Category Archives

Beslenme

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Sevgili Dostlar,

Şeker bayramınız en içten dileklerle kutlarız,

Baryam tatiliniz boyunca yogalarınızı ihmal etmeyin, karma yoga, asana, meditasyon, tratak,

yollar çok, yeter ki siz  muhakkak yogayı yaşayın…

Kaivalya Yogashram

candy_basket

Ananda'nın Feneri Asanalar Beslenme geziler Home_slider Meditasyon Uncategorized Yoga Genel0 comments

Yaz muhabbetleri

Dostlarım hepinize sevgiler,

Malum yaz ayları, insanın genelde atalete girdiği dönemlerdir, sonbahar, kış ve ilkbaharda rutinleşimiş yaşam biraz daha avare ve bohem olur. Havaların sıcaklığı, daha çok dişarıda olma isteği ve elbette çeşitli tatil hayalleri, tabii ki çıkılan uzun veya kısa tatil seyahatleri…

Umarım yazınız iyi geçiyordur….

Takip ettiğim kadarı ile Türkiye’de yoga stüdyoları ve yoga öğretmenleri alanında iç sıkıcı haller yaşanmakta, dostlarım, geçmiş yıllarda da bunlar vardı ama şimdi biraz daha yoğunlaşmış vaziyette. Dernekler, federasyonlar, yok başka federasyonlar falan filan; şimdi sizleri bu keyifsiz dedikodular ile sıkmak istemiyorum.

Bir iki konuyu kesin ve net olarak hatırlatayım, yoga bir spor değildir, yoga eğitmenleri de antrenör değildir, yoga bir din değildir, yoga eğitmenleri de herhangi bir dinin misyoneri değildir.  ( Elbette kötü niyetli istisnalar olabilir, ama istisnalar kaideyi bozmaz ) 

ashrampix 004Bu çok basit temel iki konuyu aklınızdan çıkartmayın. İçinde bedensel çalışmalar da barındırması onun salt spor olduğu anlamına gelmez, böyle bir düşünce içinde olanın ne gibi niyetle vardır ya da hangi şartlar ile böyle bir söylem içindedir sorgulamak lazım… Yoga kişisel bir gelişim felsefesidir, bedensel faaliyetler olmadan da hayatınızın içinde olabilir mesela Karma yoga bunun en güzel örneğidir. 

He zaman bıkmadan usanmadan söylediğim gibi yoga bir din değildir, evet bazı doğu dinleri yogadan çok etkilenmiştir, ama yoga dinsel dogmatik yapının dışında, kişinin evren ve onun üstün değerlerinin bilinci içinde bireysel olgunluk yolunda yürümesidir. Hangi dine mensup olursanız olun, yogayı yaşayabilirsiniz. Geleneksel yoga çalışmalarında asla hiç kimseye belli bir din dayatılamaz. Mesela bizler grubumuzla defalarca Hindistan’a gittik, ben içimizden kimsenin din falan değiştirdiğini hatırlamıyorum, evet olmadı böyle birşey ama velev ki değiştirdi, kendi bileceği bir inanç meselesidir, insanların dininden bize ne biz din polisi miyiz ?? Yoo!

Bir yoginin mertebesi veya ona mertebe verecek yüksek makamlar yoktur, dolayısı ile kendisine paye verecek sıfatları olmaz, bazen genel durumunuz ile ilgili olarak üstadınız size bir sıfat vermişse de bu rutbe değildir, ya da o kişi bu hayattan ayrıldıktan sona onu hatırlayan yoganın güzel sıfatlarını adının önüne koyabilirler… Siz hiç kırmızı kuşaklı 4.dan yogi gördünüz mü 🙂 olmaz olamaz zira felsefesine aykırıdır.

Ayrıca yoga çalışmalarına katılan herkesin yoga hocası olma mecburiyeti yok arkadaşlar, nedir bu tatminsizlik, basit bir yoga sever olmak yetmiyor mu ? Evet yetmiyor, zira çoğu insan sadece basit bir yoga sever olmayı içine sindiremiyor, muhakkak bir sıfatı olmalı, muhakkak birilerinin üstünde olmalı, sonra yoga eğitmeni olmak ta yetmiyor, üstün öğretmen olmalı, daha da üstün olmalı, en üstün olmalı, hatta tüm yoganın başı, başkanı olmalı, herşeyi bir tek o bilmeli ondan üstünü olmamalı ego şiştikçe şişmeli herkesi ezmeli…… Ne kadar hazin ! vah vah! eğer kişinin fikriyatı bu ise, o yoga asanalarını en mükemmel şekilde yapması, saatlerce yalan meditasyonları hep boş, sadece rol ya da ticarettir. Son zamanlardaki tabiri ile bu ego hali insan denen varlığın “fıtratında” vardır, bunun üstesinden gelebilip tevekkül içinde basit ve huzur içinde yaşayabilmek ise yogadır.

Yoganın, temel eserleri bellidir, buna herkes ulaşabilir okuyabilir, yorumlayabilir ve uygulayabilir yoganın orjinali, çakması yoktur, zaten belli bir sistematiği olan bu evrensel bilgidir. Açarsın referans kitapları okursun doğrusunu bulursun.  

Bunları bırakın, rahat olun sadece basit ve huzurlu bir yogi olun, iyice içinize yerleştirin, kendinizi parçalayarak, diplomalar almaya, ihtiyaç yok, bari bu konuda, sistemin size dayattığı tatminsiz hallerden kurtulun. İnanın çok rahat edeceksiniz. Kimse yoga eğitmeni olmasın demiyorum, belki daha az olsun ama öz olsun …
Yoganın size geçekten değer katmasını istiyorsanız bu açlıktan vazgeçerek başlayın….     

Neyse canınızı sıkmayayım…

Gelelim yaz aylarında kişisel faaliyetlere. Arkadaşlar, belki tatilde olacaksınız belki sıcak yaz günlerinde kapalı ortamlarda, ya da yoga salonu içinde tıkılıp kalmak istemeyeceksiniz. Gayet normal.

Hafif arınmalar ile başlatın muhakkak gününüzü, dilleri temizlemeyi ihmal etmeyin, diş fırçalamak kadar önemli. Muhakkak bağırsaklarınızı boşaltın rahatlayın, sonra tam set surya namaskara uygulayın. Sabahları ılık suyunuzu içmeyi ihmal etmeyin, genelde yağsız bir sabah kahvaltısı, yanında hafif naneli bir açık çay şahane olur. Ben sabahları kendi yaptığımız mayasız ve unsuz saf yulaf kepeği ekmeğini çok severek tüketiyorum. Hem doyuruyor hem de sindirim için gayet faydalı.

Günlük yaşantınızda mümkün olduğunca hafif şeyler yiyin, meyva tüketimini bana kalırsa öğlen öğününde bitirin, akşam ise çok hafif bir salata ( şu acayip sosları koyup onu ağır bir yemek haline getirmeyin yahu ). Gün içinde bir avuç çiğ badem ya da suda bekletilip kabuğu soyulmuş bir kaç ceviz gayet iyi oluyor.

Sabah uyguladığımız bir set surya namaskara mükemmeldir, gün içinde midenizin dolu olmadığı müsait zamanınızda ( akşam da olabilir ) en sevdiğiniz asanalardan güzel bir program yapmayı ihmal etmeyin, abartmanıza lüzum yok her gün yarım saat bile yeterlidir. Uyumadan önce muhakka şavasanayı ihmal etmeyelim…

Sadece asana yoga demek değildir dostlar, sonucundan fayda beklememek olan hareketin yogası Karma Yoga her zaman uygulayacağınız bir yoldur.

Bundan böyle yazılarımla çok daha sık sizlerle olacağım, hepiniz sevgi ile kalınız.

Ersin Ananda… 

Ananda'nın Feneri Asanalar Beslenme Yoga Genel0 comments

KİNOA YEMELİ… (Quinoa)

Bilirsiniz, öyle yeme içme işlerine karışmaktan hiç hoşlanmam, genel olarak “ne yiyorsanız O’sunuz” prensibim  geçerlidir…” Vejetaryen olun, aman et yemeyin, yiyenlerden de tiksinin” gibi  kalıplaşmış yaklaşımlarım da olmamıştır.  Et yiyorsanız siz bilirsiniz, yemiyorsanız da dünyanın en mükemmel kişisi oldum diye böbürlenmeniz yersiz. Unutmayın ne yapıyorsanız kendiniz için yapıyorsunuz…

Hani demiştim ya bir hocam bana “bir avuç pirinç ve bir avuç mercimek insanı doyurur diye..” hikayeyi hatırlıyorsunuzdur.

Pek çok vejetaryen bolca pirinç tüketir, evet doyurucu bir gıdadır, yanına özellikle sulu bir sebze, tahıl, hububat yaparsanız öğünü yamamlayıp keyifle yersiniz. Ama özellikle beyaz pirincin zararlı olduğuna dair bilgiler bolca, bunu yanında tam pirinç belki de biraz daha iyi.

Bizim kültürümüzdeki bulgur alışkanlığı da güzel, ama neticede bolca buğday tüketmektesiniz bu bakımdan kilo almak açısından riskli olabiliyor.

Son yıllarda gelişen ve sağlıklı beslenenler için adeta bir vazgeçilmez haline gelen, kinoa yeme alışkanlığı tam da burada bana da ilginç geldi… Sık sık denedim, gayet de memnun kaldım. Sizlere de tavsiye ediyorum.

Kinoa, Güney Amerika’da, Peru, Bolivya,Ekvador ve Kolombiya’nın, And dağları bölgelerinde tarımı yapılan bir bitki, buralarda binlerce yıldır üretilip tüketiliyor.

images

Her ne kadar bugdaygillere benziyorsa da bir tahıl ürünü değil bu bakımdan onu daha ziyade yapraklı bitkiler gibi düşünebiliriz.

Öte yandan içinde bulundurduğu maddeler bakımından da zengin bir karışımı var, bir diğer özelliği de bol miktarda protein deposu olması ve bulundurduğu bolca lif. Özellikle son zamanların konusu olan “gluten” içermemesi de cabası…

Tüm bu bakımlardan adeta bir hazine olan kinoayı, pirinç pilavı ya da bulgur pilavı gib,i pişirebilir aynı şekilde tüketebilirsiniz. Mesela kısır yapmanız da mümkün, hatta şeker (beyaz şeker kullanmıyorsanız, esmer şeker ya da pekmez) ile irmik helvası gibi yapabilirsiniz. Sütlü tatlılar oluşturabilirsiniz, tatlı olarak tüketecekseniz, tarçının çok yakıştığını söylemeliyim.

Bulunduğum memlekette her markette rahatlıkla bulunuyor ve çok da pahalı değil ama anladığım kadarı ile Türkiye’de de artık rahatlıkla bulunuyormuş. Bu da çok iyi zira size tavsiyem hemem alıp denemeniz…

İnternet’te pek çok pişirme tarifleri bulunuyor, ama eliniz bir kere alıştıktan sonra kendi tariflerinizi oluşturabilir bu çok faydalı gıdayı kahvaltıda, öğlen ve akşam yemeklerinde rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Tropical-Quinoa-Salad-with-Spicy-Lime-Dressing-2

Geçen günkü yazımdan sonra “hocam diyet listesi verseniz” diye birkaç mail geldi, arkadaşlar bendeniz doktor veya diyetisyen değilim, bu konuda da ukalalık etmek hiç istemem, her konuyu erbabı yapsın.

Ama şöyle çok basit bir program tarafımca da tecrübe edilip faydalanılmıştır ( tekrar hatirlatayım bu yazdıklarımın bilimsel bir temeli yok, herkes için de uygun olmayabilir, sadece tecrübe edilip faydalanılmış bir yöntemdir)

Sabahları, kahvaltıdan önce ağız temizliği yapıldıktan ve ağız iyice çalkalandıktan sonra, irice bir bardak  ılık su içilmesi çok yararlı oluyor…

Kahvaltıda, açık bir cay ya da özellikle yeşil çay veya bitki çayları, domates, taze biber yada sevdiğiniz yeşillikler ve bir dilim kepek yada çavdar veya  tam tahıllı üzerine lor peyniri şahane gider. ( lor peynirine çok az zeytin yağı koyup, pulbiber, kekik veya sevdiğiniz haharatlar ile karıştırıp bir ekmeğe sürme malzemesini kendiniz yapabilirsiniz şahane oluyor), birinci dilim ekmek zaten yeterli ve doyurmuş olur ikici oburluğa girer…

Tabii müslileri gözardı edemeyiz, bu durumda sadece müslüyü yemeli, hem müsli hemde ekmekler penirler gereksiz…

Öğlen yemeğinde bolca salata diyeceğim ama sokakta yediğiniz salataların özellikle soslarında bulunan yağ, mayonez vesaire gibi malzemelerle kilo bile aldırıcı olduğunu unutmayın. Zaten hangi hijyenik şartlarda hazırlandığı belli olmayan bir çiğ gıdayı yemek ne derece sağlıklı bilmem.Salata yiyecekseniz bolca limon veya sirkeyi tercih edin zaten yeter.

quinoa-grain

Ayrıca buharda pişmiş sebzeler ya da  biraz baklagil veya tahıl yemeği şahanedir. Bunları kinoa ile yiyebilirsiniz.

Bir ara özellikle yağsız tavada ızgara edilmiş kırmızı biber ve kabak ile kinoa pilavını bir deneyin bayılacaksınız.

Akşam ise hafif geçsin güzel bir sebze çorbası, hafif zeytinyağlılar nefis olur. Ya da kendi yaptığınız bir meyvalı yoğurt…

Ben aralarda yarım avuç çiğ badem seviyorum, meyvaları yemeklerden sonra yememek gayet iyi olur aralara tek porsiyon meyva neden olmasın, arada yüksek kakaolu çikolatacık…

Ananda'nın Feneri Beslenme0 comments

Yiyin Efendiler…

Yiyin Efendiler…

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Ünlü şair Tevfik Fikret’in unutulmaz mısraları, bu şiirin tamamı her he kadar, her döneme uyan politik bir mesaj ise de biz bugün işin yemek; doyuncaya, aksırıncaya,tıksırıncaya kadar yemek kısmına yoga felsefesi açısından bakalım, diyetisyen değiliz, hekim değiliz böyle bir iddiamız da yok, sadece yoganın belli basit kavramları ışığında yemek işine bakalım.

fruits-and-veggiesPek çok defalar söylemiş 10 temmuz 2010 tarihli yazimda da bunun hikayesini anlatmıştım, yıllar önce kıymetli hocam Swami Krishnanda bana şöyle demişti :

“Her insan kendi avuç içi kadar pirinç ve bir o kadar mercimek ile çok rahat doyar.”

Gerçekten de yoga kurallarına uyarak yemek yemek ile hem ruh hem de bedenin sağlık ve huzur bulduğu bir gerçek. Temel olarak yoga felsefesi vejetaryen beslenme üzerine bina edilmiştir. Ancak günümüz insanı, doğduğu andan itibaren hayvani gıdalarla ve et tüketimi ile başbaşa kalmakta elbette vücut buna alışmaktadır. Dolayısı ile mesela 35 yaşından sonra verilmiş vejetaryen olma kararları bazı sıkıntılar getirmektedir. Sonradan edinilen çoğu felsefi görüş gibi iş veganlığa kadar götürülmekte buradaki bazı yanlış beslenme şekilleri nedeni ile özellikle –b12- gibi önemli eksiklikler meydana gelmektedir.

Neticede vejetaryen olmak veya olmamak sağlıklı düşünen bir kişinin kendi kararıdır, herkesin vejetaryen olmak gibi olmamak hakkı da vardır. Eğer vejetaryen iseniz, lütfen olmayanlara acaip varlıklar gibi bakma snobluğunu yapmayın, size ne, bırakın isteyen arzu ettiğini gibi yesin. Unutmayın herkes ahlak kuralları dahilinde kendi fiilinden sorumludur.images

Yogik beslenme de temel bazı kurallar , taze ve temiz malzemeler kullanmak, yediğini tam konsantrasyonda sevgi ile pişirmek, kendine yemek için gereken süreyi ayarlamak, sakin ve huzurlu bir ortamda sadece yediğine odaklanarak başlamak, yiyeceğinden fazlasını tabağına almamak, , gıdayı vücut hararetinde ağıza almak,  ağızı tamamen doldurmamak, ağıza alınan lokmayı, neredeyse sıvı haline gelene kadar çiğnemek, çala kaşık yememek ( yemeği çiğnerken çatalı, kaşığı bırakmak ), yemek bitiminde onun faydalı olacağına inanmak….

Gelelim gıdalara bildiğiniz gibi yogik anlamda, üç temel guna var, bunlar hatırlayacağınız gibi; tamas,rajas ve sattva.

Şöyle kısaca kullanacağımız gıda malzemelerinde neyi ne olduğunu hatırlayalım.

Kadim metin Bhagavat Gita yazdığı şekli ile :

“Bayat, tadsız, kötü kokulu, çok uzun süre pişmiş, artık ve saf olmayan gıdalar tamasikler tarafından sevilir”

“ Acı, ekşi, tuzlanmış, kaynamış, yanmış, yiyecekler rajasikler tarafından sevilir”

“ Yaşam ve canlığı artıran, saf, dayanıklılık veren, sağlıklı, mutluluk ve neşe veren yiyecekler sattviktir. Bunlar, iştah açıcı, gereği kadar yağlı, temel ve hoş gıdalar olup sattvikler tarafından sevilir.

 

Evet hemen şu sattvik midir? bunu yesem olur

mu ? diye soracaksınız, buradan teker teker gıda listesi vermem imkansız, ama isterseniz, google da tamas, rajas, sattva gıdalar listeleri var onlara bakabilirsiniz. Ya da, benim tavsiyem bizzat kendiniz karar verin, işte kriterler yukarıda yazılı, üstelik anadolu toprakları, sayısız faydalı gıdanın merkezi, bu bakımdan çok şanslı bir coğrafya..

Sorumluluk sizde, kendinizi sattva gıdalar konusunda uzmanlaştırın, unutmayın ne yiyorsanız “o”sunuz…

Hadi gelin bir çalışma ile devam edelim….

vegetarian-food

Öncelikle şunu belirtmeliyim, Alacağınız gıdayı kendiniz seçin ve günlük öğünlerinizin en az birini, taze taze kendiniz pişirin, yalnız veya paylaşarak yiyin. Ne kadar çok öğünü kendiniz pişirip yerseniz o derece keyif alacaksınız.

Şimdi;

Taptaze malzemelerimizi aldık, temizledik, ayıkladık, gereksiz yere uzun süre haşlamadan, kızgın yağlarda yakmadan, anlamsız ve belirsiz soslara bulamadan; en iyi niyet ve dileklerimizi tabii ki sevgimizi katarak pişirdik.

Yemeğimiz için vakit ayırdık, tv, müzik, gazete, vs. gibi dış etkenleri tamamen kendimizden ayırdık. Sohbet elbette güzeldir ama yemek süresince gereksiz konuşmalardan uzaklaştık.

Çok fazla bekletmeden ama buharı tüterken değil de yaklaşık vücut hararetinde soframıza koyduk,  tabağımızın çok dolu olmamasına özen gösterdik, oturduk, evrenin bize bahşettiği bu en güzel hediyeyi önce gözlerimizle süzdük, onu kokladık ve gözlerimizi kapattık. Ona önce şükranımızı sunduk, iyice düşündük,  kendimiz ve eğer eğer var ise onu bizimle paylaşacaklar için sağlık ve mutluluk veren bir yaşam kaynağı olmasını diledik. Belli bir inanca sahipseniz bu bir yemek duası yapın sizin tercihiniz, yeter ki yemeğinizi kutsayın ve saygı duyun.

Şimdi gözlerimizi açtık, ilk lokmayı ağzımıza koyduk, çatalımızı bırakıp,  mutluluk ve haz ile onu çiğnedik, uzun uzun, taa ki tüm lezzetini, hissedene onu, sıvı haline getirene kadar, sonra diğerlerini de sakin ve huzur içinde yedik.

Yemeğin bitiminde, midemiz dolu değil, tok ama rahat isek doğru yemişizdir…

Öğünümüz bittiğinde gene gözümüzü kapattık ve yemeğe, onu yiyebildiğimize minnettar olduk….

Bu olay yaklaşık 20 dakika sürdü, hem muhteşem bir meditasyon oldu, hem de bedenimiz canlılık ve mutlulukla doldu, bedenimiz ve zihnimiz huzur buldu….

Yoga-Diet-Yoga-and-food

Temel soru şu “yemek için mi yaşamalı, yaşamak için mi yemeli” , elbette yaşamak için ama iyi, sağlıklı, kaliteli ve mutluluk verici gıdalar ile beslenmeli….

Sağlık ve sevgi ile kalınız…

Ananda'nın Feneri Beslenme0 comments

  • Duyurular

Descargar musica