Category Archives

Meditasyon

yeni gelişmeler

Dostlarım merhabalar,
Uzun zamandır beklediğimiz oldu ve Kaivalya Yogashram Kanada’daki çalışmalarına Burlington’da başladı, yıllar öncesinde olduğu gibi mütevazı mekanımız ve kalpten dostlar ile el ele çalışmalarımıza başladık.
Buradaki bu başlangıç çok önemli idi, bundan sonra gerisi gelecektir, eminiz.
Yeter ki bizler ve gönül veren dostlar el ele devam edelim.
Aldığım bazı maillerde”içsel gurunun keşfi “ yazıları ne oldu diye soruluyor merak etmeyin unutmadım en kısa zamanda başlayacağım. Bu çalışma uzun uzun kuru yazılardan çok daha interaktif şekilde devam edecek ben ipuçları verecegim sizlerden gelen sorular ve yorumlarla gelişecek çok daha keyifli olacağına eminim. Ben gene sorularınızı email yolu ile alacağım ama cevapları kişisel olarak değil gene konu olarak yapacağım, gelişmeleri hep beraber göreceğiz.
Sevgi ile kalınız.

Ananda'nın Feneri Asanalar Meditasyon Yoga Genel0 comments

Bir iki hatırlatma

BİR İKİ HATIRLATMA….

 

Dostlarım,

Hatha yoga çalışmalarının vazgeçilmezi derin gevşeme ya da ölü yatışı veya öz adıyla, şavasanadır. Nedense pek çok asana uygulayıcısı bu çok önemli ve elzem adımı atlar ya da geçiştirir. Oysa uygulaması açısından en zor asana şavasanadır.

savashana

Aman hocam yerde yatmanın neresi zor diyeceksiniz, ama öyle değil.

Kısaca düşünelim, eğer gerçekten asana uygulayıcısıysanız yani yoga asanaları sportif çalışma gibi değil de geleneksel ve asıl şekli ile uyguluyorsanız; bir asana uygularken zihnen ve bedenen şu adımları atlamamanız gerekir.

Uygulayacağınız asanayı zihninizde tanımlamak
asanaya konsantre olmak
fiziksel hazırlığını yapmak
pozu uygulamak
uygulama sırasında fiziksel bedenin tam farkına varmak
ilgili çakraya konsantre olmak
fizik ve sübtil beden üzerindeki enerji akışlarını hissetmek
yeteri kadar uygulamanın sonunda, tam algılama içinde bulunmak
zihnen ve bedenen asanayı tamamlayarak bitirmek
uygulamanın sonunda uygulamanın tam şuurunda olmak

Şavasana haricindeki asanaları uygularken sorun yok zira fiziksel bir hareket faaliyeti içinde bulunduğunuzdan bu adımların hepsini rahatça uygulayabilirsiniz. Ama şavasana çalışması sırasında hele tek başınıza iseniz uykuya yenik düşme ihtimaliniz ya da en azından arada dalıp gitme durumunuz olabilir. İşte bu asanayı zor kılan en önemli olgulardan biri budur.

Gruplar halinde yoga stüdyolarında yapılan çalışmalar genellike 45 dakika, bir ya da bir buçuk saat gibi kısıtlı sürelerdir. Mümkün olduğunca çok asana uygulanır ama şavasana çok çok son beş dakikada yapılır.

Oysa zaman kısıtlaması olmayan çalışmalarda bunu gerektiği gibi daha uzun sürelere çıkartmak mümkündür.

Hatırlarsanız her zaman söylemişimdir, mühim olan bir seansa ne kadar çok asana uyguladığınız değildir. Bir seans sadece bir veya iki asanadan oluşabilir ( tabii bu durumda standart bir günümüz insanı isyan ederekek “canım o kadar para verdim hoca beni iki hareketle geçiştirdi” şeklinde düşünebilir ). Biliniz ki gerçekte her yoga seansının vazgeçilmezi şavasana olmalıdır.

Bakın doğrusu ise her asananın uygulanışından sonra şavasana uygulamaktır, elbette bu durumda çalışma süresi epeyce artacaktır, şöyle denemenizi tavsiye edeceğim :

Sevdiğiniz herhangi bir ayakta asanayı uygulayın bitiminde şavasana yapın, daha sonra herhangi bir oturarak asana uygulayın, bitiminde şavasana, bir sonraki adımda herhangi bir yüzükoyun asana ve bitiminde şavasan ve en son olarak bir sırtüstü asana ve uzunca bir şavasana ile bitirin….

Günlük yarım saatlik bir programa bunu yerleştirebilirsiniz. Deneyin ve sonuçları hissedin, gerekirse konu ile ilgili mail atabilirsiniz her zaman olduğu gibi.

Lütfen çalışmalarınızda şavasanayı ihmal etmeyin.

Bir başka konuya değinmeden edemeyeceğim, piyasada yerli yabancı pek çok yoga kitabı mevcut, tercümeleri ile Türkçe’ye kazandırılmış güzel eserler de olduğu gibi, tabii bazı çalıntı metinler de var ama bu bizim konumuz değil okuyunca zaten anlarsınız.

Ben her zaman yorumsuz kadim yoga metinlerinin okunması taraftarıyım (bu diğerlerini okumayın anlamına gelmiyor, aksine bol bol okuyun; tabii intihal olan bazılarını ayırd edebilmek size kalıyor) zira bunlar temel eserlerdir ve bazen bir yogi için pek çok yorumdan daha faydalı olabilir, zira size kendi kendinize anlama ve bireysel yorum yaparak bilinçlenme sağlar.

Bu kitaplardan içinde bir önem sıralaması yapmak yanlış olabilir ama bugün sizlere yoganın temel eserlerinden, “Gheranda samhita”yı tavsiye edeceğim. Muhakkak edininiz ve okuyunuz, çok faydalanacağınıza eminim.

Huzur içinde keyifli çalışmalar dilerim yaşamınız yoga dolu olsun.

Sevgi ile kalınız.

Ananda'nın Feneri Asanalar geziler Home_slider Meditasyon Uncategorized Yoga Genel0 comments

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Sevgili Dostlar,

Şeker bayramınız en içten dileklerle kutlarız,

Baryam tatiliniz boyunca yogalarınızı ihmal etmeyin, karma yoga, asana, meditasyon, tratak,

yollar çok, yeter ki siz  muhakkak yogayı yaşayın…

Kaivalya Yogashram

candy_basket

Ananda'nın Feneri Asanalar Beslenme geziler Home_slider Meditasyon Uncategorized Yoga Genel0 comments

BİREY

BİREY …

Dostlarım,

Kendinize bir bakın, birey misiniz yoksa sürüden biri mi ?

Kendi aklınızı kullanarak, kararlar alabiliyor musunuz ? ( doğru veya yanlış harketmez, zira yanlışı aklınızı kullanarak düzeltebilirsiniz)

Yoksa hala güdülmeye mi ihtiyacınız var ?

Görebiliyor musunuz ?

Birey olarak ayakta durabilmek için herşeyden önce iyi gözlem ve akıl kullanarak, muhakeme yapmaya ihtiyaç vardır.

Her ne kadar Guru sistemi var ise de Yoga kişiyi birey olabilmeye yönlendirir. Neticede Guru da bir insandır, öyle yüce alemlerden falan gelmişliği yoktur. Hatalar yapabilir…. ( doğrusu artık nesilleri tamaen tüklenmiş olan Gurular en azından fizik hatalar yapmazdı zira maddeye ihtiyaçları yoktu)

Bu nedenle tek bir yönden bilgi alıp kendinizi tamamen diğerlerine kapatarak bir sürüye ait koyun olmamak gerekir, zira bildiğiniz gibi bazen koyunlar başlarındakini takip ederek uçurumdan aşağıya atlarlar…

Bilgiye aç olmak onu bilgi oburluğu yapmadan bireysel yaşamda kullanılır kılmak en doğrusudur.

Bilgiye ve onu verenlere elbette saygı sonsuzdur, ama kişi bir noktada birey olduğunun farkına varmalı ve aklını kullanabilmeli ve özgürce hareket edebilmelidir.

Ne yazık ki insanlığın büyükçe bir bölümü halen sürü olmayı tercih etmektedir, Neden? Zira o noktada sorgulama yoktur, sizin için biri veya birileri karar verir siz de onu uygularsınız. Genelde o tepedekini ulaşılmaz görür onun talebiyle ya da kendiliğinizden onu ulularsınız. Kişisel fikirleriniz ve geniş görüşünüz kısıtlanır ve sadece o şeye bağlanır. Bunun illada felsefi konular olması da gerekmez. Yaşamın her alanında olabilir.

vaktiylr cumartesi sohbetlerimizde değilniğim bir örneği hatırlatayım. Çok iyi bir futbolsever olabilirsiniz, maçları takip edersiniz, takımınız kazanınca sevinir, kaybedince üzülürsünüz, stadyumda, sizi önce taraftar grubu olduğunuz köşede oturmak bekler, sonra amigo isimli kişiler tarafında belli kalıpları belli zamanlarda söylemeye mecbur bırakılırsınız, otur der oturursunuz kalk der kalkarsınız, karşı takımda oynayan, oysa milli takımda alkışladığınız futbolcutya ana avrat küfredersiniz, tezahürata katılmazsanız hoş karşılanılmaz zamanla gruptan koparsınız…. falan … falan … falar… Yani şöyle kendi başınıza keyifle bir maç izleyemezsiniz…
Eeee! Ne oldu futbolseverliğiniz, diyelim karşı takım size şahane bir gol attık, siz kahrolursunuz, oysa o güzel golün farkına bile varamazsınız….

Rahat olun yahu, tabii takım tutabilirsiniz ama maçı birey olarak izleyin, karşı taraf güzel oynuyorsa futbolseverlik adına ondan da keyif alın, sonuçta yenseniz de yenilseniz de futbol seyretmenin keyfini yaşama zevkini yaşayın…

Ya da televizyondaki bazı sitkomlarda olayın ardına gülme efekti koyarlar, hani siz nerede güleceğinizi bilmiyorsunuz ya o size yardımcı oluyor, eh adamlar gülüyor ben de güleyim durumları yani… vah .. vah .. vah..

İşte hayat ta bu…
Yoga konusunda da rahat olun eğer yoga hayatınızın bir parçası olmuşsa, hocanızın kim olduğu, hangi ekole ait çalışmalar yaptığınız önemli değildir.

Yoganın sınırsız alanlarında keyifle, rahatça, açık fikirlilike, özgürce gezinin, tecrübe edin, hissedin, ilerleyin, herşeyden önemlisi birey olun… Kendi Guru’nuz olun…

Emin olun rahat edersiniz.

Yakın yazılarımdan birinde özellikle sabahları ya da günün müsait zamanında sizlere surya namaskara ( güneşe selam ) uygulamayı önermiştim. Buna devam edin fiziksel aktivitenizi en iyi şekilde dengeler.

http://www.yogaturk.com/yoga/asana/yoga-asanalari/surya-namaskara/

Bunun yanında bu günlerde çalışmak iöçin iki asana daha vereceğim bunlar da basit ancak son derece faydalıdır

http://www.yogaturk.com/yoga/asana/yoga-asanalari/setu-bandasana/

setubandhasana_2-506x380

ve

http://www.yogaturk.com/yoga/asana/yoga-asanalari/naukasana/

naukasana-506x380

Gerekli bilgiler için linke tıklamanız yeterli.

Keyifli, bol yogalı yaz günleri dilerim.

Sevgi ile kalınız…

Ananda'nın Feneri Asanalar Meditasyon Yoga Genel0 comments

Söz gümüş ise Sükût Altındır!

images İçinizden birilerine “yahu bir sussan !!!” demek geliyor mu ?
Gelmez olur mu hiç ?
Konuşmak ve dinlemek iki ayrı ama çok önemli olgudur.

Hele dinlemek, dinleyebilme gücünü bulabilmek, o saygıyı gösterebilme yetisine sahip olabilmek daha da büyük bir erdemdir.

Konuşan bildiğiniz bir konuda görüş beyan edebilir, hatta tamamen bildiğiniz bir mevzuu anlatabilir, dinlemelisiniz, dinleyebilmelisiniz, sizin için çok sıradan bile olsa gene de karşınızdakine olan saygı itibarıyla hoşgörü ile sabır gösterebilmelisiniz. Ya da o topluluklta bulunmamalısınız, haklı olabilirsiniz aynı insan her ortamda gene aynı şeylerden bahsediyor olabilir, siz çok sıkılıyor olabilirsiniz o zaman o ortamda bulunmayın, karar sizin.

Ama oradaysanız ve bir şekilde dinleyici durumuna düşmüşseniz oturun ve dinleyin.

Bazen bildiğiniz bir konuda bir başka ağız size daha önce akıl edemediğiniz şeyleri anımsatabilir, görüşünüzü açınızı genişletebilir, fikir yapınızı değiştirebilir.

Oturup dinleyin Hatta belli durumlarda egonuz size “yahu ben bunu dinleyecek adam mıyım ?” diye düşündürebilir. Oturun, sesizce dinleyin kafanızda sorular hazırlamayın, bunu nasıl faka bastırırım diye düşünmeyin, siz dinleyin, farklı olun biraz.

Bazı hallerde, dinlememek için ortamdaki başka biri ile konuyu alaya alan espricikler yapma ortaklığına girebilirsiniz, bilesiniz ki saygıdan yana hiç nasibinizi almamışsınız. Ya da itiraf edemiyor ama konuşanı kıskanıyorsunuzdur.

Eğer bir başkasını dinleyebilme yetiniz; egonuz ya da o her ne sebep ise ise sizi teslim almış, bir nedenle ortadan kalkmış ise, kendinizi eğitin.

Konuşana saygı göstermek kendine saygı göstermek ile eşittir.

Gelelim işin diğer tarafına, konuşuyorsanız o zaman nerede ne konuştuğunuza dikkat edin, her mevzuu her herde konuşmayın, konuştuklarınız muhakkak doğru ve geçerli kök ve değerlere sahip olsun, espri bile yapıyorsanız yerinde ve şık olarak yapın ki dinlenmeyi hak edin. Hani bir söz vardır, “latife, latif olsa gerek”

Unutmayın konuşmak en büyük enerji kayıplarından biridir, dolayısı ile gerek olmadıkça boş yere konuşmayın. İnanın ki susmak gereksiz konuşmaktan çok daha iyidir, boş verin varsın sizin için “pek konuşkan biri değildir“desinler .

Ortamda olmayan ve size cevap veremeyecek olan kişiler hakkında da konuşurken de dikkat etmek gerekir. Bir konu hakkında taraf olup sözleriniz ile müdahil olmadan önce, adil olup iyice hakim olun. Taraf bile olsanız üçüncü şahıs olduğunuzu unutmadan fikir beyan edin, rahat edersiniz.

 

Yoga çalışmalarından Mauna ( Mouna şeklinde de ifade edilebiliyor) yani sessiz kalabilme, ben ona sessizliğin sesini duyma da diyorum şahane bir kişisel eğitimdir. Hatırlarsanız Hindistan yoga kamplarımızda uygulamalarını yapardık.

İlk adımında, kısa da olsa belli süreleri hedefleyip susmak konuşmamak şeklinde başlayabilirsiniz. Tabii ki günümüz koşullarında bunu uygulamak oldukça zor herşeyden önce yaptığınız şeye saygı gösterip sizi sorgulamayacak bir ortam oldukça zor ama belki şu yaz döneminde gittiğiniz tatillerde ya da hafta sonu aile ortamında deneyebilirsiniz.

Daha sonraki adımda ise iletişimi belli bir süre için tamamen kesmek şeklinde de denenebilir. Güzel bir enerji depolama, zihni sakinleştirme ve huzuru bulma yöntemidir.

Her zaman yogik bir deneyim olarak tavsiye ederim.

İmkanınız olursa muhakkak deneyin. Yahu sahiden de yogaya spor dendiği ortamda mesela bu yoga uygulaması o sporun neresinde yer alır bilemedim 🙂 olur mu hiç öyle şey yoga spor değildir, bir kere spordaki birilerini yenerek kazanma ve zafer elde etme amacı yogada yoktur, kazanma var ise o da kendi egonuz üzerindeki hakimiyetinizdir, bunu da kimseye beyan etme yükümlülüğünüz yoktur.

Müsterih olun Mauna bir Hindu tapınma yöntemi değildir…

Geri dönelim, dinleyeceğiz….. gerekli yer ve zamanda konuşacağız ( espri bile olsa ) arada sırada tamamen susmayı deneyeceğiz.

Şimdi önümüzde bir hafta sonu yaklaşıyor hadi mauna deneyin… Sevgiyle kalınız

images (1)

Ananda'nın Feneri Meditasyon Yoga Genel0 comments

Tatmin garantisi..

Bulunduğum ortamda reklamların bir kısmında satılan mal için tatmin garantisi veriliyor. Adam malını satıyor bu maldan tatmin olacağınızı garanti ediyor, olmazsanız iade ediyorsunuz….

med

Günümüzün en büyük problemi tatmin olamama durumudur…Yok,yok burada cinsel tatminden söz etmeyeceğim. Çok sıradan tatminlerden bahsedelim, dikkat edin dünyamızın çoğuna hakim olan sistemin insanoğlunu getirdiği nokta tatminsizliktir.

Gerek üretim ve her türlü mala ulaşım ve elde etmenin kolaylaşması ve gerekse her geçen gün önümüze konulan yepyeni mamuller bizler elimizde kısa sürede elde olanlardan tatmin olmamaya ve bunun içinde onlardan vaz geçip yeni birşeyler almaya yönlendiriyor. Öyle ki bu yeni aldığımız ile sanki tatmin olacağız.

Oysa herşey kısır döngüden ibaret, aldığınız yeni mal veya hizmet kısa sürede yerine yenisinin sunulması ile bizler için artık yetersiz kalıyor..

Maalesef bu sistemin yakıtı bu tatminsizlik ve tüketmedir. Sistem tüketmeniz için gerekirse cebinize para bile koyar ki daha çok harcayın, hep yenilerini alın hatta mümkün ise elinizde var olanın aynısından bir tane daha alın…

Şimdi dolaplarınızı tıka basa dolduran herşeyi bir gözünüzün önüne getirin kimbilir ne kadar çok gereksiz şey almışsınızdır, ya elinizdeki cep telefonu, önceleri hantal ve sadece ev dışındayken haberleşme aracı olarak kullanıyorduk, sonra buna sms eklendi, yetmedi tabi, bazı telefonlar kendi kriptolu bedava mesaj sistemlerini koydular, yetmedi e-maillerini almaya başladınız, olmadı sosyal ağlar ile anlık haberleşmeler, internet üzerinden konuşmalar eklendi. Elinizde bunların hepsini yapan bir telefonunuz olduğunda tatmin oldunuz mu? Hayır!  bu defa onun 4 numarası yok 5 es’i cıkacak diye hayallere başladınız bile oysa onlar çıktığında aldığınız anda eskiyecekler; zira o sırada müteakip telefon modelinin dedikoduları sizi kudurtrmak için kasıtlı olarak yayılmaya başlayacak.

Asla tatmin olmayacaksınız, olmamanız için gerekli tüm silahlar da size yöneltilmiş durumda, bedelini elbette sizden alacaklar ama inanın ne kadar ödeseniz gene de tatmin olamayacaksınız, gün gelip hayat biterken kimbilir ne büyük tatminsizlikler hala içinizi kemiriyor olacak….

Hadi diyelim mal ve hizmetler için bu hırsınız var, peki ya düşünceler için ne demeli…En acıklısı da belki onlar, kafanızda binbir düşünde var, mesela varlığınız ve bu dünyada neden bulunduğunuz ile ilgili düşünceler içindesiniz. Umut ve heyecan ile size net ve tatmin edici bir bilgi verilmesini arzu ediyorsunuz. Size birileri birşeyler söylüyor, yetmiyor, onlara “bu sözleriniz beni tatmin etmiyor” diyorsunuz, daha da ajite oluyor ve daha fazlasını istiyorsunuz, bu isteğiniz öyle bir noktaya geliyor ki kafanız sadece buna çalışmaya başlıyor. Ama ne yazık ki tatmin olamıyorsunuz.

stairsSiz kendinizce bu dünya ve onun yaşantısı ile ilgili her şeyi çözdünüz, insan-ı kamil oldunuz, bu nedenle de çok daha öteleri araştırmaya ve hatta bulmaya karar verdiniz, belki de kesin olarak çözeceğinize inanıyor ama ne yazık ki kimseleri, hiç bir bilgiyi dinlemeye tahammül ve tenezzül edemiyorsunuz. Fikriniz sahip egonuz ile birşeyleri çözmeye çalışıyorsunuz….

Dost acı söyler, size şunu garanti edeyim de içiniz rahatlasın; çözemeyeceksiniz, hiç üzülmeyin. Bunun yerine önce bu dünyayı ve onun problemlerine odaklanın dostum. Maddi durumunuz iyi olabilir, bu size herşey tamammış gibi bir his verebilir… Ama o iş öyle değil, varlık önce dünya ile barışmalı ona yukarılardan değil, basamağın en altından bakabilmeli. Dünya yaşamını özümsemeli ve kibiri bir tarafa bırakmalıdır. Zira kibir tahmin edileceği gibi tatmin değil tam aksine en büyük tatminsizliktir… Varlık sükunet ile bulunduğu duruma şuurlanmak için uyanık olmalı ve onu anı en iyi şekilde idrak ederek yaşamalıdır.

Herşeyden önce biraz durun yahu telaşınız ne? Oturun ve sahip olduklarınıza bakın, durun, oturun, koşmayı koşuşturmayı durdurun, o delice yaptıgınız beden harcama işlerine kısa bir ara verin…. Şu anda elinizde olanlara bakın ve onları hazmedin önce… Onlardan memnun olun, bunu gerçeken hissedin… gerçek ihtiyaçlarınızı düşünün, olmazsa olmazları; göreceksiniz ki belki hiç bir şeye ihtiyacınız bile olmayaca… O dağlar gibi dolapları içindekileri düşününün. Hatta buzdolabınızı ve kilerinizi orada aç gözlülükle almış olduğunuz, muhtemelen zamanında tüketemeyeceğiniz dolayısı ile atacağınız şeyleri…

spiritualtyŞunun farkına bir noktada varacaksınız, deli gibi bir tüketim içindeyim, bu hırs elimde olanlarla mutlu olmamı tatminimi imkansızlaştırıyor…Göreceksiniz ki en büyük düşmanınız olan zaman dahi daha dost olacaktır…

Sağlığınız yerinde ise zaten en önemli hazineye sahipsiniz…

Zihninize hükmedin ve kendinizi tüketen bu tatminsizliği anlamaya çalışın önce…

Kişi en basit bir bilgiye dahi açık olmalı bunları, yanlızca sahip olduğu geçmiş bilgiler ile tartmamalı, ona yepyeni gibi bir göz ile bakmalı, dinleyebilme azim ve gücünü göstermeli ve hazmetmelidir.  Unutmayın çevrenizdeki herşeyden ders çıkartmak mümkün. Yeter ki hırs bürümüş madde gözü ile değil gerçek gönül gözü ile bakıp ruh ile anlayabilin. Tüm bu bilgiler ışığında asla hırs yapmadan fikriyatını geliştirmeli ve hayatı anlamak için çaba sarfetmelidir. Bilgiye muhattap olurken pragmatik davranmak, basit gündelik cevaplar verip hiç dinlemeden karşı sorular hazırlayarak,  kaynağa ne kadar akıllı olduğunuzu göstermek amacı  güden basit söz manevralarına girmek sizi daha da çıkmaz hale sokacaktır, elde edeceğiniz ise muhtemelen o kaynak tarafından bir daha kaale alınmamak olabilir. Zira unutmayın bilgi sahibi olmak liyakat meselesidir.

Rahat olunuz, yaşantınız boyunca bazı fikirlerinize tam ve kesin cevap alabilmeniz mümkün olmasa da, yaşamınız değerli ve güzel olacaktır.

Sağlıcakla kalınız…

Ananda'nın Feneri Meditasyon0 comments

Yoga Yapmayın!!

Dostlarım merhabalar,

Bir kaç mail geldi, hocam hayrola bir hafta ara verdin yazılarına diye, samimi söyliyeyim yazılarımın belirli bir periyodu yok, sık sık yazmaya çalışıyorum, keşke her gün yazabilsem ama olmuyor.  Ancak şunu söyliyeyim, meraklanmayın yazılar devam edecek, aramızdaki mesafe uzaklığını yazarak kapatacağız. Bu arada siz de yazmaya devam edin her mailiniz bana şevk veriyor..

Şimdi  yazının başlığına bakıp, “ yahu hocam yoga yapmayın da ne demek ?” dediğinizi duyar gibi oluyorum ; her zaman söyledim tekrar söyliyeyim, “yoga yapmayın”,  yoga rol değil ki yapasınız, yoga, yaşamın gündelik koşullarından ayrılıp yapılan biş şey değil ki yapasınız….

Yoga yaşamın tam kendisi olmalıdır, yoga, omu öğrendiğiniz andan itibaren içinze nüfuz etmiş bir yaşam tarzı olmalıdır…

Her zaman dediğim gibi yoga şile bezi gömlek, bol kesimli  hint işi pantalon ve şıpıdık terlik değildir… yoga, vejetaryen olup et yiyenlerden nefret etmek de değildir… Yoga, şahane yapılmış bedensel hareketler hiç değildir, istersen saatlerce amuda kalkıp dur, belki yaptığın yogadır ama yaşadığın değildir…

Bu nedenle düsturumuz her zaman “ Yoga yapılmas yaşanır” olmuştur …

Yogayı yaşamamız lazımdır, onu iyice öğrenmemiz, özümsememiz, bireysel analizler yapıp kendimiz bizzat tecrübe etmemiz lazımdır…

Unutmayın;  üstad Patanjaliye “kaç yoga var” diye sormuşlar, o da “siz orada kaç kişisiniz” demiş,” su kadar kişiyiz “,  “o zaman sayınız kadar yoga vardır” diyerek meseleyi kapatmış.

Her ne kadar temelde dört yogadan bahsetsek de ( Bhakti, Karma, Raja ve Jnana  yoga) bunlar kendi içlerinde dallanıp budaklanmakta, ama asıl olarak her insanın kendi yogası bulunmaktadır. Temel esaslar her ne kadar belirlenmişse  de çalışma bireysel olup tüm tecrübeler ve sonuçlar kişilere göre farklılıklar gösterir. Bu nedenle yoga bir din değildir, ziara dogmatik yapısı yoktur. Tanrı inancı olan, bir dine mensup olan, ya da bu tip inancı bulunmayan herkes yogayı yaşayabilir… çünkü yogayı yaşamanın sonunda cennete veya cehenneme gitmezsiniz…

Büyük hatalardan bir de yogayı sadece asanalar zannetmektir.  Bulunduğum ortamda yoğun bir yoga merakı var, geçtiğimiz gün bir mekanda  bana o gün yoga yapıp yapmadığımı sordular, çok net bir tavırla “yapmadım” dedim, karşımdaki ne sıklıkta yoga yaptığımı sorduğunda ise hiç yapmadığımı söyledim. Kendisi de yoğun bir yoga eğitmenliği programında olan muhatabım, “anlayamıyorum yıllarını buna vermiş bir kişi nasıl olur da yoga yapmaz” dedi…

Ben de ona yogayı yapmadığımı onu yaşadığımı söyledim. Batılı kültürün ağır tahakkümündeki kafası nedense önce bir türlü almadı bunu, daha sonra ona sordum, “ne yapmamı isterdin ? “ ….mesela  dedi “asanalar, kriyalar, meditasyon” yoğun ve taze bilgisi ile herşeyi sıraladı… Sonra içerdeki salonu gösterdi, orada falan yoga adı ile bir çeşit dans yapılıyordu, bak dedi nasıl da yoga yapıyorlar, tartışmanın manası yoktu, ben de holün diğer bölümündeki kapıyı gösterdim, orada birkaç kişi, ellerinde metleri son derece asık bir suratla ve sinirli bir biçimde durmaktaydılar, zira hot yoga hocaları geç kalmıştı, “ya bunlar” dedim “neden böyle asabîler”, “çünkü” dedi; “ yoga yapacaklar ama hocaları gecikti diye kızgınlar”…. peki dedim, başka sorum yok…

wine

Bak dedim ben dün çok sevgili bir arkadaşımın üzüm bağında, tüm gün keyifle çalışarak, budama, ayıklama, yaptım, elbette ki maddi bir çıkarım yok, yarın da üzüm hasadına gideceğim…tüm yogaları yaşamış oluyorum….

Şimdi sen bugün buradaki durumu ve benim iki gün nasıl bütün yogaları yaşamış olabileceğimi düşün, Cumartesi konuşalım….

Dostlarım, yoga hayatınıza girdiği andan itibaren eğer onu bir rol değil de yaşamın ta kendisi olarak kabul ederseniz hiç bir soru kalmaz, asana uygulayamayabilirsiniz, meditasyonu şeklisel olarak çalışamayabilirsiniz, ama gene de hem bedeninizi hem de zihninizi bir araç olarak kullanabilir yogayı 24 saat yaşayabilirsiniz.

Merak etmişsinizdir, Cumartesi o arkadaşla konuştuk, galiba dedi anlamaya başlıyorum, iyi dedim o zaman, sen bana ben de sana anlamakta yardımcı olmaya devam edelim….

Haydi bakalım, gelelim bu günkü yogik çalışmamıza, hemen yarın vaktiniz olduğunda sokağa çıkın, üzerinize rahat bir şeyler giyin, ya da giymeyin zira farketmez J, cadde boyunca yerdeki çöpleri toplayın ve onları en yakın çöp kutusuna atın. Utanmayın sıkılmayın zira kime ne, önemli olan karşılıksız koşulsuz hizmet edebilmek, unutmayın kimse size cennet vaadetmiyor, ama uygulamış olduğunuz karma yoga, size temiz, sağlıklı, huzurlu bir birey olabilmenin kapıları açılıyor.

Sevgilerle kalınız

Ananda'nın Feneri Asanalar Meditasyon0 comments

MEDİTASYON MU DEMİŞTİNİZ ???

Dostlarım merhaba,

Iki konuda da çok mail aldım, bu nedenle bazı detayları yazmak istedim.

Meditasyon önerdiğim yazıma gelen, maillerde, hocam ne meditasyonu yapalım ? tarif et gibi talepler var… Olur elimden geleni yapayım fakat ben ne yapsam tariften öteye gitmez…

medspc

Haydi, once şu bin kere anlattığım minik hikayeyi bir kere daha anlatayım.

Himalayaların yüksek tepelerinde herşeyden uzak bir aşramda çocuk yaşta bir talebe varmış. Çok güzel dersler verirler, çocuk ta iyi bir talebe olarak hepsini büyük bir disiplin içinde takip edermiş. Birgün hocalarından biri ona bir inekten ve sütten bahsetmiş. Çok meraklanan talebe hocasıa ineği ve sütü iyice anlatmış ve adeta hafızasına kazımış. Hikaye buya,  bulundukları yerde inek yokmuş. Bu nedenle hiç bir zaman ne ineği görebilmiş, ne de sütü tadabilmiş….

Aradan zamanlar geçmiş ve bizim küçük talebe büyümüş ve hocaları tarafından çok sevilen genç bir swami olmuş, o da hocalarını pek severmiş.

Günlerden bir gün aşramdan ayrılıp, öğrendiği bilgileri paylaşmak üzere aşramdan ayrılası gerektiğini söylemiş sevgili hocaları…

Büyük bir heyecanla, ayrılıp, daha aşağılara Himalaya’ların eteklerine inmiş ve oradaki köylerden birine ulaşmış… Kimselerin ortalarda  olmadığı bir saatmiş…

Çoğu Hint köyünde olduğu gibi meydanda bir inek heykeli varmış, o sırada kaidesini boyamakta olduklarından bir kova da kireç bulunyormuş… Gördükleri vaktiyle hocasının kendisine anlatığı inek ve süt tanımlarına bire bir uyuyormuş. Swami merakla kovaya yönelip, içindeki boyayı süt zannederel bir güzel içmiş.

Tabii çok fena olmuş, köylüler onu bu durumda bulup zorlu bir tedaviden geçirmişler. Bizim swami, hocalarının kendisini aldattığına çok içerlemiş. O hiddetle aşrama geri dönmüş ve kızgınlık la hocalarının karşısına çıkarak, kendilerinin onu aldattığını yanlış bilgiler berdiğini söylemiş.

Kendisini sorumluluk ve biraz da üzüntü ile dinleyen hocası, demek ki sana yeterince iyi anlatamamışım demiş ve özürler dilemiş.  Sonra eklemiş

“ ne var ki kabahat gene de sen de, o sütü sen mi sağdın ?”

Bu tipik Hint masalından çıkarsamalarımızı yapalım, hoca size ne kadar anlatırsa anlatsın, onu uygulayacak ve sonular çıkartıp neticeye varaacak olan sizlersiniz.

Bu nedenle, anlatmak ve önermek benden uygulamak ve netice almak sizden…

Bu yolda çok çalışmalı, tembellik etmemeli, defalarca sonuçlar almalı ve kendi analizinizi yapmalısınız.  Yol belki uzun ve abilir ama varacağınız noktanın büyük bir mutluluk, huzur ve varlıksal özgürlük olacağını söyleyebilirim. Uygulamanız sırasında beklentniz olmasın sakın. Yaptığınız dinsel bir tecrübe de değil yani sonunda cennet vaadedilmiyor ya da cehnneme gitmiyorsunuz.

Hadi bugün biraz nefes üzerinden çalışalım. Malumunuz günümüz batısında özellikle son yıllarda nefes çalışmaları adeta yeni keşfedilmiş gibi çeşitli isim ve yöntemlerle uygulanır oldu, ortalık nefes çalışmasından geçilmez oldu son birkaç senedir. Oysa nefes teknikleri, pranayamalar yoganın standart yöntemleridir yüzlerce yıldır uygulanır, zaten şu anda var olan batılı teknikler de bunlardan devşirme. Bunları kötülemek için asla söylemiyorum ama gerçekleri de bilelim…

Ne demiştik nefes ile meditative çalışma mı ? gelin yapalım hem de mantra ile….

Mantramız SoHam

Gelin hiç gecikmeden uyugulamaya geçelim;

Swami Rama özellikle SoHam meditasyonuna önem vermiştir.

Şimdi meditasyon ortamınıza geçin ve orada sırtınız dik olacak şekilde outrun. Öncelikle nefesinize odaklanın, onu yavaş yavaş izlemeye başlayın. Nefes alış verişleriniz sığ ve cılız olmamalıdır, aksine hafifçe sesli ve duraksamasız soluklanın. Yani abartılı olraka kefes alıp , tutup, neffes verip, tutup devam etmeyin.

Burnunuzdan derin ve hafif sesli olarak yoga nefesi alın ve gene burnunuzdan verin.

Bilirsiniz ben nefes uygulamalarında sayı saymayı pek benimsememişimdir. Bedeni zorlamadan maksimim sürede nefesi alın ve verin gayet tabii olarak.

torax

Bir yandan da bunu zihnen izleyin… İlk adımımız bu.

Unutmayınkı soluk alış verişiniz içşel yapınızın barometresi gibidir, ne kadar stress altındaysanız o derece düzensiz, sık ve hızlı nefes alıp verirsiniz. Oysa derin uzun ve rahat bir soluklanma sizi zihin seviyesinde de huzura yöneltecektir.

Şunu da hatırlatmalıyım ki zihni bir noktaya yönlendirmede pek çok yöntemler olmasına rağmen en iyi yol nefese odaklanmaktır.  Zira hiç bir dışsal araç kullanmadan bizzat kendinizi kullanıyorsunuz. Tabii ve rahat. Zira O sizsiniz….

Nefesinize ne karada ii konsantre olabilirseniz, huzur ve sükunet o kadar derin olacak ve mutluluk duyacaksınız.

Bir sonraki adımda artık mantramızı kullanabiliriz, o güzel nefes alışınızda içsel olarak SOOOOOOOO deyin, hiç duraklama yapmadan verirken de  HAAAAAAMMMM.

Bir müddet bunu devam ettirin, adeta mantranın güzel vibrasyonu ile bütünleşerek,  beden, zihin ve nefesi denge haline getirin.

Özellikle çok yoğun zamanlarınızın öncesinde ve sonrasında size büyük bir huzur verecek bu yöntemi her zaman uygulayabilirsiniz. Gerekirse ofisinizde bile kısa bir zaman ayırıp muhakkak tatbik edin.

O zaman ne duruyoruz, şimdi hemen hiç vakit geçirmeden başlayın.

Sonuçlarla ilgili yorumlarınızı her zamanki gibi bana yazmaktan çekinmesin, güzel mailleriniz beni fazlasıyla mutlu ediyor…

Sevgiyle kalın….

Ananda'nın Feneri Meditasyon0 comments

  • Duyurular

Descargar musica