Category Archives

Ananda’nın Feneri

Ersin Ananda Saran’ın Düşünce Paylaşımı

KAZDAĞLARI

Sevgili dostlarım,

Aşramımızın seyahat ekibi gene yollara düştü geçen haftasonu için……

Biz bu gibi gezileri ticari olarak görmediğimizden, keyifle işleri bölüştük, hepimiz cebimizden paramızı koyduk, keyifle gittik ve geldik 17 kişi……

Programı zaten daha önceden belirlemiştik, en rahat edeceğimiz, bizelere huzur katacak olan yeri “Zeytinbağı’nı ” seçmiştik. Biz daha önce de orada bulunduğumuzdan, zaten bu keyifli yer için hiç bir şüphemiz yoktu ama tüm arkadaşlar da unutulmaz anılara sahip oldu, hem Kazdağlar’ında ve hemde Zeytinbağı’nda ( Zeytinbağı’na siz de gitmek isterseniz sitemizin ana sayfasındaki linkini tıklayın)

İki minibüs kiraladık, birinin şoförlüğünü ben diğerininkini ise sevgili Tuğrul yaptı. araç organizasyonunu ben, feribot organizasyonunu tuğrul ve otel organizasyonunu ve mali işleri Pınar yaptı herşey tam bir uyum içinde yürüdü.
Öğleden sonra aşramın arka bahçesinden başladık yolculuğa, telaşsız bir sürüş ile feribota geldik ve güle oynaya Bandırmaya ulaştık. Elbette susurluktan geçerken tost ve ayran faslımız oldu.

Zeytinbağı’na gece vardık. Bizi sevgili Nejla hanım güzelce karşıladı daha sonra odalarımıza yerleştirdiler. Tabi hemen bahçede toplanıp, yorgunluk attık.

Ertesi sabah keyifli bir yoga çalışması ile başladı. Daha sonra ise Zeytinbağı’nın o hiç bir yerde bulunmaz kahvaltısı ile mest olduk. Kahvaltının muhteşemliğini nasıl anlatayım bilemiyorum. Ama tek kelime ile hiç bir yerde bulunamaz diyorum gene….

Kahvaltı bittiğinde safari araçlarımız bizi bekliyordu, Demre Tur’un sahibi Adem bey in liderliğinde tarihi Çanakkale yolunu ( ilk hali ile duruyor hala) takiben Kazdağlarına tırmandık, Milli Parka girişimizde biraz soluklanıp manzaraya hayran hayran baktık.

Daha sonra yolumuza devam ederek yaklaşık 1000 metre den ünlü kanyonu izledik. Tertemiz havayı içimize çekerek. Yüce Kazdağları, kadim İda

Safarinin ilk bölümünün sonunda öğlen saatlerinde dinlenme noktamıza geldik. Tanya ve ben yolları bildiğimizden hemeeeeen koşturarak şelalelerin göletler oluşturduğu yere atlaya zıplaya ulaştık.

Hava oldukça sıcak olduğu halde bu zümrüt yeşili sulara girmek biraz yürek istiyordu buuuuz gibi idi sular ve kristal berraklığında…. çocuklar gibi şen olduk, Asanalar yaptık, sularda yuvarlandık, tepelere tırmanıp sulara atladık, herkes çocuk oldu ki, bu benim en istediğim şeydir hep…

Sonrasında bizim için özellikle sebzelerden ağırlıklı (egenin güzel) yemekleri bizi bekliyordu. Sonrasında keyifli sohbetler çaylar ve kahveler…

Dönüşte, kanyonun kaşı tepesinde durduk ve Mihri Hocamız bize etkili bir Pranayama çalışması yaptırdı. Zaten bulunduğumuz yerin yüksek enejisi ile dolan bedenlerimiz muhteşem titreşimlerle tabiri caiz ise akord edildi.

Dönüş yolunda Adem bey bize bu bölgenin milli park oluşu ile neleri kazandığımızı en ince detayları ve istatistiki bilgileri ile anlattı. Sonra eski Altınolukta, koruk ve karadut suları içtik, buralarda bulamayacağımız kurutulmuş ege otları aldık.

Zeytinbağı’na dönüşümüzde güzel bir akşam yoga çalışması yaptık. Herkes tüm ciddiyeti ile katıldı ve hep birlikte huzur içinde gücü hissettik…

Kısa bir dinlenmeden sonra sıra akşam yemeğine gelmişti, işte hepimizi mest eden yemeğimizi Erhan beyin muhteşem mutfağının gene söylemeden geçemeyeceğim hiç bir yerde bulunamaz soframızın başında önce gözlerimiz, sonra karnımız ve dahası ruhumuz doydu.

Sevgili Tuncel beyin huzur verici varlığı, Menend hanımın güler yüzü, Nejla hanımın her istediğimizi anında yerine getirmesi, Erhan beyin yemeklere verdiği sevgi ve yardımcılar Zarife hanım ile Mustafa, bizim çocuksu afacan huzurumuzu öyle güzel tamamladı ki…..

Paylaşarak huzur içinde uyuduk her biri ayrı güzel odalarımızda.

Ertesi sabahımız gene güneşe selam ile başladı, daha sonra Sevgili Tuncel Kurtiz, bir sohbet esnasında bizlere Kazdağını hem anlattı hem yaşattı bizi dağ ile bir ve bütün yaptı. Kaz bütünleşmesinde bize doğaç pranayamayı her yönü ile adeta öğretti… Koca Çınar…. güzel insan.

Gene inanılmaz kahvaltı ( bu defa ben çok kaçırdım ama öyle muhteşemdi ki).

Sonrasında Menend hanımın tarifini alıp, fener burnundan koyuverdik kendimiziegenin pırıl pırıl sularına attık kendimizi. Hem denize girdik hem hem meditasyonlar ve hem de bandhalar yaptık.

Su gibi akan zaman bizi geriye döndürdüğünde yol öncesi bir ziyafet bekliyordu gene bizleri. Hiç istemesek te ayrılmak gerekliydi, sıkıntısız ve rahat bir yolculukla İstanbul’a vasıl olduk.

Yeni yolculuklara sözleşerek ayrıldık…..

Not, turun diğer resimlerini en kısa zamanda koyacağım ….

Sevgilerle kalınız.

Ananda'nın Feneri Uncategorized1 comment

YAZ !!!

Yaz halleri işte…. Her nedense tatlı bir tembellik oluşur insanda, Gershwin’in “Porgy and Bess” operasındaki ünlü klasiği “summertime” de anlattığı gibi “yaşam kolaydır”. Biraz çıplaktır, biraz uykulu, biraz mahmur ve biraz gezgin.

Zannetmeyin ki bu rehavete kapıldık. Bizimki yoğun program aralığı oldu.

Bu yaz oldukça yoğun bir programımız var, aşramda seans programından da gördüğünüz gibi herşey aynen devam ediyor.

Diğer yandan Sapanca Nua da, Argedia ile birlikte yürüttüğümüz eğitim programları tüm haftasonunu kapsıyor ( aşramı ihmal etmeden tabii) . Çok keyifli çalışmalar yapıyoruz, gerek katılımcılar ve gerekse biz yeni yeni tecrübeler ediniyoruz. Otelin güzel spa imkanlarından da en iyi şekilde yararlanarak, tam bir arınma ve bilgilenme yapabiliyoruz.

Diğer yandan mesela bu hafta olacağı gibi kendi kendimize, yaptığımız minik yoga gezileri ile açık havada prana ile bütünleşmeyi amaçlıyoruz. Gezilerimiz bir ticari organizasyon değil hepimiz cebimizdekini koyup bölüşüyor, böylece daha da keyifli oluyoruz.

Yaz, yoga çalışmaları için bulunmaz bir nimettir, yukarıda da belirttiğim gibi açık havada, ayaklarınız çimlerin üzerinde asanalarını uygulayabilir; bir ağacın altında rahatça oturarak meditasyonlarını yapabilirsiniz.

Özellikle ağaçların önemini unutmamak gerekir, ağaçlar uzun yılların bilge bekçileridir, onlar evrenle tam olarak bütünleşmiş canlılardır. Ben fırsat buldukca ağaçlara sarılırım, o tertemiz enerjilerini hisseder onularla bir olmaya çalışırım. Sevgiyi, sükuneti ve bilgeliği hissederim ağacın bedeninde. Evrene sarılmış gibi olurum, korkusuzca. Bu bakımdan ağaç meditasyonlarına çok önem veriri. Sizlere de tavsiye ederim. Ağaçları hissedin.

Ayrıca aura görmek bakımından da ağaç inanılmazdır. Biraz gören bir göz, bir ağacın aurasını hemen farkedebilir. Onun muhteşemliği bakılmaya doyulmayacak hayret verici görsel bir ziyafet ve ruhsal bir yüceliştir.

Sizlere bunları yazarken aşramdaki minik ofis odamızın yanında bulunan yüce bir ihlamır ağacı güzel kokuları ile bana yarenlik ediyor. İhtişamlı bedeni, güzel yaprakları ( yapraklarını döktüğünde de güzel oluyor) , kurumaya yüz tutmuş ıhlamurları ve huzurlu gölgesi ile üç apartmanın arasında dimdik ayakta, kimbilir neler görmüş geçirmiş. Zamanın bu diliminde de bize dost. Ağaç geçekten en güzel dost ve örnek.

Hepimiz yüce birer ağaç gibi huzurlu, bilge ve faydalı olalım.

Sevgiyle kalınız
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Yoga nidra, sohbet ve boyun meseleleri

Sevgili dostlarım,

Geçtiğimiz pazar günü mükemmel bir Yoga Nidra çalışması da yaptık. Uzun zamandır yapmayı istediğim ancak dün gerçekleşen çalışmamızda, herkes gene tüm disiplini ile birlikteydi. Çalışmamız mükemmel bir nizam içinde geçti. Genel ve bireysel deneyimler elde edildi.

Tekrarını yapacağız, ama bu çalışmayı sonbahardan itibarem belirli aralıklarla; pazar akşam seanslarından sonraya koymaya karar verdim. Böylece önce uygualal yoga çalışmalarının da güzel etkisini hissedebileceğiz.

Yoga Nidra çalışmasına katılan tüm arkadaşlara teşekkür ederim, kaçıranlardan aldığım mailler de üzülmüş olduklarını anladım, nerak etmesinler gene yapacağız elbette.

Bir önceki yazımda bahsi geçen Bhairanga ve Antaranga yoga için pek çok mail aldım genelde mailler bu konuda daha önce bilgi almadıkları üzerine idi ama ben günlük yazı olarak yazdığımı ve de buradaki sohbetler sırasında da anlattığımı hatırlıyoru. Demekki yoganın derinliklerinde daha da fazla bilgiyi sizlerle paylaşmam gerekiyor. Peki merak etmeyi, mümkün olduğu kadar az karşılaşmış olduğunuz temel esasları çok detaylarına girmeden yazmaya gayret edeceğim.
Yeter ki soracak sorunuz olsun sevgili dostlarım.
Üst üste almış olduğum maillerde boyun problemleri ile ilgili sorular var. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, boyun bölgesi çok dikkat etmemiz gereken bir vücut parçasıdır, düşünün ki beyinden gelen tüm emirler bu köprüden geçerek tüm vücudumuza ulaşır.

Boyun kolayca sakatlanabilen bir yapıya sahiptir. Ne yazık ki boyunda oluşabilecek sakatlıklar bazen tüm yaşam boyu insan üzerinde etki bırakmaktadır. Bu bakımdan çoık çok dikkatli olmamız gereklidir.

Sorulan sorularda yoga ile nasıl tedavi edebilirim deniyor. Dostlarım her defasında söylüyorum gene hatırlatayım, ne ben doktorum ne de yoga böyle bir tedavi aracıdır. Bu şekilde yaklaşımlara asla inanmayınız. Sizi tedavi edecek kişiler tıp doktorlardır ( yani bazi tıp doktoru olmayan sahte yoga doktorları var da ayırt edeyim dedim) rica ederim tüm rahatsızlıklarınız için tıp doktorları ile görüşünüz. Sizler üzerinde tedavi yapmaya ehliyetli ve yetkili kişiler tıp doktorlarıdır.
Peki o zaman yoga neye yarar ? yoga öncelikle sizin bedeninizi güçlendirerek bazı rahatsızlıkların kolayca oluşmamasını temin eder yani bir nevi aşı gibidir. Öte yandan bazı rahatsızlıklarınız olmuş ve bunlar tıbben tedavi edilmişse ve doktorunuz tarafından da tavsiye edilirse uygulanarak size güç verir. Fiziksel bakımdan budur. Net ve açık olarak….

Boyun konusunda tedavi olarak değil ama herhangi bir rahatsızlığınız yoksa boynunuzu güçlü tutmak isterseniz bazı yogik önerilerim olabilir. En ufak bir probleminiz var ise uygulamayın ve doktorunuza danışın, o uygun görürse uygularsınız. Boynunuz rahatsızsa ve gene de uygularsanız sorumluluk kendinize aittir ( öyle şaklabanlıklar görüyorum ki bu uyarıları vazife olarak görüyorum).

Aşağıda boyun çalışmaları ile ilgili bazı bilgileri bulabilirsiniz. Yukarıdaki önerilerimi unutmadan okuyun.
YOGA ÇALIŞMALARI VE BOYUN

Boyunun kassal ve kemiksel yapısındaki deformasyonlar genellikle, yanlış ayakta durma, yanlış yürüme, oturuş bozuklukları, çanta taşıma ve meslek itibarıyla oluşur, elbetteki çok basit gibi görünen trafik kazaları, düşmeler de bu konuda önemli etkenlerdendir. Ayrıca bedenin doğuştan sahip olabileceği özürler de var. Bunların haricinde boyun bölgesinde pek cok salgı bezi vs bulunmakta bunlardan kaynaklanan problemleri de gözardı etmemek gereklidir.

Yoga çalışmaları ile pekçok sorunun üstesinden gelmek mümkündür. Bir konuyu unutmamak lazımdır bu da her türlü hastalıklarda muhakkak tıpta çare aranmalıdır. Modern tıbbın olanakları ve tedavi yöntemleri alda gözardı edilmemelidir. Özellikle her türlü hastalıkların akut durumlarında veya kriz durumlarında yoga uygulamalarını uygulamayınız.

Boyun çalışmaları ile ilgili en önemli nokta yoga asanalarının uygulanması öncesindeki ısınma hareketleri ile başlar, muhakkak asanalar öncesi ısınma hareketleri yapınız bedeninizin her bölümünü asanalara hazır ediniz. Isınma prosedürü atlanmaması gereken bir konudur. Pek çok uygulayıcı bu adımı atlamak bir an önce asanaları uygulamak ister bu hayati bir yanlış olabilir. Umarım daha sonraki sayılarda ısınma hareketlerinden daha da geniş bahsetme olanağım olur. Bu bölümde yalnızca boyun kısmından sözedeceğim.

Boyun ısınma egzersizleri :

Hazırlık:

Ayakta durunuz, ayaklarınız paralel ve yaklaşık bir ayak açıklıkta olmalıdır, (unutmayın ki boyun ve omurga rahatsızlıklarının pekçoğunun temelinde duruş bozuklukları yatar ayaklarınız paralel olmalı ve her iki ayağınız üzerine eşit olarak basmalısınız…) gözlerinizi kapayın, her türlü günlük düşünceleri bir tarafa bırakın tamamen çalışmanıza konsantre olun, kısa bir müddet bu şekilde durun.

egzeresiz :
yavaşca başınızı öne eğin, son derece yavaş ve kademesiz olarak önce sola, yavaşça geriye, sağa ve tekrar öne getirin sola duğru devam edin. Başınızı iyive esneterek uygulayın,sekiz tur bu şekilde çevirin daha sonra aynı uygulamayı sağa doğru yineleyin. Burada dikkat edeceğiniz konu egzersizi son derece yavaş yapmanızdır, tabir uygunsa “bir çiçeğin güneşe dönüşü kadar yavaş”.
Burada bir konuyu hatırlatmadan geçemeyeceğim, bazı okullar başın bu şekilde döndürülmesi uygulamasını yaptırmıyorlar zira boynun son derece hasas olması nedeni ile atlas kemiği içerisinde bulunan sinirlerin zedeleneceğini düşünüyorlar ki eğer egzersizi hızlı yaparsanız böyle bir sıkıntı ile karşılaşabilirsiniz.
Bu egzeresizi uygumanız sırasında boyun da bulunan Vişhudda Çakraya konsantrasyon yapın.

egzersiz
başın çevrilmesi hareketini uygulamıyacaksanız onun yerine konabilir, bu da başın sıkıca öne, gergince geriye, eğilmesi aynı şekilde sola ve sağa yatırılmasıdır.

egzersiz
beş hareketten oluşan bu egzersizde gene ayakta durun, başınızı iki kere sertçe sola, iki kere sağa, iki kere sol arka çapraza, iki kere sağ arka çapraza ve nihayet iki kere de geriye atın.
Hareketleri sertçe hızlı olarak yapın ve başınızın tepesine Sahaşrara Çakraya konsantre olun. En az sekiz set bu beşli hareketi yapın

egzersiz
pandül, gözlerinizi kapatın ve alnınızın ortasına bakın, başınızı önce sola sonra sağa yavaştan hızlıya saat pandülü gibi sallayın . alnınızın ortasında ajna çhakraya konsantre olun

Omurga çalışmaları :
– sol ve sağ omuzun yukarı aşağı hareketlerini derin nefes ile yapın sol ve sağın bir kaldırılışını bir sayarak 10 kez tekrar edin

– ellerinizi yere paralel olacak şekilde göğüs kafesinin önünde tutun parmak uçlarınız birbirine değsin, derin nefes alın vererek kolunuzu açıp sağa geriye doğru dönerek vücudunuzu esnetin ayaklar ve dizler sabit kalsın ve gözlerinizle parmak uçlarınızı takip edin, nefes alarak geriye dönün aynı şekilde bu defa sola döğru dönün sağ ve sol dönüşü bir sayarak 10 kez tekrar edin

Ayrıca aşağıdaki temel yoga asanalarının uygulanması boyun için son derece faydalıdır.

ASANALAR :

– SURYA NAMASKARA ( güneşe selam ) 12 kez uygulama
– VAJRASANA
– SİMHASANA
– SARVANGASANA
– HALASANA
– MATSYASANA
– PAVANA MUKTASANA

Asanaları çeşitlendirmek mümkündür, ancak başlangıçta bu basit ve rahat asanaların uygulanmasında fayda var.
Asana uygulanışları sırasında bazı ekoller yoğun olarak nefes üzerinde dururlar, anck bizim ekolümüz nefesin tabii halini tercih ediyor. Elbette ki bu asanaların uygulanışında bazı farklılıklar okuldan okula ve hatta hocadan hocaya değişir. Diğer kaynakları da araştırarak size en uygun yöntemi kendinize uyarlayın.

Asanaların haricinde özellikle Jalandra bandha da önemli bir çalışmadır, şöyle uygulayabikirsiniz: Derin bir nefes alın başınızı geriye doğru götürün daha sonra nefesinizi tamamen boşaltıp başınızı sıkıca öne eğin nefesinizi tutabildiğiniz kadar tutun ( kendinizi fazla zorlamadan) daha sonra aynı şekilde devam edin ve bunu 12 kez uygulayın.

Sağlığımız açısından son derece de önemli olan boyun ve omurga problemlerimiz asla ihmal edilmemelidir. Hepinize sağlıklı günler dilerim.

Ersin Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

bhairanga/antaranga yoga

Haydi bakalım tembellik ediyorum gibi geliyor, ilanları falan bırakalım da yoga felsefesi ile ilgili bir iki noktaya dönelim, eğer daha önce bahsettiysem kusura bakmayın ve gene okuyun, belki bu defa başka şeyler ifade eder.

Geleneksel Ashtanga yoga / Raja yoganın temelinde sekiz basamak olduğu ve bu sekiz basamağın bir yoginin hayatında ona yol gösterici olduğunu biliyoruz. Bu sekiz basamağın ilk ikisi yap ve yapmalar. Yama- Niyamalar bunlara yogik ahlaki değerler diyebiliriz. Sonraki adım asana, yani duruş, yani yoga pozları. Bir sonraki pranayama yani nefes, nefes teknikleri. Daha sonra pratyahara. Bunu ben içe dönüş ve duyulara hakimiyet olarak adlandırıyorum. Yani varlığın içsel cevherini bulması. Ondan sonra da dharana, dhyana, samadhi.
Bu sekiz basamağın yogayı tarifleri şöyle olabilir: Yoga chitta üzerinde –akıl düşünce yumağı -üzerinde hakimiyettir.
Daha önce de ifade ettiğim gibi, bunu için iki temel yöntem var:

1. Endirekt yolla akıl veya zihin üzerinde hakim olmak
2. Direkt yolla akıl ve ya zihin üzerinde hakim olma.

İşte raja/aştanga yoganın birinci bölümü yani yama, niyama, asana, pranayama ve pratyahara endirekt yolla aklı hakimiyet altına alan yöntemdir. Ki bu yönteme Bairanga Yoga denir. Niçin endirekt yöntemler? Yama, niyama, asana, pranayama ve pratyahara bunların her birinde dikkat ederseniz belirli bir alet var. Dış tesirler var ve fizik var. Yama – niyama niye var, bu dünya üzerindeki hal ve hareketlerimizi tanzim edici, onların uyum ve düzen içerisinde olmasını temin edici değerler. Asana duruş bedenimiz, fizik yapımız bu da bir alet. Bir varlık yalnızca ruh değil, yalnızca zihin değil, yalnızca beden değil. Zihni ve aklı bir kenara ayırıyorum, yalnızca beden değil, yalnızca ruh değil. Yalnızca süptil alemi ilgilendiren bir şey değil, sadece fizik alemi ilgilendiren bir şey değil. Bu bakımdan geriye doğru baktığımız zaman, dünya üzerindeki varlıkların gelişim skalasına, taş toprak alemi, bitki alemi, hayvan alemi ve insan alemi. Bunun içerisinde bir tane, seçme yasasını, karar vermeyi, ayırt etmeyi bilendir, bu da insandır.

İşte fizik ve ruh olarak baktığımız zaman varlığa yalnızca birinden birine ait olmadığını görürüz. Yalnızca fizik değildir, yalnızca ruh değildir. Akıl arada olan başka bir şey. Bu bakımdan bizler fizik alemi içerisinde tekamül etmeye çalışan ruh varlıklarıyız. “Fizik alemi içerisinde tekamül yolunda giden ruh varlıklarız.” Kullandığımız araçlardan bir tanesi bedendir. Bir tanesi akıldır. Her ikisi de araçtır. Demek ki ben her ne kadar ruhsal bir varlık isem de, fizik alem içerisinde yaşamak durumundayım. Fizik alemi şartları ile tekamül etmek mümkündür Boşu boşuna bu dünyaya gelmiyoruz herhalde. Benim anladığım anlamda, ve benim içinde bulunduğum ekolün anladığı anlamda varlık tekamül sebebiyle bedenlenir. Şimdi burada reenkarnasyona filan girmeyeceğim. Ben fizik alemi öğreneceksem, bana en yakın fizik kendi bedenimdir. Yani öğreneceğim bir şeyler olabilir ama kendi bedenim ile tecrübe edeceğim her şey benim için çok daha yakın birinci derecede. Bu bakımdan asana var.

Yani nedir? Varlık esnek , sağlıklı, dinç, güzel bir bedene sahip olur ki ruhsal gelişimini engelleyecek bir şeyler olmasın. Varlığımız üzerinde bir takım fiziksel eksiklikler ruhsal gelişmemizi engelleyebilir. Tabi çok çeşitli şartları olabilir. Bazen çok zenginlik bizim ruhsal çalışmamızı engelleyebilir. Ya da çok fakirlik engelleyebilir.. Bir hastalık engelleyebilir. Fizikten konuşalım, mesela günlük yaşantınızı yaşarken felç olursanız sizi başka yönde tekamül ettirir evet ama bir takım yönlerden de engeller. Bu bakımdan da fizik yapımızın iyi olması ki her türlü şart altında bedenimiz güçlü ve sağlıklı kalsın. O bakımdan asana var. Bu da bir alet. Şimdi aletleri sayıyoruz. Pranayama, nefes teknikleri, bedenle ilgili çünkü ciğeri kullanıyoruz. Evet, her ne kadar prana –evrensel yaşam enerjisi ise de… Benim pranayı içime çekmem, almam, pranayama koşada istifade ediyorum ama ciğerlerimden havayı souyarak oluyor bu. Pratyahara içe dönüş, akıl devreye giriyor burada. Ve bununla beraber gene bir alet kullanıyorum. Bhairanga Yoga yani bu ilk beş basamak yani endirekt yolla zihnin hakimiyet altına alınması.
Bir de direkt yolla hakimiyet altına alınması var. Bunlar ne, dharana, dhyana ve samadhi. Yani konsantrasyon , meditasyon ve kozmik bilinç ile birleşme. Bunlar artık direkt tecrübeler. Mümkün olduğu kadar varlığımızın, öz benliğimizin işin içine girdiği yerler. Buna da Antaranga Yoga denir.

Şimdi Raja Yoganın 8 basamaklı yol olarak biliriz, bu da kendi içinde bölünür. Demek ki hatha yoga Bairanga yoganın bir bölümü. Neden? Hatha yoga Raja yoganın ilk 5 basamağını içeren bir sistem. Hatha, hatırlıyorsunuz değil mi, ha- güneş tha ay, hatha yoga güneş ay yogası. Bu, bütün bu varlığımızın gelişimi içerisinde çeşitli yogalar olduğunu , bunların içerisinde illa asana olmayabileceğini, asana olmasa da yapılan şeyin yoga olduğunu hatırlamamız bakımından bizim için önemli. Yine dünkü konuşmalarımızda da hatırlattım bugün yine hatırlatayım, bhakti yoga’da asana yoktur, karma yogada asana yoktur, bunlar illa bir takım duruşların bulunması yoga demek değil. Bazı yoga çalışmaları içinde duruşlar olabilir. Ama içinde duruşlar olmayan çalışmaların yoga olmadığını söylemek, yalnızca asanaları yapmakla da yoga içerisindeyim demek yanlış. Ayrıca, hep söylediğim ve katılmadığım bir söylem var, “yoga yapıyorum.” spor yapıyorum gibi. Böyle bir şey yok. Yoga yapılmaz. Yoga yaşanır. Yoga yapamazsınız. ( Bir web sitesinde benim bu sözümü “yoga öğrenilmez yaşanır” şeklinde değiştirip “o zaman öğrenmeden nasıl yaşayacağız”diye hesapça dalga geçmiş bir zat, Türkçe’sinin eksikliğine yada cehaletine verdim yazık..

Yapacağınız güzel bir takım jimnastik hareketleri. faydalı tabi. Bu bakımdan bir çalışma, bir yoga çalışması içerisinde yaşamsal felsefeyi barındırmıyorsa, bu felsefelerden uzak yalnızca beden üzerinde bir takım tasarruflardan oluşuyorsa, yoga değil. “Aman bacağımı ne güzel uzattım.” Hele hele daha kötü durumları var :” Bacağımızı kaldıralım, şimdi kalçamız inceliyorrr!!!” İyi! Bunu yaptıran bir sürü başka çalışma var. Kalça inceltmek, göbek inceltmek filan çalışması değil yoga. Yoga yapmakla yogi olunmuyor.

Peki : “Neyi ne kadar iyi yaptığımızı nasıl bilebiliriz?”

Neyi ne kadar iyi yaptığımız nasıl bilebileceğiz? Yogada rütbe olmaz. Yine döndük geldik bu konuya. Yogada insanların rütbeleri olmaz. Hani bir örnek verdik en büyük yogilerden Swami Sivananda, doktor. Tıp doktoru. Hiç siz bir yerde gördünüz mü, Dr. Swami Sivananda diye? Görmediniz. Dolayısıyla yogada rütbe olmayışını her yere uygulayabilirsiniz. Bu sebeple uygulamaların hepsi çok kifayetli ve hepsi de son derece kifayetsiz olabilir. Burada karar herhangi bir kişiye ait olamaz. Yani ben mesela bildiğim kadarıyla acizane bir yoga hocası olarak bakıp “sen bu işi iyi yapamıyorsun” diyemem. Çünkü ne yaşadığınızı bilemem. İçinizdeki değişimi ancak kendiniz hissedebilirsiniz. Dolayısıyla neyi ne kadar iyi yaptığınıza karar verecek olan sizsiniz. “Aman da ne güzel Sarvangasana yapıyorsunuz, çok iyi bir yogisiniz” diyemem. Belki hiç yapamayacaksınız Sarvangasanayı, ama yogayı yaşayacaksınız.

Ne kadar insan varsa o kadar yoga vardır .

Evet, Patanjali’ye sorulmuştur, kaç tane yoga vardır dünya üstünde diye. O da cevap vermiştir: “Dünya üzerinde kaç tane insan varsa o kadar yoga vardır.”

Ne fena değil mi? tartı olmaz. Mesela çok yükseklerden bir hocanız, size göre gözünüzde çok büyüttüğünüz bir hocanız, -çünkü o ben yükseğim ilan demez çünkü, ihtiyacı yoktur çünkü, laf ile yüksek olması da ona bir değer kazandırmaz, o sizin ilerlemeniz için vardır ve hizmetkarınızdır. Yoga hocasının tek vazifesi hizmetkarınız olmaktır, başka bir şey yok, ne olursa olsun. En büyük guru olsun. Guru talebe olmadan işe yaramaz. Orada sana şunu diyebilir “Sen artık şu çalışmayı yap.” O görmüştür sizin belli çalışmalar içerisindeki gelişiminizi ve o çalışmalar içerisindeki durumunuzu, yeterliliğinizi, hiçbir zaman size “çok iyi oldu ,bak aferin” filan demez. Size ek bir çalışma verir, onu da devam ettirir. Ama bütün bunların neticesinde varlıksal şuurumuz her şeyden önce gelir ve biz kendimizin ne olduğunuz yine kendimiz biliriz. Kendimizin ne olduğunu bizden başkası bilemez.
Mesela bazı insanlar vardır, dışarıdan -tabiri caizse- peygamber, ama içinde neler dönüyordur da bunu size göstermeyebilir. Ancak belli durumlarda anlayabilirsiniz. Ve de zaten adam “ben her şeyden ariyim filan diyorsa geçiniz. Çünkü onun herşeyden ari filan olduğunu kendisi karar vermeyecek, davranışları gösterecek.
İnsanlar genelde fizikle ve fiziğin şartlarıyla ve akılla mağlup olurlar. O sebeple neyi ne kadar iyi yaptığımıza yine kendimiz karar vereceğiz, bunu kendimizi yüceltme ve bir şeylerle böbürlenmek için yapmayacağız. Bakın ruhsal hayatta, kartvizitiniz ve kartvizit üzerinde hangi üniversiteleri bitirdiğiniz, ve bu üniversiteleri ne kadar ne kadar iyi derecelerle tamamladığınıza, ya da önünüzde ne kadar uzun isimler olduğuna kimse bakmaz ki… Bu madde hayatı. Eğer böyle bir şeyler varsa bu madde hayatı için geçerli, bu madde hayatı için iyidir, ama ben bunun ancak madde olduğunu söylerim.

Davranışlarımız ve hal ve havamız tavrımız etrafın bize karşı davranışları da bizim nereye geldiğimiz hakkında bir nosyon verir nereye geldiğimize dair. Ama bu bizi asla şımartmamalı asla kafi görmemeliyiz yetinmemeliyiz asla ortaya çıkıp da ben yogiyim ( bu arada yogi olmanın yetmediği bazı insanlar da var onlar kendilerine “üstün yogi”yim diyorlar umarım bir gün islah olurlar inanmayın böyle leflara yoga da böyle mertebeler yok) filan demeye gerek yok.
İnsan olmamız yeterlidir.

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

08.05.2007

Sevgili dostlarım,

geçtiğimiz pazar gününü de keyifli bir cyclic meditation ( bir türlü güzel Türkçe’leştiremediğimden böyle yazıyorum) ve onu takip eden integral yoga çalışması ile geçirdik. Yoğun geçen cumartesi ve pazar günleri bizlere güzel bilgi ve tecrübeler yaşatıyor.

Cumartesi günleri iki yoga çalışması arasında yapmış olduğumuz yoga sohbetleri, benim çok mutlu olduğum çalışmalar. Bu çalışmalar gerek felsefeyi ve gerekse bizlerin günlük yaşamlarımıza uygulanışı ile aldığımız tecrübeleri paylaştığımız, keyifli bilgilendirici ve düşündürücü saatleri kapsamakta. Bazen o konuşmalardaki tek bir konu bile aklımızda tüm bir hafta boyunca, gelişiyor ve netleşiyor. Ne güzel…

Kaivalya Yogashram, adını bizzat verdiğim bu 17 yıllık oluşum bildiğiniz gibi dışarıda bulunan herhangi bir merkezin veya kişinin yurdumuzdaki uzantısı değil. Öyle olmamasına da özellikle özen gösterdin yıllarca. Zira burada yaptığımız çalışmalar geleneksel yoga öğretisi baz alınarak, gayet açık ve net olarak pozitif bilimin ışığı altında yapılmaktadır.

Yıllarca alınan tecrübe ve bilgiler, en saf ve tarafsız şekilde sentezlenmiş, her türlü dinsel veya benzeri dogmatik yapı ayrıştırılmış ve geleneksel yogik yaklaşım ile sürdürülmektedir. Her zaman da bahsetiğimiz gibi yoga bir din değildir, olsa olsa bu felsefenin yeşerdiği alanlardaki bazı dinler yogadan etkilenmişlerdir.

Din kısmı bizi hiç ilgilendirmiyor. bu bakımdan da çok rahatız. Temeli bireyin kişisel gelişimi ve böylelikle yükselmesi olarak alırız. Bireysel olarak gelişmiş, bedeni sağlıklı, bilim yolunda yürüyen, aklı başında, düşüncelerinde adil ve özgür ruhunun farkında olan bir kişilik elbette toplum içinde faydalı bir kişiliktir. Bu bakımdan her zaman söylediğim gibi, bir takım metafizik dedikodular ile dünya ve ötealem ile uğraşacağımıza öncelikle kendimiz ile uğraşmalı ve kendimizi, içimizde bulunan o cevherin farkında olmalı ve varlığımızı fiziksel, zihinsel ve ruhsal bakımdan tam olarak tanımaya özen göstermeliyiz.
Aksi taktirde, varlığı isbatlanmamış çeşit çeşit bilgi ile aklımızı karıştırarak, az olan zamanımızı gereksiz yere sarfetmiş oluruz.

Yoga’nın en güzel tarafı, kendimizi her bakımdan en iyi şekilde tanımamıza ve böylece de geliştirmemize imkan vermesidir. daha doğrusu tamamen bunun üzerine inşa edilmiştir. Kişi kendini tanıyarak evreni de tanımış olur, “yukarıda var olan her şey aşağıda da vardır” prensibini unutmama gerekir. “Mikrokozmos, makrokuzmosun minik ölçekli bir eşidir”…

Çalışmalarımıza bu yaz da aralıksız olarak devam edeceğiz, arada bazı küçük yoga seyahatlerimiz olacak umarım başarabilirsek gene Adrasan’da olduğu gibi güzel günler geçiririz.

Hepiniz sevgilerle kalınız.

Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Ahmet Bey ve diğer dostlar

Sevgili Dostlarım,

Çoğunuzun bildiği gibi, keyifli ve çok öğretici bir Adrasan yolculuğu yaptık. Bu yolculukta her birimizin almış olduğumuz dersleri anlatacak kitap yok. Evet, her zaman dediğim gibi yoga yalnızca asanalardan ibaret değil. Orada biz sevgiyi, dostluğu ve paylaşmayı yaşadık. Bununla ilgili notlarımı bir önceki yazımda yazdım. Bir noktayı özellikle atladım, ki bu noktayı tek bir yazı halinde sizlere aktarabileyim diye.

Adrasan seyahatimiz sırasında, son günümüzde, öğlen yemeği yerken, tertemiz yüzü ile Ahmet Bey ziyaretimize geldi. Antalya’da oturan bir yogi olan Ahmet bey yalnızca bir iki saatliğine, 80 km den fazla yolu katederek, sevgili eşi be akıllı oğlu ile gelmişti.

Ahmet bey, benim Türkiye genelinde şahsen hiç karşılaşmadan dost oluğum bir yogi. Böyle bazı dostlarım var, onlar ile bazen hiç karşılaşmadan, hiç konuşmadan, mailleşerek sevgimizi, dostluğu ve bilgiyi paylaşıyoruz. İnanın Edirne’den Urfa’ya kadar ( bu şehirleri, standart söylem oalrak değil gerçekten de oradan yazanlar olduğu için belirtiyorum) pek çok dostum var, bana yazarlar, fikirlerimizi, düşüncelerimizi paylaşırız. Sağolsunlar, güvenirler, severler ve dost oluruz.

İşte Ahmet bey, güler yüzü ve tertemiz kalbi ile geldi, ailesini de yanına alarak, fiziksel olarak da tanıştık, birbirimizin yüzünü gördük, el sıkıştık sarıldık. Ne Ahmet beyin ne de benim, hiç bir çıkarımız yok, ne olabilir ki. Ama tek bir konu var, sevgi ve dostluk. İşte yoga budur. Yoga, yanlızca asanalar, mudralar, bandhalar, kriyalar, hatta daha da ileri giderek neredeyse dinselleşen ritüeller manzumesi değildir. Yoga asık yüzlü ciddiyet gösterisi veya yalancı güler yüzlülük değildir. Orada karşılaşmak, sapsağlam dost olabilmek ve bin yıllık dost gibi sarılabilmek yogadır. Sevgidir yoga hiç bir karşılık veya koşul olmadan sevgidir. O sevgi ki, insanı evren ile bütünleştirir böylece mutluluğa (mokşa) ulaşılır. Yoga bir ve bütün olmak için özgür ruhun farkına varmaktır. Kaivalya’dır.

Bu bakımdan çok mutlu olduğumu ifade edeyim, ne mutlu bana ki, gerek yurdumdda ve gerekse dünyada dostluğu ve sevgiyi en ufak bir karşılık beklemeden paylaşabildiğim onlarca insan var.

Hepiniz sevgi ile kalın,
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Adrasan Turu

Sevgili dostlarım

Keyifle gittik ve keyifle döndük ” Ruhsal şifa turu’ndan” , Daha önce de söylediğim gibi ben bu gibi organizasyonları hep çekincelerle karşılamışımdır. Yolculuk psikolojisinin, konfor vs beklentilerinin, programların, kişiden kişiye değişebilecek şartların; keyifleri kaçıracağını düşünmüş, bunun da uzun planda ilişkileri zedeleyebileceğini düşünmüş bu nedenle de yıllardır gelen taleplere hep olumsuz cevaplar vermişimdir. Bu nedenle turun fikir annesi Özlem ile ilk görüşmeleri yaptığımızda hala daha endişelerim vardı, taa ki daha otobüse binmeden önce toplandığımız ana kadar. Orada çoğunluğu aşramımızdan arkadaşlarımı sevgili dostlarımı ve onları yüzlerindeki güzel ifadeleri kalplerindeki çocuksu neş’eyi ve herşeyin olumlu tarafını görme arzusunu görünce rahatlamaya, seyahatimizin ilk dakikalarından itibaren de nisbeten kayiflenmeye başladım.
Yol uzun ve aracımız aslında tam da bu yola uygun değildi. Ama kimse bunu dert etmemekteydi, herkes coşku içinde biraz da merakla varacağımız yeri, çalışmalarımızı ve alacağımız dersleri düşünmekteydi. Aslında yaş farkları da olan bir gruptuk, ama inanırmsınız sanki herkes aynı yaşta ve yıllardır arkadaş gibiydi.
Şoförümüz, son derece mükemmel, tur şirketinden yetkili kardeşimiz gayet canı gönülden yanımızda idi.
Antalya’ya vardığımızda artık yol bitti derken daha çok uzun bir yolun bizi beklediğini farkettik, Adrasan’a yaklaştığımızda, bizi önce keyifli bir kahvaltı bekliyordu. Hava gayet güzel ve tertemizdi dağ ve akan suların eşliğinde mükellef bir kahvaltı yaptık. Öğleden önce Adrasan’da kalacağımız otel olan Cengiz Kaan ‘a varmıştık. Orada da herkes candan davranışları ile kalbimizi kazandı.

Sonrasında, keyifle yogalarımızı meditasyonlarımız hatta daha sonra programda olmamasına rağmen gene yogalarımızı yaptık. Tertemiz havada, herkesin en pozitif düşünceleri içinde bu cennet timsali yerde zaten insan evrenin yüce gücü ile hemen bütünleşmekte idi.
Otelimiz bize leziz vejetaryen yemekleri hazırlamıştı. Hatta bize ne isterseniz onu pişiririz bile dediler ve öyle de yaptılar. Et yiyen de yemeyen de bu keyifli yemekler ile mutlu idi.

Yoga çalışmalarımızı her yerde yaptık önce denizi, dağı tarlası ile inanılmaz güzellikteki terasta, daha sonra çimler üzerinde, daha sonra kumsalda, gene terasta, gene çimlerde, gene kumsalda ve hatta havuz başında. Özlem, dileyenler ile meditasyonları orman yolunda yaptı.

Akşam kumsalda ateşin başında ateşli konuşmalar ve bilgilendirmeler paylaşımlar yaptık.

Dikkat ettiğim en önemli konu kimsenin egolar içinde olmaması herkesi en alçak gönüllü şekilde dostça birbirinin yanında durması ve herşeyi paylaşması idi.

İkinci günün sabahında, terasta yoga asanalarımız yaparken hafifçe yağmur çişeledi, Sarvangasana da iken ben de dostlarıma, kozmik enerjiyi tabanlarından almakta olduklarını ama belki hayatlarında ilk defa yağmuru da tabanlarından almakta olduklarını hatırlattığımda, elbette gülmemek elde değildi.

Yoga, Hiç asık yüzlü değildir, yoga vs çalışmalarını asık yüzle yapanlar, bunu ciddiyet olduğunu düşünenler büyük yanılgı içindedir, bu çalışmalar sırasında çocuksu bir güler yüz doğru olandır. İşte tüm seyahat boyunca bu yüz ifadesi vardı hepimizde.

Herkez daha da bir kaynaştı, dost oldu bütün oldu.

Elbette bu seyahat süresince ve sonunda sık olmasa da bu gibi yolculukları keyifle yapabileceğimize kani oldum, bu doğrultuda hemen ilk hedefler hazırlandı, hazira’da kaz dağlarına gidiyoruz, daha sonra kesinleşen ise kış aylarında bir HHimalaya turu. Elbette iş başa düşüyor ben gerekli hazırlıkları yapacağım.

Asana’ları uygularken doğanın içinde olmak rüzgarı ve güneşi hatta yağmuru hissetmek olabilecek en keyifli ve yüceltici haldir. Ben bunu pek çok kereler yaşaıştım özellikle de hindistan da . Canım yurdum o kadar güzel ki her yeri bir cennet ve bu cennetten en iyi şekilde istifade etmemiz lazım.

Bu geziye katılan herkezi, sabırları ile, neşeleri ile, ciddiyetleri ile, disiplinleri ile, saygıları ile, paylaşımcılıkları ile, hasılı her yönleri ile kutlarım. Mükemmeldiniz, en kısa zamanda yenilerini yapacağız söz.
Bu yazıyı acilen yazdım hemen arkadaşlar okuyabilsin diye. Aslında detaylar var onları da teker teker yazarım.
Sevgilerle kalınız.
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

19.04.2007

Dostlarım,

Yavaş yavaş bahara giriyoruz hava soğuk ama belli ki yaz günleri yakında.
Geçtiğimiz pazar keyifli bir “cyclic meditation” çalışması yaptık, ondan önce de ” tanrı ile sohbetler” filmini izlemiştik. Pazar günleri standart yoga saatimizin haricinde de burada keyifle buluşmak birşeyleri paylaşmak ne kadar da güzel. Yazın da devam edeceğimizi zannediyorum.

Hafta içine koyduğumuz iki yeni çalışma saati ( salı/perşembe 16:00) iyi oldu böylece akşam sınıfları da biraz rahatladı galiba.

Önümüzdeki sonbahar ve kış sezonuna Kaivalya Yogashram’da oldukça yoğun bir çalışma programı koyacağız, böylece daha da rahat olarak geleceksiniz, kendinize daha da uygun saatler seçebileceksiniz.

Bu haftasonu bildiğiniz gibi Adrasan gezisi var, sizlere daha önce de belirttiğim gibi bu bizim tarafımızdan düzenlenmiş bir gezi ve ben de tur operatörü değilim, ben işin yalnızca yoga kısmından sorumluyum. Talep olmuş anlaşılan, umarım keyifle gider ve keyifle döneriz. Her ne kadar tur programında yoga saatleri belirli ise de istek halinde ben bunları çoğaltmak ve eklemeler yapmak taraftarıyım. Bakalım göreceğiz.

Geçtiğimiz hafta sevgili Soli kardeşim, paskalya dolayısı ile evde yaptığı, paskalya çöreğini getirdi, hepimiz keyifle yedik ve bu önemli günün herkese aydınlıklar ve sevgiler getirmesini diledik, aşağıdaki resimde paskalya çöreğine yapılan keyifli saldırıyı görüyorsunuz 🙂

Geçtiğimiz hafta serverimizin hack edilmesinden dolayı sayfaya ulaşamadınız, ben de maillere ulaşamadım, pek çok mailler gelmiş, bunlara cevapları önümüzdeki günlerde genel olarak vereceğim.

Çocuklar için yoga ve hamileler çalışmalarımız keyifle devam ediyor. Çocuklarımız bu hafta tatilde, hamilelerimizin bir kısmı doğuma çok yaklaştı, umarım hiç bir sıkıntıları olmadan doğumlarını yapacaklardır. Yeni aşram bebekleri doğacak. Bazı bebeklerimiz ziyaretimize geliyor, ne de çok seviyoruz onları, tüm çocukları da elbette. Aşramlarda genel bir olgu çocukları en serbest şekilde davranmalarına izin verilmesidir. Her ne akdar aşramların katı sayılabilecek kuralları da olsa eğer aşramda çocuk var ise istediği gibi davranabilir.

Sevgili dost Bora Ercan ziyarete geldi sağolsun, kitabını getirdi, çok sevindim, en kısa zamanda ben de ziyaretine gideceğim. Zannederim bundan böyle pek çok konuda fikir teatisi yapacağız. Pekçok konuyu keyifle paylaştık. Mutlu oldum böyle bir dostum olduğuna.

Dostlarım Yoga’nın din olmadığını her zaman söylerim, unutulmaması gereken Yoga’nın bir kişisel gelişim felsefesi olduğudur. Bu bakımdan birey Yoga ile kendine hizmet eder, kişi Yoga’ya hizmet etmez, ancak Yoga yolu ile yücelişi ve yükselişi, bireyin, dolayısı ile tüm varoluşu meydana getiren varlığın yükselişidir. Hizmet budur. Yoksa Yoga’ya hizmet ediyorum diye tapınak bekçiliği yapmak değildir, zaten yogada tapınak yoktur. Bu konuda daha çok söyleyeceklerim var, bazı tercümeler görüyorum, Şunları bunları yaparak tanrıya ulaşırsınız falan lafları bana dinleri hatırlatıyor, bunların hindu metinleri olduğunu hatırlatırım, hinduizm bir dindir yoga bir din değildir.

Bu bakımdan yoga ile kişi öncelikle kendisine hizmet eder ve böylece gelişir, gelişmiş her bir birey varlığın gelişmesinde önemli bir yapı taşıdır.

Daha pek çok şeyi yazacağım yakında.
Sevgilerle kalınız

Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized1 comment

İyi haftalar..

Sevgili dostlarım,

Geçtiğimiz haftayı pazar günü “tanrı ile sohbetler” filmi ve sonrasında yaptığımız yoga seansı ile bitirdik. Gayet keyifli idi. Gelen tüm dostlara teşekkürler. Film gösterimi buluşmalarımız devam edecek, yalnız bir şeye dikkat ettim havalar iyice aydınlık olduğundan artı belki saatlerini değiştiririz, gene güzel filmler var sırada.

Bu hafta pazar günü (15 nisan) “cyclic meditation çalışmamız var, herkese açık ve ücretsiz olan bu çalışmamıza hepinizi bekleriz.

Gelelim 20-23 nisan da yapılacak olan Adrasan turuna, bu konuda bana pek çok sorular soruyorsunuz ama ben bir kısmına cevap verebiliyorum, unutmamanız gereken bir konu var turu ben düzenlemiyorum, yalnızca buradaki yoga çalışmaları ve çeşitli, sohbetlerden sorumluyum. Gene de çok keyifli olacağını tahmin ettiğim bu gezi için gerekli bilgileri www.patikatur.com dan alabilirsiniz.

Yoga çalışmalarımız devam etmektedir daha önce de belirttiğim gibi hafta içi salı perşembe günleri saatl 16:00 ya iki ilave çalışma daha koyduk, diğer saatlerde gelmeniz zor olursa yada ders kaçırmış olursanız gelin.

Gene pek çok mailler geliyor ve yoga hocası eğitiminden bahsediyorlar. Bu konudaki kesin düşünce ve tavrımı biliyorsunuz dostlarım. Yoga eğitmeni olmak 15 günde arada sırada gittiğiniz bir kurs ile gerçekleşebiliyorsa, buyurun çeşitli yerler var, ama beni buna inandıramazsınız. Olmaz, mümkün değildir, yoga hocalığı belli vücut hareketlerini yaptırma gibi mekanik birşey değildir. Yalnızca asana öğretmek bile olsa bunun 15 günde öğrenilmesi bırakın bir de insanlara öğretilmesi mümkün değildir. Ama işin doğrusu düzenleyenlere para kazandırır. Neyse işin ticari yanı beni hiç alakadar etmiyor. Aslına bakarsanız “böylece Türkiye’nin her yerine yoga hocaları gönderdik” şeklindeki hamasi nutuklara da çok tedbirle yaklaşırım, bilgisinin ne kadar olduğunu bile bilmediğiniz 15 günde 1 ayda veya her ne ise kısacık zamanda kulaktan dolma yalnızca yüzeysel bilgiler ile doldurduğunuz kişilerin yogayı ne kadar doğru anlatacağını bilebilirmisiniz. O zaman bu sözde eğitmen kurslarını yapanlar yoganın yapayalnış öğretilmesinden de sorumlu olurlar. Oldukça derin bilgi sahibi olup böyle bir kursa da giderek sertifika alan kişileri tenzih ederim lütfen üstlerine alınmasınlar ( şimdi bana gene bir sürü tehditkar mail gelir) . Yoga bilgisi ele alınan sertifka ile olmaz dostlarım, Ne Swami Sivananda’nın, ne Vivekananda’nın, ne Iyengar’ın ne de pekçok eski hocanın diploması falan yoktur. Ama onlar eski ve kadim hocalardır ve o şekilde kalacaklardır. Bir hocanın eski olması onun eskimiş olduğu anlamına gelmez aksine onun daha da yoğun tecrübeler ile dolduğu daha da biige olduğu anlamına gelir. Bir hoca talebesinin kendinden daha ileride bir hoca olmasından hiç korkmaz, bu onun en mutlu olduğu andır. Ama talebe için o her zaman hocasıdır ve hep öyle kalır. Bu vefanın ve saygının, daha da ileriye gitmiş olsa da talebesi tarafından beyan edilmesidir. Yoga yıkmanın ve hırsın tatmin yeri değildir. Yoga öğrenene de öğretene de vesile olana da ağır sorumluluklar barındırır tabi bilene…..

Sevgilerle kalınız
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

yeni çalışmalar ve sinema, 23 nisan turu

Sevgili Dostlarım,

Normal çalışma programımıza ek olarak iki yeni çalışma saati daha ürettik, Salı ve perşemde saat 16 da çalışmalarımız olacak. 3 mart itibarıyla bu başladık.

Bu pazar saat 18:00 de sinemamız var . Bu hafta birlikte izleyeceğimiz film ” Tanrı ile sohbet” romanını bildiğiniz eserin film versiyonu, zannederim hoşunuza gidecek. hepinizi bekleriz.

Pek çoğunuz her zaman bana bir gezi düzenlesek deriniz. Ben de size aman ben o işleri hiç anlamam ne size ne de bana sıkıntı olsun derim. Bu defa eski dost Özlem Suyev’in hazırladığı bir geziye ben de yoga bölümü itibarıyla katılıyorum. Tarih 20-23 nisan ve yer ise Adrasan. Gezi ile ilgili bilgileri www.patikatur.com da “ruhsal şifa turları bölümünde bulabilirsiniz.

Sevgi ile kalınız.
Ananda


Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

  • Duyurular

Descargar musica