            Boyunun kassal ve kemiksel yapısındaki deformasyonlar genellikle, yanlış ayakta durma, yanlış yürüme, oturuş bozuklukları, çanta taşıma ve meslek itibarıyla oluşur, elbetteki çok basit gibi görünen trafik kazaları, düşmeler de bu konuda önemli etkenlerdendir. Ayrıca bedenin doğuştan sahip olabileceği özürler de var. Bunların haricinde boyun bölgesinde pek cok salgı bezi vs bulunmakta bunlardan kaynaklanan problemleri de gözardı etmemek gereklidir.

            Yoga çalışmaları ile pekçok sorunun üstesinden gelmek mümkündür. Bir konuyu unutmamak lazımdır bu da her türlü hastalıklarda muhakkak tıpta çare aranmalıdır. Modern tıbbın olanakları ve tedavi yöntemleri alda gözardı edilmemelidir. Özellikle her türlü hastalıkların akut durumlarında veya kriz durumlarında yoga uygulamalarını uygulamayınız.

            Boyun çalışmaları ile ilgili en önemli nokta yoga asanalarının uygulanması öncesindeki ısınma hareketleri ile başlar, muhakkak asanalar öncesi ısınma hareketleri yapınız bedeninizin her bölümünü asanalara hazır ediniz. Isınma prosedürü atlanmaması gereken bir konudur. Pek çok uygulayıcı bu adımı atlamak bir an önce asanaları uygulamak ister bu hayati bir yanlış olabilir. Umarım daha sonraki sayılarda ısınma hareketlerinden daha da geniş bahsetme olanağım olur. Bu bölümde yalnızca boyun kısmından sözedeceğim.

            Boyun ısınma egzersizleri :

            Hazırlık:

            Ayakta durunuz, ayaklarınız paralel ve yaklaşık bir ayak açıklıkta olmalıdır, (unutmayın ki boyun ve omurga rahatsızlıklarının pekçoğunun temelinde duruş bozuklukları yatar ayaklarınız paralel olmalı ve her iki ayağınız üzerine eşit olarak basmalısınız…) gözlerinizi kapayın, her türlü günlük düşünceleri bir tarafa bırakın tamamen çalışmanıza konsantre olun, kısa bir müddet bu şekilde durun.

            egzeresiz :
            yavaşca başınızı öne eğin, son derece yavaş ve kademesiz olarak önce sola, yavaşça geriye, sağa ve tekrar öne getirin sola duğru devam edin. Başınızı iyive esneterek uygulayın,sekiz tur bu şekilde çevirin daha sonra aynı uygulamayı sağa doğru yineleyin. Burada dikkat edeceğiniz konu egzersizi son derece yavaş yapmanızdır, tabir uygunsa “bir çiçeğin güneşe dönüşü kadar yavaş”.
            Burada bir konuyu hatırlatmadan geçemeyeceğim, bazı okullar başın bu şekilde döndürülmesi uygulamasını yaptırmıyorlar zira boynun son derece hasas olması nedeni ile atlas kemiği içerisinde bulunan sinirlerin zedeleneceğini düşünüyorlar ki eğer egzersizi hızlı yaparsanız böyle bir sıkıntı ile karşılaşabilirsiniz.
            Bu egzeresizi uygumanız sırasında boyun da bulunan Vişhudda Çakraya konsantrasyon yapın.

            egzersiz
            başın çevrilmesi hareketini uygulamıyacaksanız onun yerine konabilir, bu da başın sıkıca öne, gergince geriye, eğilmesi aynı şekilde sola ve sağa yatırılmasıdır.

            egzersiz
            beş hareketten oluşan bu egzersizde gene ayakta durun, başınızı iki kere sertçe sola, iki kere sağa, iki kere sol arka çapraza, iki kere sağ arka çapraza ve nihayet iki kere de geriye atın.
            Hareketleri sertçe hızlı olarak yapın ve başınızın tepesine Sahaşrara Çakraya konsantre olun. En az sekiz set bu beşli hareketi yapın

            egzersiz
            pandül, gözlerinizi kapatın ve alnınızın ortasına bakın, başınızı önce sola sonra sağa yavaştan hızlıya saat pandülü gibi sallayın . alnınızın ortasında ajna çhakraya konsantre olun

            Omurga çalışmaları :
            – sol ve sağ omuzun yukarı aşağı hareketlerini derin nefes ile yapın sol ve sağın bir kaldırılışını bir sayarak 10 kez tekrar edin

            – ellerinizi yere paralel olacak şekilde göğüs kafesinin önünde tutun parmak uçlarınız birbirine değsin, derin nefes alın vererek kolunuzu açıp sağa geriye doğru dönerek vücudunuzu esnetin ayaklar ve dizler sabit kalsın ve gözlerinizle parmak uçlarınızı takip edin, nefes alarak geriye dönün aynı şekilde bu defa sola döğru dönün sağ ve sol dönüşü bir sayarak 10 kez tekrar edin

            Ayrıca aşağıdaki temel yoga asanalarının uygulanması boyun için son derece faydalıdır.

            ASANALAR :

            – SURYA NAMASKARA ( güneşe selam ) 12 kez uygulama
            – VAJRASANA
            – SİMHASANA
            – SARVANGASANA
            – HALASANA
            – MATSYASANA
            – PAVANA MUKTASANA

            Asanaları çeşitlendirmek mümkündür, ancak başlangıçta bu basit ve rahat asanaların uygulanmasında fayda var.
            Asana uygulanışları sırasında bazı ekoller yoğun olarak nefes üzerinde dururlar, anck bizim ekolümüz nefesin tabii halini tercih ediyor. Elbette ki bu asanaların uygulanışında bazı farklılıklar okuldan okula ve hatta hocadan hocaya değişir. Diğer kaynakları da araştırarak size en uygun yöntemi kendinize uyarlayın.

            Asanaların haricinde özellikle Jalandra bandha da önemli bir çalışmadır, şöyle uygulayabikirsiniz: Derin bir nefes alın başınızı geriye doğru götürün daha sonra nefesinizi tamamen boşaltıp başınızı sıkıca öne eğin nefesinizi tutabildiğiniz kadar tutun ( kendinizi fazla zorlamadan) daha sonra aynı şekilde devam edin ve bunu 12 kez uygulayın.

            Sağlığımız açısından son derece de önemli olan boyun ve omurga problemlerimiz asla ihmal edilmemelidir. Hepinize sağlıklı günler dilerim.

            Ersin Ananda

              Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

              bhairanga/antaranga yoga

              Haydi bakalım tembellik ediyorum gibi geliyor, ilanları falan bırakalım da yoga felsefesi ile ilgili bir iki noktaya dönelim, eğer daha önce bahsettiysem kusura bakmayın ve gene okuyun, belki bu defa başka şeyler ifade eder.

              Geleneksel Ashtanga yoga / Raja yoganın temelinde sekiz basamak olduğu ve bu sekiz basamağın bir yoginin hayatında ona yol gösterici olduğunu biliyoruz. Bu sekiz basamağın ilk ikisi yap ve yapmalar. Yama- Niyamalar bunlara yogik ahlaki değerler diyebiliriz. Sonraki adım asana, yani duruş, yani yoga pozları. Bir sonraki pranayama yani nefes, nefes teknikleri. Daha sonra pratyahara. Bunu ben içe dönüş ve duyulara hakimiyet olarak adlandırıyorum. Yani varlığın içsel cevherini bulması. Ondan sonra da dharana, dhyana, samadhi.
              Bu sekiz basamağın yogayı tarifleri şöyle olabilir: Yoga chitta üzerinde –akıl düşünce yumağı -üzerinde hakimiyettir.
              Daha önce de ifade ettiğim gibi, bunu için iki temel yöntem var:

              1. Endirekt yolla akıl veya zihin üzerinde hakim olmak
              2. Direkt yolla akıl ve ya zihin üzerinde hakim olma.

              İşte raja/aştanga yoganın birinci bölümü yani yama, niyama, asana, pranayama ve pratyahara endirekt yolla aklı hakimiyet altına alan yöntemdir. Ki bu yönteme Bairanga Yoga denir. Niçin endirekt yöntemler? Yama, niyama, asana, pranayama ve pratyahara bunların her birinde dikkat ederseniz belirli bir alet var. Dış tesirler var ve fizik var. Yama – niyama niye var, bu dünya üzerindeki hal ve hareketlerimizi tanzim edici, onların uyum ve düzen içerisinde olmasını temin edici değerler. Asana duruş bedenimiz, fizik yapımız bu da bir alet. Bir varlık yalnızca ruh değil, yalnızca zihin değil, yalnızca beden değil. Zihni ve aklı bir kenara ayırıyorum, yalnızca beden değil, yalnızca ruh değil. Yalnızca süptil alemi ilgilendiren bir şey değil, sadece fizik alemi ilgilendiren bir şey değil. Bu bakımdan geriye doğru baktığımız zaman, dünya üzerindeki varlıkların gelişim skalasına, taş toprak alemi, bitki alemi, hayvan alemi ve insan alemi. Bunun içerisinde bir tane, seçme yasasını, karar vermeyi, ayırt etmeyi bilendir, bu da insandır.

              İşte fizik ve ruh olarak baktığımız zaman varlığa yalnızca birinden birine ait olmadığını görürüz. Yalnızca fizik değildir, yalnızca ruh değildir. Akıl arada olan başka bir şey. Bu bakımdan bizler fizik alemi içerisinde tekamül etmeye çalışan ruh varlıklarıyız. “Fizik alemi içerisinde tekamül yolunda giden ruh varlıklarız.” Kullandığımız araçlardan bir tanesi bedendir. Bir tanesi akıldır. Her ikisi de araçtır. Demek ki ben her ne kadar ruhsal bir varlık isem de, fizik alem içerisinde yaşamak durumundayım. Fizik alemi şartları ile tekamül etmek mümkündür Boşu boşuna bu dünyaya gelmiyoruz herhalde. Benim anladığım anlamda, ve benim içinde bulunduğum ekolün anladığı anlamda varlık tekamül sebebiyle bedenlenir. Şimdi burada reenkarnasyona filan girmeyeceğim. Ben fizik alemi öğreneceksem, bana en yakın fizik kendi bedenimdir. Yani öğreneceğim bir şeyler olabilir ama kendi bedenim ile tecrübe edeceğim her şey benim için çok daha yakın birinci derecede. Bu bakımdan asana var.

              Yani nedir? Varlık esnek , sağlıklı, dinç, güzel bir bedene sahip olur ki ruhsal gelişimini engelleyecek bir şeyler olmasın. Varlığımız üzerinde bir takım fiziksel eksiklikler ruhsal gelişmemizi engelleyebilir. Tabi çok çeşitli şartları olabilir. Bazen çok zenginlik bizim ruhsal çalışmamızı engelleyebilir. Ya da çok fakirlik engelleyebilir.. Bir hastalık engelleyebilir. Fizikten konuşalım, mesela günlük yaşantınızı yaşarken felç olursanız sizi başka yönde tekamül ettirir evet ama bir takım yönlerden de engeller. Bu bakımdan da fizik yapımızın iyi olması ki her türlü şart altında bedenimiz güçlü ve sağlıklı kalsın. O bakımdan asana var. Bu da bir alet. Şimdi aletleri sayıyoruz. Pranayama, nefes teknikleri, bedenle ilgili çünkü ciğeri kullanıyoruz. Evet, her ne kadar prana –evrensel yaşam enerjisi ise de… Benim pranayı içime çekmem, almam, pranayama koşada istifade ediyorum ama ciğerlerimden havayı souyarak oluyor bu. Pratyahara içe dönüş, akıl devreye giriyor burada. Ve bununla beraber gene bir alet kullanıyorum. Bhairanga Yoga yani bu ilk beş basamak yani endirekt yolla zihnin hakimiyet altına alınması.
              Bir de direkt yolla hakimiyet altına alınması var. Bunlar ne, dharana, dhyana ve samadhi. Yani konsantrasyon , meditasyon ve kozmik bilinç ile birleşme. Bunlar artık direkt tecrübeler. Mümkün olduğu kadar varlığımızın, öz benliğimizin işin içine girdiği yerler. Buna da Antaranga Yoga denir.

              Şimdi Raja Yoganın 8 basamaklı yol olarak biliriz, bu da kendi içinde bölünür. Demek ki hatha yoga Bairanga yoganın bir bölümü. Neden? Hatha yoga Raja yoganın ilk 5 basamağını içeren bir sistem. Hatha, hatırlıyorsunuz değil mi, ha- güneş tha ay, hatha yoga güneş ay yogası. Bu, bütün bu varlığımızın gelişimi içerisinde çeşitli yogalar olduğunu , bunların içerisinde illa asana olmayabileceğini, asana olmasa da yapılan şeyin yoga olduğunu hatırlamamız bakımından bizim için önemli. Yine dünkü konuşmalarımızda da hatırlattım bugün yine hatırlatayım, bhakti yoga’da asana yoktur, karma yogada asana yoktur, bunlar illa bir takım duruşların bulunması yoga demek değil. Bazı yoga çalışmaları içinde duruşlar olabilir. Ama içinde duruşlar olmayan çalışmaların yoga olmadığını söylemek, yalnızca asanaları yapmakla da yoga içerisindeyim demek yanlış. Ayrıca, hep söylediğim ve katılmadığım bir söylem var, “yoga yapıyorum.” spor yapıyorum gibi. Böyle bir şey yok. Yoga yapılmaz. Yoga yaşanır. Yoga yapamazsınız. ( Bir web sitesinde benim bu sözümü “yoga öğrenilmez yaşanır” şeklinde değiştirip “o zaman öğrenmeden nasıl yaşayacağız”diye hesapça dalga geçmiş bir zat, Türkçe’sinin eksikliğine yada cehaletine verdim yazık..

              Yapacağınız güzel bir takım jimnastik hareketleri. faydalı tabi. Bu bakımdan bir çalışma, bir yoga çalışması içerisinde yaşamsal felsefeyi barındırmıyorsa, bu felsefelerden uzak yalnızca beden üzerinde bir takım tasarruflardan oluşuyorsa, yoga değil. “Aman bacağımı ne güzel uzattım.” Hele hele daha kötü durumları var :” Bacağımızı kaldıralım, şimdi kalçamız inceliyorrr!!!” İyi! Bunu yaptıran bir sürü başka çalışma var. Kalça inceltmek, göbek inceltmek filan çalışması değil yoga. Yoga yapmakla yogi olunmuyor.

              Peki : “Neyi ne kadar iyi yaptığımızı nasıl bilebiliriz?”

              Neyi ne kadar iyi yaptığımız nasıl bilebileceğiz? Yogada rütbe olmaz. Yine döndük geldik bu konuya. Yogada insanların rütbeleri olmaz. Hani bir örnek verdik en büyük yogilerden Swami Sivananda, doktor. Tıp doktoru. Hiç siz bir yerde gördünüz mü, Dr. Swami Sivananda diye? Görmediniz. Dolayısıyla yogada rütbe olmayışını her yere uygulayabilirsiniz. Bu sebeple uygulamaların hepsi çok kifayetli ve hepsi de son derece kifayetsiz olabilir. Burada karar herhangi bir kişiye ait olamaz. Yani ben mesela bildiğim kadarıyla acizane bir yoga hocası olarak bakıp “sen bu işi iyi yapamıyorsun” diyemem. Çünkü ne yaşadığınızı bilemem. İçinizdeki değişimi ancak kendiniz hissedebilirsiniz. Dolayısıyla neyi ne kadar iyi yaptığınıza karar verecek olan sizsiniz. “Aman da ne güzel Sarvangasana yapıyorsunuz, çok iyi bir yogisiniz” diyemem. Belki hiç yapamayacaksınız Sarvangasanayı, ama yogayı yaşayacaksınız.

              Ne kadar insan varsa o kadar yoga vardır .

              Evet, Patanjali’ye sorulmuştur, kaç tane yoga vardır dünya üstünde diye. O da cevap vermiştir: “Dünya üzerinde kaç tane insan varsa o kadar yoga vardır.”

              Ne fena değil mi? tartı olmaz. Mesela çok yükseklerden bir hocanız, size göre gözünüzde çok büyüttüğünüz bir hocanız, -çünkü o ben yükseğim ilan demez çünkü, ihtiyacı yoktur çünkü, laf ile yüksek olması da ona bir değer kazandırmaz, o sizin ilerlemeniz için vardır ve hizmetkarınızdır. Yoga hocasının tek vazifesi hizmetkarınız olmaktır, başka bir şey yok, ne olursa olsun. En büyük guru olsun. Guru talebe olmadan işe yaramaz. Orada sana şunu diyebilir “Sen artık şu çalışmayı yap.” O görmüştür sizin belli çalışmalar içerisindeki gelişiminizi ve o çalışmalar içerisindeki durumunuzu, yeterliliğinizi, hiçbir zaman size “çok iyi oldu ,bak aferin” filan demez. Size ek bir çalışma verir, onu da devam ettirir. Ama bütün bunların neticesinde varlıksal şuurumuz her şeyden önce gelir ve biz kendimizin ne olduğunuz yine kendimiz biliriz. Kendimizin ne olduğunu bizden başkası bilemez.
              Mesela bazı insanlar vardır, dışarıdan -tabiri caizse- peygamber, ama içinde neler dönüyordur da bunu size göstermeyebilir. Ancak belli durumlarda anlayabilirsiniz. Ve de zaten adam “ben her şeyden ariyim filan diyorsa geçiniz. Çünkü onun herşeyden ari filan olduğunu kendisi karar vermeyecek, davranışları gösterecek.
              İnsanlar genelde fizikle ve fiziğin şartlarıyla ve akılla mağlup olurlar. O sebeple neyi ne kadar iyi yaptığımıza yine kendimiz karar vereceğiz, bunu kendimizi yüceltme ve bir şeylerle böbürlenmek için yapmayacağız. Bakın ruhsal hayatta, kartvizitiniz ve kartvizit üzerinde hangi üniversiteleri bitirdiğiniz, ve bu üniversiteleri ne kadar ne kadar iyi derecelerle tamamladığınıza, ya da önünüzde ne kadar uzun isimler olduğuna kimse bakmaz ki… Bu madde hayatı. Eğer böyle bir şeyler varsa bu madde hayatı için geçerli, bu madde hayatı için iyidir, ama ben bunun ancak madde olduğunu söylerim.

              Davranışlarımız ve hal ve havamız tavrımız etrafın bize karşı davranışları da bizim nereye geldiğimiz hakkında bir nosyon verir nereye geldiğimize dair. Ama bu bizi asla şımartmamalı asla kafi görmemeliyiz yetinmemeliyiz asla ortaya çıkıp da ben yogiyim ( bu arada yogi olmanın yetmediği bazı insanlar da var onlar kendilerine “üstün yogi”yim diyorlar umarım bir gün islah olurlar inanmayın böyle leflara yoga da böyle mertebeler yok) filan demeye gerek yok.
              İnsan olmamız yeterlidir.

                Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

                • Duyurular

                Descargar musica