Category Archives

Ananda’nın Feneri

Ersin Ananda Saran’ın Düşünce Paylaşımı

yoga ve sağlık, aşramdan haberler

Sevgili Dost’larım,

Hocam epeydir yazmıyorsun bizi iyice boşladın, diyor bazı dostlar.

Elbette boşlamadım ama biraz ara verip soluk aldım bu arada size yeni bazı bilgiler ve özellikle sağlık konusunda yoga yaklaşımlarını en kısa zamanda ileteceğim. Elbette ben bir doktor değilim ve doktorluk taslama gibi bir niyetim de asla olmamıştır.

Dostlarım, yoganın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri binyıllardır bilinen bir şeydir. Bu faydalı etkileri günümüz tıbbı da kabul etmektedirler. Ne güzel ki bazı tıp doktorları da yoga faaliyetlerine katılmakta ve tedavilerinde yoganın çeşitli tekniklerini kullanmaktadırlar.

Dostlarım insan sağlığı üzerinde konuşma ve gerekli olan tedavileri yapmaya mezun ve selahiyet sahipleri yalnızca tıp doktorlarıdır. Lütfen asla her ne “terapist” adı altında olursa olsun tıp doktorları haricinde teşhis ve tedavi yaptırmayınız. Pek çok insanın da bugün yoga adı altında çeşitli tedaviler yada yeni hoş tabiri ile terapiere giriştiğini görmekteyiz. Lütfen itibar etmeyiniz hem sağlığınıza hem de cebinize yazık olur. Ayrıca bu gibi tedavilerin yapılmasının da suç olması gerekir düşüncesindeyim. Yani bu, eski dönemde berberlerin diş çekmesine benziyor. Rica ederim artık böyle ilkellikler kaldı mı.

Benim size yoga ve sağlık konusunda bahsedeceklerim de yalnızca binlerce yıldır yoganın insan üzerindeki olumlu etkileridir. Tedavi değildir ve bu maksatla da hazırlanmamıştır.

Herhangi bir hastalığınız var ise muhakkak doktorunuz ile görüşün her konuda onun olurunu alın. Yoga ile tedavi yapan birileri var ise bu kişiler de muhakkak tıp doktoru olmalılardır. Aksi taktirde kimsenin tedavi terapi her neyse yapma yetkisi yoktur lütfen unutmayın.

Aşramımızda günlük çalışma programına sizlerden gelen talepler doğrultusunda iki akşamüstü sınıfı koyduk salı ve perşembe 16:00 da çalışmalarımız var bekleriz.

Ayrıca mart ayında biraz soluklandığımız film gösterileri de nisan ile gene devam edecek iki yeni filmi 15 gün ara ile sizlerle birlikte izleyeceğiz. film ad ve saatlerini de ayrıca bildireceğim.

Hepiniz sevgi ve sağlıkla kalınız
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Pazar günü ve bazı çalışmalar…

Sevgili Dostlarım,

Bu pazar da keyifle çalışmalarımızı yaptık. Sizlerden gelen istek üzerine, film gösterimlerini daha aralıklı yaparak, gerek cyclic meditation ve gerek ise tratak çalışmalarını daha sık yapıyoruz. Aslında çok güzel bir kaç spiritüel film sırada var ama zannederim onları nisan ayına saklıyoruz. Bekleyin !…

Sıradaki haberim ise, hafta içinde gün içi saatlerde koymayı planladığım, “self practice” saatleri. Hafta içi belli günlerde eğer kendi başınıza çalışmak isteseniz aşrama gelip çalışmalarınızı bu ortamda kendi kayfinize göre yapabileceksiniz. Elbette bu çalışmalar ücretsiz olacak. Şu anda tasarı halinde ama kesin gün ve saatleri size en kısa zamanda bildireceğim. Çok iyi olacağına inanıyorum. Gene de bizler burada olacağız sorularınıza cevap vereceğiz.

Bir diğer not ise 25 Mart pazar günü ile ilgili, çalışmalarımızı o güne mahsus olmak üzere yapmayacağız, daha sonraki haftalarda pazar günü çalışmalarımız normal olarak devam edecek.Sevgilerle kalınız.

Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

geçen hafta

Sevgili dostlarım,

Geçtiğimiz hafta Hindistan’dan misafirlerimiz vardı. Vyoma üniversitesi hocalarından kıymetli dostum Ashok Kumar ve eşi Shanta ziyaretimize geldiler. Bizimle kaldılar ve pek güzel günler geçirdik. Bu günlerden birinde dostum Ashok, aşramımızda bizlere keyifli bir konuşma yaptı sonra da cyclic meditationu yönetti. Bizlere sevgisini verdi.
Çalışma sonrasında “uzun zamandır bu kadar disiplinli bir grup ile çalışmamıştım” dedi.
Kendisinin bu çalışmayı yaptıracağını ancak çok kısa bir süre kala sizlere bildirebildim bu nedenle ancak haberi olan dostlarımız gelebildiler. Umarım gene tekrar edebiliriz.
Bu pazar sinema gösterisi yok, sinema için az bilinen ve görülen bazı filmleri sevgili Tanya hazırlıyor sağolsun. Nisan başı gene film izleyeceğiz.
Bu hafta biz bize cyclic meditation çalışması var hepinizi bekleriz.
Sevgilerle kalınız.
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Pazar Keyfi…

Mutluyuz,
Pek çok dostun katılımı ile bu pazarki sinema günümüzde “The Secret” (sır) fimini izledik, daha pek çok ilgi duyacağınız filmi beraberce izleyeceğiz.
Mühim olan filmi izleyip içimizde birşeyler uyandırmak ya da izlediğimiz film noktasından çıkıp kişisel fikirsel gelişimler yaşamak, kendimizce bir gelişim sağlamak…

Gelelim sıkça sorulan, tratak ve cyclic meditation‘a ne oldu? sorusuna. Memnun olacağınızı düşünüğüm bir haber vereyim, önümüzdeki hafta paar günü 4 mart pazar hem tratak ve hem de cyclic meditation var. saat 18:00 de cyclic meditation ve saat 19:00 da tratak var, elbette sonrasında ki 20:00 yoga calışması normal saatinde yapılacak….
Böylece bu iki çalışmadan da uzak kalmamış olacaksınız. İsteyenle istediklenine ve hatta hepsine katılabilirler….

Bir sonraki film gösterimiz büyük bir ihtimalle “Supersize me” olacak ancak şu andan kesin bir saat vermeyeyim, zira havalar daha erken aydınlanmaya başladı ama %90 gene aynı saatte olacak…

Kısa bir süre içinde hafta içinde iki yeni akşamüstü sınıfı da açmayı düşünüyorum zannederim salı ve perşembe günleri olacak daha sonmra size bu konuda da bilgi vereceğim.

Hepinize iyi, sağlıklı, mutlu ve keyifli bir hafta dilerim, sevgiyle kalın…

Ananda.

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Aşram’dan bilgiler

Hepinize Merhaba,

Yoğun geçen günlerimiz bizleri sizlerle buluşturuyor, çok seviniyoruz.
Geçenlerde Hürriyet Gazetesi’nde bir yazı çıkmış, diyor ki,

anadolu yakasında rahat rahat yoga çalışılacak bir yer yok, ya spor veya çeşitli çalışmalar yapılan salonlarda, ya da tarikat merkezi gibi yerlerde yoga yapılıyor.”

Devamında ise Yoga çalışmak için de üç yer belirtilmiş. zaten ikisi avrupa yakasında, buraların incisi olduğu söylenen yer ise sahibinin web sitesinde bizi adımızla yazıp bunlar tarikattir diyen kişinin ( daha da ileri gittiği lafları da vardı sayfasında ama onları sildi ve de artık kayvalya diyor :)) geçtiğimiz ay açtığı yer. Yani kimin kimleri neye benzettiği belli yazı da bu doğrultuda gibi göründü gözüme. Üzüldüm tabi. Sizlerden de pek çok mail ve sözlü uyarıları da gözönune alarak, yazara bir mail attım samimice sordum, o da sağolsun bana cevap verdi, kısa bir bölümünü size aktarmamda bir mahsur yok:
…………………………………..
…………………………………..
Sizi de merkezinizi de gayet iyi biliyorum
…………………………………………………

Sizin merkezinizi ben daha ağır ve ciddi bir mekan olarak görüyorum. Sakın aksi bir şey gelmesin aklınıza. Lütfen sizi arayanlara bunu üzerine basa basa belirtin. Benimle ilgili kafalarında bir soru işareti oluşmasın. Önümüzdeki günlerde bunu vurgulayan bir yazı yazacağım.
Serzenişinizi gayet iyi anlıyorum. Umarım siz de beni anlayabilirsiniz. Sizinle ilgili apayrı bir yazı konusunda buluşmak üzere…
Sevgiler,


Sağolsun, vakit ayırıp hemen cevap vermiş ben de kendisine teşekkür ettim. Bilirsiniz kimsenin ne görüşlerine karışırım ne de ticaretine, ama hepsi saygı ve hürmet içinde olmalı. Şimdi yazarın benimle yapacağı konuşmayı dört gözle bekliyorum en azından 17 yıldır yalnızca yoga ile ilgilenen başka konulara yer vermeyen ve yogayı da asla dinlerle bağdaştırmayan bir hoca ve aşram olarak herhalde o çok okunan kıymetli sayfada yerimiz olur. Zira, o sayfaya mesela ilan vermeye kalksak paramız yetmez. Belki bizim de telefonlarımız yayınlanır…

Neyse bırakalım bunları

Aşramda sinemada bu hafta The Secret var ( sır) biliyorsunuz son ayların çok konuşulan filmi. Yoga katılımcılarımızı bekliyoruz, sonrasında küçük bir yorumlama kısmı da yapacağım bu defa.
Önümüzdeki hafta Tratak var gene belki araya bir de Cyclic meditation sığdırırız onu bilemiyorum şimdilik. Tratak ve ccyclic meditation severler,merak etmeyin bu çalışmalar filmlere kurban gitmedi zaten 15 günde bir yapıyorduk mart ayında yopun yaparız eksikleri tamamlarız. Üzülmeyin

Dün Sevgili dostum, Raghuram ile beraberdik, vaktimiz dar olmakla beraber konuşmaya fırsatımız oldu özlemişim kendisini, önümüzdeki yıl belki bizim aşramda da bir organizasyon yapabiliriz dedim, gayet olumlu cevapverdi, bakalım neler gelişir,

Hepiniz sevgi ile kalınız. aşramda görüşmek üzere.
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Sinema günleri

Dostlarım,

Sinema günlerine keyifli bir kalabalıkla başladık, ilk filmimiz James Redfield ‘in ünlü romanı, Dokuz Kehanet idi, keyifle seyrettik beraberce ve kendi kendimize yorumladık.

Sinema günlerinin çarşamba olacağını belirtmiştim bu konuda küçük bir değişiklik oldu ve şimdilik kaydıyla pazar akşamlarına aldık. 15 günde bir pazar akşamları saat 18:00 de yapacağız. Bu durumda bir sonraki sinema günü, 25 şubat pazar…..

İzleyeceğimiz film şu sıralarda çok konuşulan “SIR” ( SECRET) gene büyük sinema perdemizde ve alt yazılı olarak seyredeceğiz. Bakalım “çekim yasası ” konusunda neler düşündürecek bu film bize….

Daha sonrası için de içimizde, kıpırtılar oluşturacak, düşünmemizi sağlayacak filmleri seçtik ve hazırladık, seyredip yorumlamaya sıcak ortamımızda devam edeceğiz. Elbette film günleri ücretsiz.

Bu hafta pazar günü gene TRATAK çalışmamız var.

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Küresel ısınma meselesi

Dostlar,

Acaba bi şekilde bu kış ta geçen kış gibi karlı geçseydi, bu küresel ısınma meselesinin farkına varabilecekmiydik. Aslında geçen sene de aynı gerçekler mevcuttu, bu sene de aynı… Tek fark atmostere karbon salımı kat ve kat arttı. Başta Amerika Birleşik Devletleri, daha sonra onu çok yakında geçecek olan Çin’in karbon salımı inanılmaz boyutlarda ve her ikisi de Kyoto sözleşmesini imzalamış değiller ve tabi biz de henüz imzalamadık. Biliyorum ki şu anda imzalamamız memlekt ekonomisi açısından bizi olumsuz durumlara düşürecek. Ama en azından bir planlama yapılması lazımdır, zira yakında ekonomi falan kalmayacak, bu dünyanın en güzel ülkesi de çolleşecek. Bilmem anadoludaki pek çok gölün tamamen kuruduğunun farkında mıyız….
Peki herşeyi devamlı tenkid etmek ile nerelere gidilir. Oturmak hiç bir şey yapmadan tenkid etmek bence bir yaşam tarzı haline geliyor. Devamlı ve sonsuz tenkid etmek herşeye hep muhalif olmak. Devamlı bir kaş havada sorgulamalr yapmak. elini hiç bir taşın altına koymadan hep eleştirmek en acımasızca. İşte yukarıda belki ben de bunu yaparak Kyoto anlaşmasını neden imzalamıyoruz, plan program neden yapmıyoruz eleştirel yaklaşımını getirmiş olabilirim.
Hayır, ben kendimce birşeyler yapmaya başladım, bu nedenle eleştiriyi de nezaket ve saygı kuralları çerçevesinde daha rahat yapıyorum
Arkadaşlar bizler bu memleketin bireyleri olarak ne yapıyoruz. Bu önemlidir. Çok basit bir örmek vereyim.Eğer bir kısım dedelerimiz, ellerini taşın altına koymasalar ve arkasında durmasalardı, Türkiye Cumhuriyeti olmazdı. Ben bizatihi Türkiye Cumhuriyeti’nin çok mükemmel bir oluş olduğunu düşünen Atatürk ilke ve cumhuriyet kurallarına bağlı biriyim.
Gelelim küresel ısınmaya, artık her birimiz ( yapanları tenzih ederim) eyleme geçmeli ve tedbirlerimizi en azından bireysel olarak almalıyız. Çok basitten karmaşığa giderek.
En azından şu ufak tefek te görünen tedbirleri düşünelim.

* traş olurken veya diş fırçalarken suyu bir zahmet kapatalım,
* çeşitli şarj cihazlarını kullanmadığımız zamanlarda fişten çekelim.
* Tv vs cihazlarımızı kullanmadığımız zamanlarda stand by da (kumanda dan kapatma) bırakmayarak bir zahmet aygıtın üzerinden kapatalım.
* bulaşık ve çamaşır makinalarımız dolmadak kullanmayalım
* gereksiz yere yüksek ısıda kaloriferlerimi yakmayalım, inanın üçte bir ısıda yakak bile oluyor.
* ısı yalıtımına dikkat edelim
* bol bol yürüyelim yada toplu taşıma araçlarını tercih edelim. Tamam son model arabanıza veya motorunuza çok para verdiniz ama bırakın dursun. Hiç bi kaybınız olmaz
* daha niceleri aklıma geldikçe ekleyeceğim, hepsi hepimizin yapabileceği kadar kolay, gelin fert olarak imzalayalım dünya için Kyoto’yu…..

Hepiniz sevgiyle kalın..

Ersin Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Aşram’da Sinema günleri !!!

Dostlarım,

Uzun zamandır, düşünürüm…. Bazı filmler özellikle insanlarda yeni açılımlar yapması bakımdan çok önemlidir. Hatta vazifeli varlık gibidirler. Bu filmler bazen laf ile anlatılamayanı görselleştirdikleri için çok önemli işler yapabilirler.
Elbette ki bunları ” kurmaca ( fiction )” olmalarına rağmen içimizde bir takım yeni duygular üretebilirler. Hatta bazı teoriler, kurmaca dahi olsa film olarak görüldüğünde daha iyi anlaşılabilir olurlar. Öte yandan belirli savların açıklandığı filmler ve belgeseller de bizler için çok önemlidir.

Epeydir yapmayı planladığım şeyi nihayet hayata geçirebileceğim, umarım sizler de bundan keyif alacaksınız. Bunun için aşrama bir sinema perdesi kurduk, Tv’den değil, projeksiyon ile, sinema salonundaymışçasına ama daha rahat olarak seyredeceğiz.

Aşram’da sinema gecelerinde elbette sıradan vizyon filmleri seyretmeyeceğiz. Spiritüel bakımdan önemi olan yada bu bakımdan fikirler veren, dünya sinemalarında gözterilmiş biz de belki gösterilmemiş olan ya da hepimizin seyretmiş olduğu da olsa, içindeki önemli detayları oturup analiz edebileceğimiz filmler seçeceğiz.

Kaç film buluruz bilemiyorum ama şimdiden sırada olanlar var, sakın “aman canım o filmde de ne var” demeyin beraber seyredelim bakalım neler anlıyoruz.

Herneyse, film gecelerini çarşamba akşamları yapacağız ama bu haftaya mahsus olmak üzere pazar akşamına aldık. Bu pazar ( 11 şubat) saat 18:00 de ” DOKUZ KEHANET” ( Celestine Prophecy ) filmini izleyeceğiz. Pek çoğunuzun okuduğunu düşündüğüm James Redfield’in ünlü roman üçlemesinin ilki olan eser, keyifle sinemeye aktarılmış, Türkçe alt yazılı olarak 1 saat 39 dk.lık bir film…

Saat 18:00 de başlayacak olan filmden sonra 20:00 deki çalışmamız normal olarak yapılacaktır….

Daha sonraki filmimizi ise 21 şubat salı akşamı saat 21:00 de seyredeceğiz ( SECRET -SIR).. Çarşamba akşamı 19:30 Çalışması normal olarak yapılacaktır…

Film gösterimleri 2×2 m ebatlı perdede yapılacaktır..

Film gösterimleri ücretsizdir.

Siz aşramımız katılımcılarını bekleriz.

Sevgiyle kalınız.
Ersin Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized1 comment

29 ocak….

Dostlarım,

Dört yıl önce bugün, şu anda bulunduğumuz mekana geçiş yaptık. Daha önceki mekan artık bizlere yeterli gelmiyordu, çok keyifli bir mekan olmasına rağmen, ısıma vs. gibi sıkıntılar oluşmuştu. Eski mekanımızda, 4000 den fazla çalışma yapmışız, keyifle, dostlukla. Sonra, daha kolay ulaşılabilir ve daha rahat olan bu yeni mekanımıza taşındık ve sizlerinde keyifli katılımları ile çalışmalarımız devam etmekte.

Size bu nedenle geçmişe ve Kaivalya Yogashram’a ait bazı bilgiler vereyim, muhtemelen konuşmamışızdır.

Uzun süreli eğitim ve ögretim programlarından sonra 1990 yılında grup yoga çalışmaları yaptırmaya başladım, ilk çalışmalar için Kızıltoprak’ta Migros’un üst katında bir mekan ayarlamıştım. Bununla birlikte Boğaziçi Üniversitesinde’de kalabalık bir öğrenci grubu oluşturdum. Şimdi yıkılarak yerine yenisi yapılan Caddebostan Kültür Merkez’inde o yoga konusunda herkese açık çeşitli konferanslar vermekteydim. Bu konferanslara kalabalık bir dinleyici grubu gelmekteydi. Çok kısa bir süre sonra Kızıltoprak’ta bulunan mekan bize yoga için yer veremedi bu nedenle, çalışmalarımızı o sırada oturduğum müstakil evin bir katına taşıdım. İşte serüven böyle devam etti.
Bir gün, Raja yogi dostum, Sist. Mira gelerek orayı çok beğenmiş ve huzur bulduğunu söyleyerek oraya “Lotus Bhavan” adı vermişti. Bu ismi kullanmadık hiç …. olmadı nedense….
Bu sıralarda kişisel çalışmalarımda ruhsal gelişimde önemli olan bir adım olan Kaivalya ile ilgili okuyor ve bu konuda kişisel çalışmalar yapıyordum. Gelişim açısından çok önemli bu noktayı düşünerek 1996 yılında bir kış günü, kapıya “Kaivalya Yogashram” diye bir yazı koydum. Herkes çok sevdi ve bu isim kaldı. Kaivalya, kısaca özgür ruh demektir, buradaki özgürlük, varlığın, maddeye tutsak olmaması anlamındadır ve bu şekilde varlık huzur ve sükunete ulaşır. Yaşamını huzurlu ve sükunet içinde yaşar. Yani bu ismi bize herhangi bir yurt dışı organizasyon vermedi.
Her zaman da belirttiğim gibi, Yoga felsefesi, din değildir, özellikle de belirtmek isterim ki hinduizm gibi bölge dinleri Yoga’dan etkilenmişlerdir ve onun kurallarının bir kısmını da kendi içlerine koymuşlardır.
Şimdi, hocam, bize bunları zaten sık sık hatırlatıyosun nereden çıktı bu yazılı hatırlatma diyeceksiniz. Bir veb sayfasında, özellikle pek çok yoga merkezi ile birlikte,” İstanbulda Kaivalya Yoga bir Hindu tarikatıdır” şeklinde bir beyanat var. Aslında bu web sitasindeki beyanat bir iki gün öncesine kadar içinde galiz iftira ve ithamlar da içeriyordu. Biraz budanmış. Bunu yazan kişi hakkında gerekli hukuki işlemleri başlattık. bu işin dünyasal yanı, fakat daha da fecisi ilgili sitede yoganın Yama ve Niyama değerlerini anlatan kişinin nasıl olupta hiç bilmeden öğrenmeden böyle yazabildiğidir. Zira bu durumda iftira atılmış olmaktadır. Bildiğiniz gibi iftira kanunlarımıza göre “ağır ceza’ lık bir suçtur…Hiç daha fazla uğraşmayayım. Kısaca hatırlatayım; ne yurt dışında ne özellikle Hindistan’da yerleşik bir kurum veya kuruluşun Türkiye’deki şubesiyiz, ne de Hindu misyoneriyiz, üstelik, yogayı bu şekilde empoze edenlerin de yıllardan beri, fikirsel olarak karşısındayız. Bunu en iyi sizler biliyorsunuz. Belki bu arkadaşımız başka birileri ile karıştırmıştır o da bilsin dedim. Eğer bu kişi ticari kaygıları ile böyle nahoş davranışlarda bulunuyor ise daha da yazık…
Geri kalanı ise ilgili merciler halleder. Laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak, Cumhuriyet’in mer’i kanun hükümlerine göre ve tüm denetimlere açık olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz ve yaşıyoruz. Geleneksel Yoga çalışmalarımız gerek merkezimizde, gerek Bilgi Üniversitesi’nde ve gerekse diğer çeşitli mekanlarda devam edecek.
Dostlarım, tüm dinsel dogmatik yapılardan uzak olarak her zaman “geleneksel yoga” felsefesini, kişinin fiziksel ve zihinsel gelişiminde, evrensel ve bilimsel yaklaşımla anlatmaya daha nice yıllar devam edeceğiz. Sizlerle birlikte, keyifle,huzurla, sağlıkla.

Sevgiyle kalınız.
Ersin Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

27.01.2007

Dostlarım,

Denir ki; “Bir Yogi’nin aklı, rüzgarlardan korunmuş bir mum ışığıdır…..”

Bir mum düşünün, onun rüzgarda yandığını, devamlı kıpırdadığını her an sönebilecek gibi olduğunu görürüz, ayrıca ışığını da yeteri kadar veremez. Bir başka mum düşünün, onun ise rüzgardan korunduğunu farzedin, bu durumda ışık hem sabit ve devamlı, hem de etrafına daha fazla aydınlık vererek yanar……

İşte bir Yogi’nin, aklı böyle olur. Bu ışık hem kendini hemde etrafını aydınlatır.
Patanjali ustaya göre, “Yoga chitta vritti nirodah” tır, yani yoga, aklın karmaşalardan kurtularak dinginleşmesidir. Böylece daha rahat, geniş ve esnek düşününebilen akla sahip olunur. Ayrıca düşünceyi belli bir noktaya sabitlemek mümkün olur.

Aslında saf akılda,karmaşa yoktur. Ancak dış etkiler aklın karmaşasına yol açan rahatsızlıklar yaratırlar. Yani vrittiler, saf akla ait değildir. Fakat dış etkiler ile ve de biz izin verirsek aklımıza ulaşır, yerleşir ve rahatsızlık kaynağı olurlar. Kısacası vritti olurlar…

Dış etkilerin akla rahatsızlik vermeyecek şekilde algılanır olması, onun sükunetini sağlar. Bu bakımdan dışlarıdan etkilenmeden aklımızı sakinleştirmeliyiz.

Himalaya’ların Swami Rama’sının aşramında meditasyon odasının kapısına ilk geldiğimde dikkatimi çeken, kapıya asılmış olan şu yazı çok dikkatimi çekmişti; “Meditasyonunuzu bozan şeyler, dışarıdan duyduğunuz sesle değil, bunlara verdiğiniz tepkilerdir”.

Bu bakımdan aklı rahatsız edecek olan dış etkilerin (vritti) en iyi şekilde algılanması ve bunlara gereksiz tepkiler verilmemesi gerekir.

Vrittiler akılda uzak tutulduğunda, zihinde bir uyum meydana gelir. Meditasyonunuzu saatlerce yapmaya çalışsanız ya da asanalarınızı, pranayamaları milyonlarca yapsanız, zihin sakin değilse yaptığınız hiç bir işe yaramayacaktır. En azından, zihin ve beden arasında bir uyum yaratmak gereklir…

Etraftaki fırtına ne olursa olsun, bunları en iyi şekilde analiz ederek aklımızı korumalı, gereksiz tepkiler vererek zor durumlara düşmemeliyiz.

Hepimizin kendini ve etrafını rüzgarlardan korunmuş bir mum gibi aydınlatmasını dilerim.

Sevgiyle kalınız.
EA

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

  • Duyurular

Descargar musica