Ananda’nın Feneri

Temizlik…

Temizlik…

Bir yoginin en temel kavramı temizliktir, Yama/Niyama kuralları içinde “saucha” ile temel temizlik olgusu daha en başta büyük bir önemle irdelenmiştir. Şu sutrayı hemen hatırlayalım

“Sattva shuddhi saumanasya ekagra indriya-jaya atma darshana yogyatvani cha……”

Kısacık bir cümle belki ama manası engin; “beden ve zihnin temizlenmesi ile, varlığa, sübtil mental özünün (sattva) saflığı (arılığı) gelir. Hoş ve iyi bir halde, tam konsanytrasyon ile duygular üzerindeki tam hakimiyet ve ustalık oluşur.”

Karmaşık gibi görünse de bu konuda geçmişteki sohbetlerimizden yola çıkarak net olarak anlaşıldığını düşünüyorum…

Demek ki neymiş, beden ve zihinde temizlik… Kişi bedensel temizliğe elbette önem vermeli, bu konuda asla tembellik etmemelidir.

limbs 1

Bilinen genel temizlik kuralları ve yoganın özellikle ayrıca önerdiği uygulamalar, temel olarak kriyalarda net olarak anlatılmıştır ayrıca pranayama teknikleri de temizlik açısından önem arzetmektedir.

Beden temizliği, fizik yapımızın bilfiil temiz olması olmasının haricinde, mental yapı üzerinde de etkindir.

Şöyle bir düşünün, bırakın toz toprak içinde çalışmak zorunda olmayı, normal şartlarda ofiste bile çalışırken, yollarda  gidip gelirken, toplu taşıma araçlarında, günün sıcağında su gibi terlemiş halinizde eve dönüşünüzde nasıl bir psikolojik durumdasınız… Kendinizi hemen duşa atmak istersiniz, eğer o vaziyette kalmak zorundaysanız nasıl da rahatsız hissedersiniz kendinizi… Bir türlü aklınızı başınıza toplayamaz ve gayet mutsuz olursunuz….

Bu kadar basit, hemen duşa girip temizlendiğinizde ise rahatlar, mutlulukla kendinizi yeniden doğmuş gibi hissedersiniz…

Aynı şey fırçalanmamış dişler için de geçerlidir, daha pek çok  halimizle muhakkak temizlenme dürtüsü içinde oluruz….

Şimdi bedensel olarak temiz olmamız bizi en azından belli bir rahatlık seviyesine getirdi.. peki zihnimizdeki pisliği ne yapacağız…

İşte en önemli noktalardan biri de bu… Akılda türlü pislikler bulundukça bedensel temizlik asla yeterli değildir. Bu durumda muhakkak her gün zihnimizi de temizlemek zorundayız. Aslında zihnimizi hiç kirletmememiz mümkün fakat günün şartları, yaşantımızdaki pek çok olay, onlara karşı verdiğimiz tepkiler vs zihnimizde arınması güç kirliliklere sebep olmaktadır.

Hiç bir varlık bu pisliğe, üstelik onu misli ile büyüterek yük gibi taşımaya layık değildir. Zihin temizliği varlıksal hafiflemenin, saflığın, paklığın temelidir. Ak olmak öyle isminin başına ak yazmakla olmuyor, aklık, paklık, bedende, zihinde ve ruhta varlığın kendi çabası ile oluşur.

Zira doğduğu andan itibaren varlık çevresindeki oluşlar ve ona verdiği tepkilerle devamlı bir kirlenme prosesi içindedir. Kimi varlık karma dediğimiz bu etki tepki meselesine, gayet net ve kesin bir set çeker. Çevreden sıçrayan kirleri, koymuş olduğu varlıksal kalkan ile uzakta tutar, onu püskürtür ve temiz kalır. Ya da bu kirler bir şekilde kendine bulaşmışsa onu belli çalışmalarla giderir gene saf ve tertemiz özbenliğine ulaşır mutluluk ve huzuru tadar.

Burada varlık kendi başınadır, tüm temizlik işlemlerini bizzat kendisi yapmak zorundanır, kimse kimseyi temizleyemez, böyle ilahi bir kudret de yoktur. Varlığımıza iyi ve doğru hasletler ilahi olarak zaten verilmiştir. Onu bulmak varlığın temel amaçlarındandır, Zira varlık seçme yasasına tabi olarak tüm fillerinden bizzat sorumludur. Dolayısı ile temizliğini de kendisi yapacaktır.

Yoga bu konuda kişiye, kriya tekniklerini, pranayamaları, asanaları, karma yogayı, elbette meditasyonu ve daha pek çok bireysel çalışmayı öneriyor… Ben yoga konusu üzerinden yazdığım için başka yöntemlere girmiyorum…

Seçmek ve uygulamak sizin elinizde, uygulayıcı kendinizsiniz. O zaman durmamalı ve tertemiz olmalı.

adil

Bu konuda bir çalışma yapalım şimdi; iş dönüşü eve geldiğinizde duşunuzu alın, kendinize on dakika ayırın, odanıza girin, kapıyı kapatın, rahatça oturun, bir kaç derin nefes alıp verin ve rahatlayın… Daha sonra o sabah uyandığınız andan itibaren, günü hatırlayın, sizi rahatsız eden şeyleri, onların sebeplerini ve sonuçlarını düşünün… ama bunu sanki dışarıdan bakan üçüncü bir şahıs gibi yapın ve olayları tartıya koyun. Haklı ve haksız olduğunuz konuları tam, değişmez ve saf bir yargılamaya tabi tutun, Sakın bir tarafın savcısı veya yargıcı olmayın, dediğim gibi saf, tarafsız ahlakın hassas ve net terazisi olun ( bir kere saf ve şaşmaz terazi olmayı başardığınızda tüm kararlarınızın doğru olacağını göreceksiniz ). Adil olabilme varlığınızın vazgeçilmezi olsun..Neyse, tartı sonuçlarını iyice algılayın yanlışları düzeltin, ama bunlar için artık gereksizce üzülmeyin sadece ders alın, arının ve o andan sonrasına tertemiz devam edin.

Göreceksiniz çalışmanın sonunda bir kuş kadar hafif ve özgür olacaksınız….

Bir noktayı atlamamak lazım, en büyük kirletici etken kıskançlıktır. Kıskançlık o derece ağır bir elemandır ki, bundan arınmak pek zordur. Neyi, niçin kıskanıyoruz, nasıl oluyor da bu şekilde kendimizden geçerek hırs içinde bunalıyor olmadık hallere geliyoruz… inanılır gibi değil, unutmayın ki her varlık hak ettiğini yaşar, o nedenle daha iyisini hak etmek istiyor isek, bunun için çalışmalıyız, tertemiz bir zihin ile çalışmalı ve hak etmeliyiz. Ruhsal yaşamda liyakat esastır. Çıkarı için başkalarına zarar vermeden ahlak yolu ile yoğun bir çalışma ise karma yoganın temelini teşkil eder. Bir yogi için kıskançlık kabul edilebilir bir durum değildir… Hak ederiz, hakkımız olanla mutlu oluruz, gereksizi istemeyiz, saf ve tertemiz olarak elde ettiklerimiz, saf ve tertemiz olarak hakkımız olanlardır.

Tertemiz ve huzur dolarak sevgi ile kalınız.

    Ananda'nın Feneri0 comments

    Yoga Halleri

    Sevgili dostlarım,

    Şu anda yaşadığımız yerde yoga  oldukça revaçta insanlar onu hayatlarının içinde bir yere koymuşlar gibi görünüyor. Daha bu kasabaya ilk geldiğimizde girişte bizi koskoca bir power yoga tabelası karşılamıştı. Daha sonra çeşitli yoga stüdyoları, bol bol da bikram usulü hot yoga merkezleri bulunmakta.

    Hele bir yoga stüdyosu gezdik ki zannederim dünyada eşi benzeri az bulunur, 6 adet salon her biri yaklaşık yüze metrekare, masaj odaları, meditasyon odaları, duşlar, vs. ile devasa birşeydi.

    Dün gece saatlerinde kasaba merkezindeydik, zannederim saat 22.30 cıvarlarıydı, ana cadde üzerinde, tabelasında birşey yazmayıp, pek anlam veremediğim bir işaret olan bir dükkanın önünden geçerken, içeriden gelen mikrofon ile konuşan ses ve karanlık salondan sızan çeşitli ışıklar dikkatimi çekti.

    Gayrı ihtiyarı kapıdan içeri baktığımda, görüğüm manzara şuydu : bir konsol önünde DJ müzik yapıyor, içeride zannederim 20-25 kişi, ortam adeta gece klübü gibi, hani bildiğiniz, tabibi caiz ise; “ cıs tak cıs tak” müzik…

    İçeride çoğunluğu kadınlardan oluşan grubun üzerinde tayt kıyafetler, bileklerinde, kollarında ve ayak bileklerinde geceleri yanan fosforlu, floresan bilezikler, sargılar……

    Grubun başında yönetici durumunda olan ve onun yardımcısı kadınlar ise kulaklıklı mikrofonları ile, “şimdi denge pozuna geciyoruuuuuuuz”, “kolları kaldıııııırrryukarııııı”, “şimdi sağa sola sallaaaaaa” falan şeklinde komutlar veriyor… daha sonra bildiğiniz yoga asanaları devam eden bir koreografi ile devam ediyor ???? !!!!!!…………..

    Anlayamadım tabii 38 yıldır bu konuların içindeyim, bu tarz bir yoga çalışmasını ilk defa görüyorum…. Hayır, hayır kimseyi ermek değil maksadım, ama samimi söyliyeyim “vay be dedim, yoga nerelere gitmiş”…. Elbette buradaki başka yoga çalışmalarını daha tam olarak görmedim, koşuşturmadan ancak yavaş yavaş vakit bulabiliyoruz bakınmaya…. fakat şurası bir gerçek ki, ben geleneksel yogadan yanayım, bu nedenle de burada da yapacağım çalışmalar bu yönde olacak… Bakalım buralarda nasıl karşılanacak ama benim ödün vermeye niyetim yok.

    Bizim yöntemimize göre yoga asanaları, uzun süreli sabit duruşlar ile yapılmalıdır, bu şekilde uygulayıcı hem dayanıklı, hem huzurlu, hem sabit ve hemde esnek bir bedene ve zihne sahip olur. Varlığımızın özü, ruhumuzda bı değerlerein hepsi bulunmaktadır, ancak yaşadığımız madde hayatı maalesef bize onları unutturuyor, hatta bir müddet sonra sanki önlar hiç yokmuş gibi yaşamaya devam ediyor, işin fenası da bunu gerçek hayat zannediyoruz.. Ne yazık !!!!

    Dostlarım yoga felsefesi varlığın hiç bir konuda tüketim içinde olmamasını öğütler, bu nedenle yaşam tarzımız, bedensel ve aklî yapımız ile, gereksiz tüketimden uzaklaşmalıyız, sakın bunu herşeyi biriktirelim anlamında düşünmeyin, bize ne lazım ise ona sahip olmak ve gereksiz ağırlıklarıdan kurtulmak temel fikrimiz olmalıdır.

    Bunuyalnızca fiziksel madde olarak almamalı, zihinsel faaliyetlerimizde de gereksiz depolamalardan uzaklaşmalıyız, o zaman hayat çok daha basit, yaşanılası ve kolay oluyor. Bir önceki yazımda da belirttiğim üzere tüketmeye bayıldığımız bir başka konu da zamandır, asla tüketmemeli onu en faydalı şekilde kullanmalıyız.

    Şimdi durun ve düşünün, daha sonra bulunduğunuz yere bir bakın, ne kadar gereksi bazı birikimler olduğunu göreceksiniz, onlar için ne gereksiz paralar, zamanlar, hırslar harcadığınızı idrak etmeye çalışın. Yaşam zor değil onu zorlaştıran ve bazı noktalarda dayanılmaz hale getiren gene bizleriz. Oysa bize bahşedilen zaman o kadar az ki ( ama şimdi bana reenkarnasyon falan demeyin ) … Yaşamımız kıymetli ve az, o nedenle onu tüketmemeli en faydalı şekilde kullanmalıyız.

    Gereksiz hırslar, bitmeyen kıskançlıklar, anlamsız sevgisizlikler, işte tükenmişliğe giden yolun vazgeçilmez kilometre taşları, bunlar için uykusuz geçen geceler, gözyaşları, sinir ilaçları vesaire… Değer mi ? asla !

    Şimdi bu fazlalıkları atmanın zamanıdır, madde ile ilişkimiz az ve öz olmalı, düşüncelerimiz fuzuli ağırlıkların ataleti ile bizi istemediğimiz yönlere çekmemelidir. Sevdiklerimiz, ve bize gerçekten gereken madde ile kolay rahat ve huzurlu bir yaşam o kadar da zor değil….

    İşte bu nedenle, siz siz olun, asanaları zamanı ve bedeni harcayarak değil, sukunetle, uzun uzun , esneklikle, tam bilincine vararak uygulayın… Unutmayın maddeyi anlamak ve onu faydalı kullanmak için gene maddeden ders almalıyız, bize en yakın madde ise kendi vücudumuzdur….

    Hadi bakalım gelelim bu haftanın asanasına, sizlerden ricam, bu hafta,  bol bol trikonasana çalışmanız hem denge ve hem de manipura çakra için çok önemli….

    http://www.yogaturk.com/yoga/asana/yoga-asanalari/trikonasana/

    Her zamanki gibi duygu ve düşüncelerinizi bana yazmaya devam edin lütfen…

    Sağlık ve sevgilerle kalın…

    .Trikonasana_2-506x380

      Ananda'nın Feneri0 comments

      YAZ ÇALIŞMALARINA DEVAM

      Sevgili dostlarım,

      Bir önceki çalışma konusunda gönderdiğiniz maillere ve sizlerden gelen güzel enerjilere çok çok teşekkür ederim…

      Gördüğüm kadar memleket oldukça sıcak ve rutubetli, ama bu yoga çalışmalarımızı engelleyecek bir durum olmamalı, rutinimizden ayrılmamaya çalışmalıyız…

      Bakın, bir gün yirmi dört saat  bu zamanın içinde kimbilir ne kadar boş harcanmış vakit vardır. Bence söylebebilecek en kötü söz “vakit öldürmektir” ne demek vakit öldürmek nasıl olur bu en kıymetli olguyu öldürmek. Bizler doğduğumuz andan itibaren kaçınılmaz sona zaman ve mekan eksenleri üzerinde gitmekteyiz, üztelik zaman bizim için en kıymetli şey olmalı, onu asla boş yere harcamamalı ve asla “öldürmemeliyiz” … Zamanı daha iyi anlamak ve onu daha iyi ve faydalı kullanmak bizler için en önemli fikir olmalıdr.

      Zamanın nasıl da çabuk geçtiğini anlamak için şöyle geriye dönüp bir bakın, çocukluğunuz, ilk gençliğiniz dün gibi değil mi ? mesela, yıllar önce gerçekleştirdiğimiz ilk yoga kamplarımızı düşünün, daha yeniymiş gibi geliyordur ama bakın kaç seneler geçmiş, hadi onu bir tarafa koyalım, son yoga kampımızdan bu güne altı ay geçti…..

      Zamanı iyi kullanmak onun bir anını bile boş yere harçamamak, hele hele “zaman öldürmek” gibi kavramları aklından çıkarmak bir yoginin temel kavramlarından olmalı… faydalı ve iyi kullanılmış bir zaman bizler için en büyük değerdir.

      Bu zaman konusunu muhakkak aklınızda tutun şimdi, zira birazdan gene geleceğim….

      Umarım surya namaskara çalışmalarınızı yapmaya devam etmektesiniz, muhakkak atlanmamamsı gereken bir çalışma da özellikle bu yaz aylarında bize mükemmel destek olan pranayama uygulamalarıdır.

      pranayama_icon

      Gayet iyi hatırladığınıza inandığım anulama-viloma tekniğini ( burun deliklerimizi sıra ile kapattığımız yöntem ) muhakkak uygulayın

      Bu bunaltıcı havalarda bizi serinletecek bir yöndem de köpek nefesidir, kısaca hatılatayım, ister yere bağdaş kurarak ( sukhasana ) ya da dizlerinizin üzerinde  ( vajrasana ) ya da dizlerinizin üzerinde ama dirsekleriniz yerde ön kollarınız ileri doğru ve avuçlarınız yere basılı olarak durun, dilinizi iyice çıkarın ve ağzınızdan hızlı hızlı nefes alıp verin, hatılaması kolay sokaklarda köpeklerin nasıl yaptığına bakmanız yeterli….

      Haydi o zaman kendimize bu haftalık  bir program yapalım,

      1-      Sabahları surya namaskara yaptığınız varsayıyorum J

      2-      Günün herhangi bir saatinde, önce;

       

      • Ayakta durun ve gözlerinizi kapatın, sakinleşin ve çalışmanıza başlayın…
      • Sadece boyun ısınması yapın
      • Daha sonra Talasana (ayaklar paralel eller avuclar birbirine bakacak şekilde yukarıda ) çalışırken yalnız anüs kasımızın kasılmasıyla ashwini mudra yapıyoruz
      • Daha sonra vajrasana ya da sukhasana
      • Ve bahsettiğim teknikleri kullanarak ) pranayama
      • Çalışmamızı 10 dakikalık bir shavasana ile bitirelim.

       savashana

      Zamanı aklınızda tutun demiştim, bugün sizlere bir çalışmayı hatırlatmak istiyorum.

      367

      Rahatça oturun, iskemlede olabilir, karşınıza saniyeli bir saat koyun, bir kaç dakika boyunca saatin saniyesini izleyin, onu adeta ezberleyin.

      Daha sonra gözlerinizi kapatın ve saniyeyi kapalı olan gözlerinizle zihninizde çalışır vaziyette canlandirin. Gözlerinizi açın ve zihin saatiniz ile fiziksel saatin aynı olup olmadığını kontrol edin

      Bakalım ne derece başarılı olacaksınız, bu konsantrasyon çalışması size mükemmel bir zaman kavramı verecektir….

      Dostlarım, çalışmaları ile ilgili sorularınız olur ise her her zamanki gibi bana info@yogaturk.com adresinden mail atarak ulaşabilirsiniz….

      Asla çalışmalarınız aksatmayın, iyi bir karma yogi olmaya da devam edin.

      Sevgiyle kalınız…

        Ananda'nın Feneri0 comments

        Yaz Çalışmaları

        Sevgili dostlarım,

        Yaz ayları geldiğinden eski yeni pek çok dostumuz hatta benimle çalışmayıp konuyu internet vs gibi başka mecralardan takip eden yoga sevdalılarından gelen standart bir mail vardır.

        “ Hocam yaz geldi yoga çalışmalarına gidemiyoruz, hava sıcak, izne çıkacağız, çocuğun okulu kapandı evde ben artık vakit bulamıyorum; simdi ne yapmam lazım ? ”

        Ne diyeyim şimdi ? “ eh! Artık yaz gelmiş sonbahara kadar yoga çalışmalarına ara verin mi ?

        Bir kere şunu belki bininci defa hatırlatayım, yoga sadece asanalar demek değil, zaten spor gibi yoga çalışması yapıyorsanız ne uğraşıyorsunuz ? gidin spor salonlarında klimalı ortamda, sosyalleşip serinletici sıvılar içerek sporunuz yapın, haaa! Yaparken de kulağınızda kulaklık ile müzik yada önünüzde açık tv olsun olur mu ? ….

        Dostlarım, hiç bir şey yapamazsanız karma yoga çalışmalarınıza devam edin, meditasyonlarınızı yapın özellikle pranayama çalışın ama tabii asanalarınızı uygulamanızda da bir sakınca yok. Elbette genel sağlık koşullarınızı gözönüne alarak, kendinize zarar vermeden…

        Tüm asanaları uygulayabilirsiniz ya da belli bir asanayı seçip o gün onu uygulayın, tatilde de olsanız yaz günlerinde evde de bulunsanız rahatlıkla çalışmalarınıza devam edin.

        Ya geçen yaz ya da ondan önceki hatırlayamadım, bu günlükten sizelere günlük programlar vermiştim, o şekilde yapabilirsiniz…

        Bu arada bence özellikle havanın henüz serin olduğu saatlerde muhakkak surya namaskara çalışmanızı tavsiye edeceğim… Asla terkedilmemesi gereken insane can veren bu çalışmayı keyifle uygulamaya devam edin. Sabah bu çalışmayı yapmanız sizi bezdirici yaz sıcaklarında bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak besleyecek, yaşam sevinci verecek ve yükseltecektir.

        Bildiğiniz gibi ben sizlerle yaptığımız çalışmalar sırasında, mantralara pek girmezdim, ama haydi sizlere bir kez daha surya namaskara mantralarını hatırlatayım. Her bir namaskaraya ( on iki tekrarın her hiri ) başlamadan once ilgili mantrayı söyleyin.sun

        Çalışmaya başlamadan önce :

        Bir başlangıç bölümü vardır, burada dünyamızın varoluş sebebi güneşe teşekkür edilir

        Neyse dönelim mevzuya, bu ön bilinçlenme sekansında, güneşten, “altın küresini bir kapak gibi açarak özünde sakladığı  gerçeğe ulaştırması” istenir

        Sanskritçesi şudur :

         hiranmayena patrena / satyasyapihitam mukham 

        tat tvam pushann apavrinu / satya-dharmaya drishtaye

        Daha sonra bildiğiniz 12 tekrar kısmına geçilir, ancak burada da kök mantraları kullanabilir ayrıca güneşin bir özelliğini hatırlayabilirsiniz..

        Once kök mantralar ile başlayalım :

        1-      hram

        2-      hrim

        3-      hrum

        4-      hraim

        5-      hroum

        6-      hrah

        Bu mantraların başına evrensel manta Om konulur,

        Yoga geleneğinde bu mantraların şu organları uyardığına inanlır:

         

        • Om : Tüm yaşamsal organlar, beyini kalp be mideyi uyarır

         

        • Hram : Beyin, kalp, solunum organlar ( burun, nefes borusu, gırtlak, akcığerler, göğüs kafesi ve üst kaburgalar

         

        • Hrim : Boğaz bölgesi, damak, kalp, solunum ve sindirim organları

         

        • Hrum : Karaciğer, dalak, mide, solar pleksüs, üreme organları, rahim ve bağırsaklar

         

        • Hraim : Böbrekler

         

        • Hrah : göğüs kafesi, boyun.

        Gelelim güneşin on iki özelliğine

        1-      Dost olan

        2-      Övülen

        3-      Uyaran

        4-      Parlaklık ve güzellik veren

        5-      Duyuları canlandıran

        6-      Besleyen

        7-      Verdiği güç ile yaşam enerjisini artıran

        8-      Şifa veren

        9-      Çekici olan

        10-   Var eden

        11-   Saygın olan

        12-   Aydınlatan

        sun1

        Bunların kullanılısı ise, on iki tekrarın her birine  başlamadan önce,

        1. Om Hram Mitraya Namaha

        2. Om Hrim Ravaye Namaha

        3. Om Hrum Suryaya Namaha

        4. Om Hraim Bhanave Namaha

        5. Om Hroum Khagaya Namaha

        6. Om Hrah Pushne Namaha

        7. Om Hram Hiranyagarbhaya Namaha

        8. Om Hrim Marichaye Namaha

        9. Om Hrum Adityaya Namaha

        10. Om Hraim Savitre Namaha

        11. Om Hroum Arkaya Namaha

        12. Om Hrah Bhaskaraya Namaha

        Surya namaskara uygulaması için şu hatırlatmaları tekrar yapayım…

        • http://www.yogaturk.com/yoga/asana/yoga-asanalari/surya-namaskara/  linkini tıklayarak surya namaskara bilgi ve resimlerine ulaşabilirsiniz.
        • Öncelikle mideniz boş olsun, ya da en azından yemeklerden  4 saat sonra uygulayın
        • Genelde sabahları tecih edin ama mecbursanız günün diğer saatlerınde de çalışabilirsiniz,
        • Açık havada uygulamak tercih edilir ama imkan yok ise odanızın iyice havalandırılmış olmasına özen gösterin.
        • Tek başınıza da grup ile de uygulayabilirsiniz, unutmanyın grup halinde uygulamalar daha yoğun enerji üretir.
        • Uygulamadan yarım saat önce veya sonra yıkanın
        • Periyod doneminde kadınlar uygulamamalıdır, ayrıca, ben hamilelikte de uygulanmaması taraftarıyım.
        • Omurga sorununuz ya da yüksek tansiyonunuz veya kendinizce süphelendiğiniz bir sağlık sorununuz var ise muhakkak hekiminize başvurup onun olurunu alarak çalışın.
        • Hafif ve rahat kıyafetleri tercih edin.
        • Uygulama sırasında muhakkak bedeninizin her noktasını iyice hissedin.
        • Mantraları söylemek mecburiyetinde değilsiniz, sadece genelbilgi olarak verdim
        • Surya namaskara bir tapınma değildir, olsa olsa yeni doğan güne ve ona uyanışımıza bir teşekkür ve günlük yaşantımıza bedensel ve zihinsel bir hazırlıktır.

        ( Aman cok rica ederim, bilumum malum zevat, gene ortalara çıkıp, amanııın bu tapınmadııır din elden gidiyooor!!! falan diye bana tehditkar mailer atmasın, akıllı olun kimsenin dini ile alıp veremediğimiz yok, burada yazan iki satır ile inancınızı terkedecekseniz zaten diyecek bir sözüm yok, istemiyorsanız okumayın… tekrar söyliyeyim yoga bir din değildir. )

         

          Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

          Merhabalar…Teşekkürler…

          Sevgili dostlar, son postumda sizlere veda etmiştim. Bu elbette sınırlı süreli bir veda idi. Ancak bu sure boyunca gelen mailleriniz, güzel duygu ve düşünceleriniz için ne kadar teşekkür etsem azdır.

          Demek ki geçem 23 yıl boyunca kopmayacak bağlar oluşturmuşuz. İnanır mısınız ? hala cep telefonundan arayan dostlarımız, ders saati soran mailleriniz ardı arkası kesilmeden geliyor.

          Şimdi bir durumumuza bakalım…

          Kaivalya Yogashram İstanbul çalışmalarının bir bölümü yaptığımız Rishikesh yoga kampı ile sona ermiş idi. Ancak yogun istekleriniz üzerine Mihri Hoca’mız çalışmalara nisan itibarıyla devam ettirme kararı aldı, yaz süresince tatile giren program sonbaharda gene devam edecek. Bu bakımdan Kaivalya Yogashram tamamen kapandı diye bir düşünceniz olmasın.

          Sonbahar ile birlikte yeni ders ve çalışma programını sizlere buradan duyuracağız.

          Mihri hocamızın grupları gene o çok sevdiğiniz çalışma yöntemleri ve yeni bazı katkılar ile devam edecek.

          Bendeniz  Türkiye dışında olacağımdan fiziksel olarak belki az görüşebileceğiz. Ancak çalışmalarım ve derslerim bulunduğum yerde de eylül itibarıyla devam edecek size gerekli bilgileri aktaracağım. Daha sonra Türkiye ziyaretlerimde yoğunlaştırılmış yoga kampları düzenleyeceğim. Bu, biraz vakit alacak ama gene beraber olacağız.

          Çok sorulan sorulardan biri de Hindistan yoga kamplarımızın geleceği ile ilgli. Bu konuda çalışmalarım sürmekte sizlere geniş bilgileri önümüzdeki sezonda ileteceğim ve kamplarımız gene olacak…Biran zaman ihtiyaç var sadece.

          Buradan sizlere çok daha sıklıkla yogik bilgiler ve felsefi yaklaşımlar aktarmaya devam edeceğim. Bununla ilgili başka düşüncelerim de var ama onlar sürpriz olsun acele etmeyelim.

          Dostlarım yoga çalışmalarında yapılan en büyük hata, O’nun sadece fiziksel hareketler olduğunu düşünmektir. Unutmayın ki yoga asanaları bir yoga yolunun üçüncü basamağından ibarettir. Elbette çok çok önemlidir ama yoga salt asanalar değildir. Bu nedenle özellikle karma yoga çalışmalarına çok önem vermenizi özellikle bu sıcak yaz günlerinde sizlerden rica ederim.

          Diğer taraftan meditatif çalışmalar hem bizzat kendimiz hem de gene çalkantılar geçirmekte olan toplumumuz ve dünya için önemlidir. Zira meditasyonda bulunan bir kişinin yaydığı olumlu enerjiler yakın uzak tüm çevre tarafından alınmaktadır…. Lütfen düzenli olarak meditasyonlarımıza devm edelim ve aksatmamaya özen gösterelim.

          Bu arada sevgili öğrencim Ergin tavsiyemi uygulamak üzere yaklaşık bir buçuk yıldan uzun olmak üzere yoğun bir eğitim için Hindistan’a gitti ve eğitimine başladı, kendisinin çok başarılı olacağından, bayrağı devralacağından eminim. Gitmeden önce ve hatta gittiği ilk günlerde sitemizin yenilenmesi için çok yoğun çalıştı ve yetiştirdi. Ona çok çok teşekkür edip lütfen bu postu okuduğunuzda 2 dakikalık sevgi enerjisi gönderiniz, muhakkak alacak ve gücü hissedecektir..

          Şimdilik bu kadar hemen yeni konularla sizlerle birlikte olacağım lütfen sorularınızı herzamanki mail adresimiz olan info@yogaturk.com a gönderiniz muhakkak cevaplarım.

          Sevgilerle kalınız….

            Uncategorized0 comments

            Hoşça kalın……………Teşekkürler.

            Sevgili dostlar,

            Kaivalya Yogashram’ın İstanbul macerası, 1989 yılında bir evin salonunda yogaya gönül vermiş 4 kişi ile başlamıştı. İlgilenenlerin çokluğu ve çalışmaların keyfi 1990 yılında resmi kuruluş ile devam etti….

            Zaman içinde, Anadolu Yakasının tek yoga stüdyosu olan bu mekanda, katılımcılar çığ gibi büyüdü. Mekan değiştirildi, genişledi, neredeyse haftanın her günü her saatte seanslar yapıldı. Aşram içinde ve dışında pek çok çalışmalar, konferanslar, eğitimler, seyahatler, yoga kampları derken 23 yıldır yağmur, çamur, kar, aşırı sıcaklar demeden devam etti…

            Kimi günler aşrama sığamadık. Her zaman, büyük sevgi ile birbirimizi kucakladık, hiç bir zaman bir ticarethaneye dönüşmedik. Binlerce insan dostumuz oldu, bazı günler maillere yetişemedik. Her zaman geleneksel yogadan bahsettik, asla dinsel öğretiler olmadı konuşmalarımızda.

            Çalışmalarımıza katılan pek çok dostumuzun bugün, yoga öğretmeni olarak eğitim verdiklerini görmek bizler için en büyük armağandır, bizden aldıkları bayrağı çok daha ileri taşıyacaklarına eminiz.

            Artık çalışmalara gelemeyenler bile her zaman dost bildikleri bizleri aradılar, hep bağlantı içinde kaldık.

            Şubat ayının ilk haftası gene grup halinde Hindistan Yoga Kampı düzenliyoruz, dönüşte İstanbul’daki çalışmalarımızı sonlandırıyoruz. Kaivalya Yogashram’ın bundan sonra yoluna Toronto’da devam edecek.
            Orada da elimizden geldiğince, gücümüz yettiğince, bilgimiz elverdiğince yoğun çalışmalarımıza devam edeceğiz. Burada da Mihri Hoca’mız yeni çalışma programı ile yeni bşr mekanda kısa bir süre sona Kaivalya Yogashram çalışmalarına devam edecek

            Elbette, bu web sitemiz ve bloglarımız daha da canlanarak yayınlarına devam edecek, ayrıca bir internet radyosu kurma çalışmalarımız da devam etmekte. Sizlerle en azından siber ortamda pek çok kanaldan irtibat içinde olacağız. O çok sevdiğimiz, e-maillerinize her zamanki gibi muhakkak cevap vermeye devam edeceğiz….

            İstanbul’daki dostlarımızdan ayrılmak elbette çok zor, ama en azından yılda bir yoga kamplarımız devam edecek…

            Şimdi tüm dostlarımıza, bu 23 yıldır bizimle birlikte yürüdükleri için çok teşekkür ederiz, sevgilerini, sırtımızdan eksik olmayan ellerini her zaman hissedeceğiz.

            Mottomuzu tekrarlayalım, “yoga yapılmaz yaşanır”….

            Bir kere daha hepinize çok teşekkürler, sağlıcakla ve sevgi ile kalınız….

            Ersin “Ananda” Saran

              Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

              Bayram tatili …vs..

              Sevgili dostlarımız….

              Uzun süreli bir bayram tatili var önümüzde….
              Gördüğüm kadarı ile pek çok kimse “pastırma yazını” değerlendirecek faaliyetler için İstanbul dışına çıkıyor… Aşramımız 24-30 ekim tarihleri arasında tatil 31 ekim itibarıyla normal programlarımızla devam edeceğiz…

               Yeni Mekanımız oldukça müsait gene de yoğun ve ileri dereceli hatta deneysel bu çalışmalarımızı maksimum 10 kişlilik gruplarla sınırladık… Şu anda da gruplarımız dolu, yeni katılmak isteyenlerle ön görüşme yapıyor ve uygun ise çalışmalarımıza belli bir seviyeden başlıyoruz… Herkes memnun.

              Eski katılımcılardan ricamız gelmek istediklerinde önceden bizi aramaları, elbette onlar için bir ayarlama yapar, keyifle devamlarını sağlarız….

              Şimdiden keyifli, sağlıklı bir tatil diliyoruz, dönüşte çalışmalarımızı tüm yoğunluğu ile sürdüreceğiz….

              Sevgiyle kalınız…

                Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

                • Duyurular

                Descargar musica