Category Archives

Uncategorized

Bayram

Sevgili dostlarımız,

Hepinizin şeker bayramını kutlarız. Bu vesile ile sağlık, mutluluk, başarı ve bol bol yoga dolu günler dileriz.

Bayram süresince çalışmalarımız bayramın 1. günü haricinde normal programlda sürecektir.

Sevgi ile kalınız
Kaivalya Yogashram

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Tantra Söyleşileri -1-

Sevgili dostlarım,

Son günlerde Tantra ile ilgili pek çok mail geldi, her mailde de pek çok soru ve detay istemi var, düşündüm ki hepsini bir defa da anlatmak imkansız, her zamanki gibi, sevgili dostum Prof. Swamy’nin ( kendisi gerçek ve akademik geçmişi bulunan bir pozitif ilim profesörü ve memleketinde böyle tanınıyor:)) tabiri ile “sorular serbest, cevaplar garanti değil” mantığı ile cevaplarımı söyleşiler şekline getirmeye karar verdim.

Öncelikle ifade edeyim ki sitemizin Tantra bölümünde kısa ama toparlanmış bir bilgi girizgahı var, zannederim, konunun temel detayları net şekilde açık, orayı okumanızı tavsiye ederim.

Arkadaşlar, Tantrizm, yaşamın her yönü ile ve en faydalı şekilde yaşamanının temel alındığı bir felsefedir. Tantra Yoga bir gurudan, inisye alınır ve uzun süreli çaba ile de geliştirilir ve kişi yaşamına bu felsefeyi yerleştirir.

Sorulan soruların büyük çoğunluğu Tantrizm ve cinsellik adına idi. Yogik felsefi yaklaşımlarda bildiğiniz gibi cinselliğin kontrol altına alınması ( yani tamamen terki veya kontrollü olarak terbiye edilmesi) esastır.

Tantrizm, yaşamdan her yönünden en iyi şekilde tad alıması ancak bunun kişiyi tüketmemesi aksine yüceltmesi temeline dayanır. Cinsellik ise kişinin yaşamında, gözardı edilemeyecek bir yer tutar. Bu bakımdan Tantrizm, yaşamın her yönü ile ilgilendiği gibi cinsellik konusunu da incelemiştir. Dolayısı ile Tantrizm, bilinçli bir cinselliği öngörür. Burada temel amaç yoğun ve temel bir dürtü olan cinsel potansiyelin, En iyi şekilde terbiye edilmesi ve kontrolü ile kişinin yükselmesidir.

Şimdi bu konu oldukça istismar edilebilecek bir ögedir. Tantra uygulamaları yapmayanlar kendi kafalarına göre fikirler üretebilirler. Dostlarım Tantra inisiyasyonu olmayanlar ve yaşamlarına bunu deneyimlememiş olanlar, ne kadar kitap tercüme etseler Tantra’yı anlayamaz ve anlatamazlar.

Öncelikle Tantrik cinsel yaşam öncesinde çift yoğun bir felsefi ve bedensel çaba ve arınma içinde bulunur ve kendilerini hazırlarlar, bu konuyu ilerideki söyleşilerde tam olarak detaylandıracağım. Söylendiği gibi Tantrik cinsellik, herkezin herkezle yatması kalkması yani modern tabiri ile özgür seks değildir. Tantrik birleşme yani Maituna’ya gelene kadar çiftin çok uzun bir gelişim süresi geçirmesi gereklidir. Özellikle tercümelerde yanlış yazıldiğini gördüğüm gerçek adı ” soldan” Tantra bu konuda geniş bilgiler ve tam bir program vermiştir.

“Tantranın kapalı kapılar ardındaki bir gizli şey” ne demek diye soran dostum; değil Tantra, Yoga’nın bizatihi kendisi kapalı kapılar ardındadır, bu kapılar kişinin kendisidir, Yoga, ortalara çıkıp ben “yoga yapıyorum bakın” hava atmaları değildir, yoga kişiseldir ve kişi kendi içinde yogasını yaşar, ancak onun hal ve tavırları ile farklılığı görülebilir. Diğer taraftan da her halde Maituna’yı açık kapılar önünde yapmayacaksınız :).

Devam edeceğim tabii, şimdilik sevgiyle kalın,
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Çalışmalarımız

Sevgili Dostlarım,

Sonbaharın kendini iyice hissettirdiği bu dönemde sizlerden de gelen talepleri gözönüne alarak çalışma programımızda bazı düzenlemeler yapacağız.

Öncelikle hepinizin çok istediği ancak günün geç saatlere kadar kararmaması nedeni ile ara verdiğimiz Tratak çalışmları bayram ertesi başlayacak, gene bayram ertesi, daha önce
salı ve perşembe günleri uygulamakta olduğumuz 16:00 çalışmaları başlayacak

Yani :

16 ekim salı 16:00, yoga
18 ekim perşembe yoga
21 Ekim pazar saat 19:00 da Tratak

Çalışmaları yapılacak ve program bundan böyle bu ekler ile devam edecek.

Çalışan ve sabah erken saatte yoga çalışmalarına katılmak isteyenler için erken saatte yoga çalışması koymak istiyoruz zannederim bunu da kısa süre içimde başlatacağız net tarih ve saatlerini kısa süre içinde bilgilerinize sunacağım.

Aklınıza gelen konuları ek çalışma saat ve konularını her zamanki gibi bize e-mail ile ya da isterseniz telefon ile de bildirebilirsiniz. Unutmayın burası yanlızca “geleneksel yoga” çalışmalarının yapıldığı yoga’nın din değil felsefe olarak konuşulduğu ve paylaşıldığı bir yer, sizin yeriniz, keyifle önerilere açığız.

Unutmadan şunu da ekleyeyim, ahlakından şüphe duyduğum bir yoga tüccarı sahte profesör, web sitesinde pek çok yoga merkesi ve hocası arasında, bizim adımızı da “Kaivalya yoga” ve “Ananda yoga” şeklinde zikrederek, bizlerin gizli hindu tarikatları olduğumuzu beyan etmiş. Bu kişi hakkında tüm yasal haklarımız saklı tutarak gerekli işlemleri yapacağız. Ancak, bizzat ben ve tanıdığım diğer pek çok arkadaşım hakkında da hakaret olarak addedilebilecek söylemleri de var. Biz ne hindu ne de budistiz, bırakın bunu Yoga’nın din olmadığını söyleye söyleye dilimizde tüy biter, ayrıca bu mekanda dinsel hiç bir laf da edilmez. İnanç kişinin kendi bileceği bir konudur. Bu kişi, biz ve diğer arkadaşları karalayarak kendi ticari kaygılarını göstermiş durumdadır. Dostlarım burası bir ticarethane hiç bir zaman olmadı ve olmayacaktır. Biz doğru bildiğimiz yolda çalışmalarımız devam edeceğiz. Bu gibi çamur atmalar atanın kişiliğini gösterir.

Bu sene 18.yılımıza giriyoruz. Tertemiz felsefi yaklaşımımızla sizlerden hep destek gördük, buna layık olmaya her zamanki gibi devam edeceğiz, yani kervan yürüyecektir.

Sevgilerle kalın.
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

ASANA

Sevgili Dostlarım,

Havaların biraz daha insafa geldiği, okulların başladığı ve yaz tembelliğinin bitmekte olduğu günlerdeyiz. Her sene söylediğim sözü gene paylaşayım, “göçmen kuşlar geri dönüyor”, yaz boyunca yoga çalışmalarına; gerek sıcaktan, gerek yazlıklara taşınmaktan ve gerekse yaz tembelliğinden verilen ara bitti bitiyor ve dostlar geriye dönüyor… Hoş geliyorlar.

Malum biz yaz kış demeden burada sizler için bulunuyoruz. Gayet iyi bildiğiniz gibi ticari kaygılar ile insanlar gelirken açıp, sayı biraz azalınca da hemen kapatmıyoruz, gerekli özveriyi hiç unutmadan devam ediyoruz.ş Hep dediğim gibi gücümüz yettiğince, biz sizlere hizmeti sürdüreceğiz. Burayı, tüm ticari kaygılardan uzak, Yoga’nın dinsel, ya da sportifleştirilmediği bir mekan olarak tutmaya gayretimiz sizlerin de destekleri ile devam ediyor edecek.

Dostlarım, çeşitli ad ve şekiller altında yapılan yoga çalışmalarına hayret ile bakmaya devam ediyorum. Kimseyi tenkid etmek hakkım ve haddim değil ama bazı olaylar beni gerçekten şaşırtıyor bu nedenle de sizlerle paylaşıyorum.

Dostlarım Yoga geleneksel kadim bir öğretidir, binlerce yıllık olmasına rağmen her daim, insanın kişisel gelişmesinde çok etkin bir yoldur. Yoga’nın belirli kuram ve kuralları gene kadim metinlerde mevcuttur, Bunlar dinsel bilgiler ve dogmalar içermezler( Hindulaştırılmamış metinlerdede). Bu nedenle tanrı buyruğu değildir. Her zaman güncel şekilde değişime ve gelişime müsaittir. Ancak bazı durumlar değişmezler zira bunlar yogayı yoga yapan öz değerlerdir. Bu değerleri değiştirdiğinizde yoga başka birşey olur. Gene insanlara fayda sağlıyorsa uygulanılmasında zarar yoktur ama yoga değildir artık o….

İşte bunun en basit ve güzel örneklerinden biri de ASANA’dır. Yoga bilgilerini toparlayarak sutralar halinde daha kolay anlaşılır metinlere dönüştürmüş olan üstad Patanjali’ye göre asana, vücudun sabitçe ve rahatça duruşudur.

Asanalar sportif beden hareketleri değildir, egzersiz değildir. Yoga asanaları sabır ve sükunet ister, acele, koşuşturma, zorlama hiç istemez. Buradaki kazanç şu kasınızın şişmesi değildir, yada belinizin acilen incelmesi, yada şu kadar saniyede rekor hiç değildir. O bedeni en uygun şekilde uyararak geliştirmek ve bu sırada da akılla uyum içinde bulundurmak, esnekliği, dengeyi huzur içinde içselleştirmektir. Elbette bu iş sabır gerektirir ve günümüz insanına göre çok zor birşeydir. Zira tüketmeye koşullandırılmış günümüz insanı, herşeyi olduğu gibi yoga asanalarını da telaşla, çok hızlıca, müzikle, adeta dans ederek, adeta squash oynar gibi yapmaya yöneltilmektedir. Bu biliçli yapılan bir durumdur, zira insanların sıkılacağı ve bir daha gelmeyecekleri düşünüldüğünden onlara sportif mahiyetli devamlı değişen şeyleri çok hızlıca yaptırıp yorgun düşürmek, yada olmayacak hareketleri yapan bir hocanın karşısında alık alık baktırarak ezmektir.

Dostlarım, bir yoga çalışmasının sonunda, ( ortam sıcaklığı hariç) kan ter içinde ve yorgun iseniz yaptğınız yoga çalışması değildir. Olsa olsa spor yapmışsınızdır elbette kötü birşey değildir ama “YOGA” değildir. Geçtiğimiz günlerde çalışmalar yaptığım bir yerde, bir başka saat için zamanım olup olmadığını sordular, ben de yeterli sayıda kişi katılımında bir grup ayarlayabileceğimi söyledim ( zira uzakta bir yerdi) olamadı, “ama” dediler,” ziyanı yok geri göndermeyelim diye aerobik hocamız o kişiye yoga yaptıracak!”. Dostlarım, durum budur yorumu size ait. bu yoga değildir keşke yoga yaptıramıyacağız ama isterseniz size hafif bir aerobik yaptıralım deselerdi. Tabii bu yoganın güncelliğini hala korumasından kaynaklanıyor. Bakıyorum da bazı kişiler yoga artık önemli değil ben şu çalışmayı yapıyorum her şeyi hallediyorum derken, işler biraz yavaşlayınca yoga öğretmeni kursu düzenleyip bilmem kaç bin amerikan doları talep ediyorlar….
Dostlarım Uyarılarım sizi bazen sıkıyor ama ben hatırlatmaya devam edeceğim, bildiğimce dilim döndüğünce geleneksel yoga konuşacağım.

Aşramımızda yoga çalışmaları programlara uygun olarak devam ediyor, gerek sonbaharın tamamıyla gelmesi, ramazanın bitmesi gibi durumları gözönüne alarak ekimden iitibaren daha yoğun bir program uygulayacağız . Elbette, Tratak, cyclic meditatiom, film gözsterimleri de geri dönecek.

Sevgiyle kalınız.
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Varlığımızın çeşitli halleri

Sevgili dostlarım,

İnsan her zaman belli yaşta kalmıyor değil mi pek çok çeşitli haller bizim için geçerli elbette…
Çocuk oluyoruz, hamile kalabiliyoruz, yaşlanıyoruz. işte bunların her anında yoga bizimle birliktedir.

Pek çoğumuz Yoga ilgili ilk bilgilerimiz ne yazık ki belli bir yaştan sonra çoğunlukla dergilerden alırız, biraz meraklılarımız çok az bulunan tercüme kitapları veya yabancı dillerde yayımlanmış kitapları alabilir, biraz daha şanslılarımız ise bir grup ve hoca eşliğinde yoga çalışırız. Artık belirli bir yaş ve değerlere sahibizdir. Öğrendiklerimizin bir kısmını uygulayabilir çoğunu ise entelektüel seviyede tutarız.

Oysa çocuk yaşlarda alınmış Yoga bilgileri kişiyi fizik zihin ve ruhsal bakımdan mükemmel etkiler, kişisel ahlak ve irade güçlü hale gelir, böylece kişi temelden evren ve onun çeşitli oluşları ile mükemmel bir ahenk ve denge içinde uyumlu olarak yaşar.

Yoga’yı belirli pozların uygulanması şeklinde tarif etmek kolay bunları çocukların uygulaması zaten büyüklere nazaran çok daha rahattır. Oysa Yoga yanlızca Hatha Yoga hareketleri olan Asana’lardan ibaret değil. Bu sayfamızda hem Yogik bilgileri temel esaslar Yoga ahlakını, hem belirli konsantrasyon tekniklerini hem de hareketleri bulabileceksiniz.

Bunları katı bir uslupla değil eski metinlerden alınmış ve büyük Yoga Ashram’larında çocuklar için hazırlanmış özel programlara göre bulacaksınız. Kimi masalsı metin sevgili çocuklarımıza kolay ve rahat bir şekilde Yoga’nın temel kurallarını onların evren ve onun oluşumları ile mutlak bir ahenk içerisinde, kendilerine tam bir özgüvenle yaşayabilmelerini anlatacaktır .

Yoga hiçbir inanç sistemine karşı olmadığı gibi belirli bir dinsel sistemin sözcüsü değildir. O evrensel ahlak ve uyumlu yaşam kuralları içinde yaşamak isteyen bireyin, bedensel, zihinsel ve ruhsal olarak ahenk ve coşkusu için yardımcıdır.

Gelelim hamilelik dönemine….En başta unutulmaması gereke şey, hamileliğin bir hastalık değil, yaşamın en keyifli bir dönemeci olduğunun farkına varmaktır. Hamileler yoga çalışmalarına rahatlıkla katılabilirler, bunu en son ana kadar da sürdürebilirler ( elbette önce doktorlarının olurunu almak kaydıyla.) Yoga ile geçen bir hamilelik gerek doğum ve gerekse bebeğin sağlığı açınsından çok faydalıdır.

Yoga çalışmalarına mutlaka konusunda ehil bir eğitmen nezaretinde ve hamileliğin ilk sıkıntılı dönemi geçtikten anne ve bebeğin sağlık yapısının normal gidişinden emin olunduktan sonra başlanılmalıdır. Hamileler temel yoga asanalarını uygulayabilirler. Ancak bazı asanaları hamilelere göre olan alterbatifleri ile uygulamalı bazılarını ise doğumdan sonra uygulamaya devam etmelilerdir.

Yoga nefesi ile doğum sancıları sırasında rahat etmek ve bedeni kontrol altında tutabilmek mümkün olacaktır. Asanalar ile esnekliği tam olan bedenin normal doğumu rahatlıkla yapabildiği, eğer sezaryen ise de çok rahat bir hamilelik dönemi geçirdiği biliniyor.

Yoga meditasyonları stresi kontrol altına amada son derece etkinir. Kişi bedensel değişim geçirdiği ve normal durmuna göre duygusal bakımdan daha yoğun olduğu dönem olan hanilelik sırasında yoga nın üstün değerleri ile hzur ve mutlluluk içinde olur ve bu m uhteşem gelişimi keyifle yaşar.

Veeee sonraki yıllar, yaşamımız her zaman gençlikle sürmeyeceğine ve belli bir dönemden sonra geçen yıllar ile bedeniniz bira daha eskiyince de Yoga uygulamalarına devam edeceğiz elbette. Ya da eğer hiç başlalamışsak, hiç bir zama geç değildir. Unutmayın ki kendinizi hissettiğiniz yaştasınız. Geçen yıllar ile zihinsel ve ruhsal bakımdan altın çağınızdasınız. Sabırlı ve sakinsiniz. Yılların getirdiği tecrübe birikimi ile artık bilge kişiliğiniz var. Fizik bakımından da esnek ve dengeli olmalı ve yaşam kalitenizi artırmalısınız.

Temel yoga hareketlerini öncelikle bedeninizin elverdiği ölçüde uygulayabilirsiniz. (elbette belirli rahatsızlıklarınız var ise önceden doktorunuz ile görüşmenizde fayda var.). Yoga nefesi ile ciğerlerinizi geliştirir, nefesten en iyi şekilde isitfade edebilirsiniz.

Esnek bedeniniz ile, yaşlanmanın getireceği, romatizmal sıkıntılardan, kireçlenmelerden ve kas zafiyetlerinden uzaklaşırsınız. Sindirim sisteminiz uyarıldığı için çok rahat edersiniz.

Gündelik programınız daha önceki yıllara göre daha rahat olacağından kendinize bedenininizin en rahatça uygulamaları yapabileceği zamanı seçerek, temel hareketleri uygulayın. Zorluk çektiğiniz yerlerde bir yastık veya iskemleden yararlanabilirsiniz.. Zaman içindeki gelişiminize siz de inanamayacaksınız.

Basit meditasyon çalışmaları ise zihinsel bakımdan sizi zinde tutacak. Huzur içinde sağlıklı ve bilge ilerlemiş yaş döneminde olacaksınız.

İşte böyle, elimizde ki bu muhteşem bilgi ve felsefe ile yaşamın her anını daha da iyi yaşamak mümkün…


Sevgilerle kalınız.

Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Yoga ve çevre


Sevgili dostlarım,

Neredeyse aylardır beklediğimiz yağmur şükürler olsun yağdı. Az bile olsa yeşiller yeşillendi, tozlar bir miktar arındı. Hava İstanbul havası oldu.
Penceremin yanındaki ulu ıhlamur ağacı bu sabah daha neşeli, yer yer ıslaklıklar var toprak üzerinde. Hafif mis gibi ıslak toprak kokusu bile alıyoruz.

Bizler hele İstanbul’da bu derece yağmura hasret mi kalacaktık ?…
Herneyse, havaların durumu malum, bunda herbirimizin bireyler olarak payı büyük. Yılarca hiç düşünmeden ve hiç düşündürülmeden, harvurup haman savurduk. Doğanun bizlere bahşettiği havayı, suyu.

Hatırlarım ilkokulda, geçmişteki büyük kuraklıklardan bahsedilirdi, insanların çektiği sıkıntılardan, kuruyan nehirlerden göllerden, tarımın durma noktalarına gelmelerinden, biz de nasıl canım? derdik. İstanbul’da bu coğrafyada ( ki o sırada istanbul’un nüfusu bir milyonun biraz üstündeydi) böyle şeyler olabileceği aklımıza bile gelmezdi.

Günümüzde herşey ortada, eskiden, İzmir’e gittiğimizde bize dayanılmaz gelen havalar şimdi İstanbul’un neredeyse standardı oldu.

Arkadaşlar, Bir tabrim var,( gene birileri “benim lafımdır, deyip kitabına yazmadan söyliyeyim) ” Kendimize ve çevremizdeki canlı veya cansızlara zarar vermeden bizi yücelten her çaba Yoga’dır.” Bu durumda, Yoga felsefesi ile buluşmuş bir insaoğlunun, çevreye de duyarlı olmaklığı kendi doğası icabı olur.

Bunu iyi düşünelim, günlük hayatımızda çok basit gibi görünen önlemlerin aslında doğaya olan inanılmaz olumlu katkısını asla unutnayalım. Suyumuzu çok dikkatli kullanalım, gereksiz plastik kullanımını engelleyelim. ( Klimalardan çıkan ve hiç aldımadığımız suyun gün içinde kaç şişe doldurduğunu unutmayın, üşenmeyin biriktirin çiçeklerinize verin, hiç ayıp değil, nedir bu savuırganlık yahu!)

Dün kendimize eski usul file aldık. Ne kadar da mutlu oldum, artık marketten alış veriş yaptıktan sonra, göğsümüzü gere gere o plastik torbaları bir tarafa itip, alış verişimizi fileye koyacağız, belki birileri de görüp aynını yapar diye, hatta bir miktar alıp sizlere de dağıtmayı düşünüyorum fileleri. 🙂

Dostlarım, tabiat düşündüğümüzden de naif, çok iyi bakmamız ve hoşnut tutmamız gereken anamız. Onu ana gibi düşünürsek, belki biraz daha sevgili ve saygılı olur, ona sımsıkı sarılır ve hep iyi olmasını temin etmeye çalışırız.

Tabiat “ana”dır… ANA !!!!!……
Unutmayalım, o bizi unutursa çok yanarız.

Sevgilerle kalınız,
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Yaz bitiyor (mu?)


Dostlarım,

Hava durumu ile olmasa da bize öğretilen mevsimler şemasına göre yaz bitmekte… Evet, ağustos ayının son günlerini yaşıyoruz. Bir kısım dostlar son tatillerini kullanırken, bazıları dönmekteler. Eylül ayı bir toparlanma ayıdır, yazın o tatlı dağınıklığı yavaş yavaş terkedilir, okullar başlar. Hava hala yazı hatırlatır sıcaklıktadır. Fakat o gevşek haller biraz daha derlenmeye toparlanmaya doğru gider. Nedense insana bir ciddiyet gelir. Sanki normal yaşama dönülmüştür. Ta ki bir daha ki yaza kadar.

Herneyse, bizler yaz boyunca, Aşramı açık tutup burada bulunan dostlarımıza hizmeti sürdürdük keyifle, huzurla.

Hazırlıklarımızı yapıyoruz, sonbahar, kış ve bahar için. Gene her zaman ki gibi burada; dalgalı okyanusun ortasındaki sakin bir ada gibi, kapılarımız açık olacak.

Bu sene 18. yılımıza giriyoruz, bulunduğumuz mekanda ise 4. yılımız. Ticari kaygılardan uzak, hep birlikte el ele, keyifli Yoga yürüyüşümüzü sürdürüyoruz.

Dostlarım, bunca yıldır tecrübelerim, sentezlerim bana şunu öğretti; Kişiyi, başta kendi olmak üzere, varoluşun hiç bir olgusuna zarar vermeden, yücelten her durum Yoga’dır.

Yoga, kişisel gelişimin, huzurlu yoludur, her yaş ve şart altındaki bedene sahip kadın, erkek herkez, Yoga ile mutlu ve huzurlu bir yaşamı sağlıklı ve dinç bir beden ve zihin ile sürdürür.

Burada, Kaivalya Yogashram’da geleneksel Yoga’nın pozitif ilim olarak uygulanmasına devam edeceğiz. Yoga’nın güzel düsturunu, felsefi yaklaşımlarını konuşmaya paylaşmaya devam edeceğiz. Yoga’yı Hindu veya Budist dinsel dogmalarla değil özünde bulunan özgür ruh bilinci ile hatırlatacağız. Her zaman olduğu gibi burda dinsel görüşler bizi ilgilendirmeyecek. Kişilerin inançları bizi hiç ilgilendirmiyor onlara saygımız sonsuz. Fakat burası dinsel görüş konuşma yeri değil, hiç bir zaman da olmadı.

Eh tabi ki artık yazılar da çok daha sık olacak tabi…

Hepiniz sevgilerle kalınız.

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Sapanca…

Sevgili dostlar,

Bu yaz haftasonları, çok keyifli bir yerde, bizlere uygun bir ortamda Richmond Nua Spa’da yapmış olduğumuz kurumsal çalışmalar çok keyifle geçmekte.

Sapanca gölünün güzelliği, arkada dağların güzel manzaraları, ortamın saygınlığı, tesisin bizlere verdiği önemle hep birlikte çok güzel çalışmalar yapmaktayız. Yakında çalışmaları daha da geliştirmek niyetindeyiz.


Bir iki resimle belki biraz ışık tutarız.

Niyetimiz bu çalışmaları daha da uzun sürelere yaymak. Biraz daha zaman…..

Sevgilerle kalınız.

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

Transformal Nefes Teknikleri

Sevgili dostlar,

Kıymetli arkadaşım, Nevşah Fidan’ın eğitimini verdiği “Transformal Nefes Teknikleri” bu dönem çalışmalarını aşramımızda yapacak. Çok keyifli ve faydalı bir çalışma olacak. Daha sonra da tekrarlarının yapılacağını umuyoruz.

Program şöyle,

18 Temmuz 2007 ISTANBUL
Yer : Kaivalya Yogashram 19:00-22:00 Rezervasyon : info@tbturkey.com

19 Temmuz 2007 ISTANBUL
Yer : Kaivalya Yogashram 12:00-17:00 Rezervasyon : info@tbturkey.com

Bilgi almak için, ilgli linki tıklayabilirsiniz.

Sevgiyle kalınız.
Ananda

Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

KAZDAĞLARI

Sevgili dostlarım,

Aşramımızın seyahat ekibi gene yollara düştü geçen haftasonu için……

Biz bu gibi gezileri ticari olarak görmediğimizden, keyifle işleri bölüştük, hepimiz cebimizden paramızı koyduk, keyifle gittik ve geldik 17 kişi……

Programı zaten daha önceden belirlemiştik, en rahat edeceğimiz, bizelere huzur katacak olan yeri “Zeytinbağı’nı ” seçmiştik. Biz daha önce de orada bulunduğumuzdan, zaten bu keyifli yer için hiç bir şüphemiz yoktu ama tüm arkadaşlar da unutulmaz anılara sahip oldu, hem Kazdağlar’ında ve hemde Zeytinbağı’nda ( Zeytinbağı’na siz de gitmek isterseniz sitemizin ana sayfasındaki linkini tıklayın)

İki minibüs kiraladık, birinin şoförlüğünü ben diğerininkini ise sevgili Tuğrul yaptı. araç organizasyonunu ben, feribot organizasyonunu tuğrul ve otel organizasyonunu ve mali işleri Pınar yaptı herşey tam bir uyum içinde yürüdü.
Öğleden sonra aşramın arka bahçesinden başladık yolculuğa, telaşsız bir sürüş ile feribota geldik ve güle oynaya Bandırmaya ulaştık. Elbette susurluktan geçerken tost ve ayran faslımız oldu.

Zeytinbağı’na gece vardık. Bizi sevgili Nejla hanım güzelce karşıladı daha sonra odalarımıza yerleştirdiler. Tabi hemen bahçede toplanıp, yorgunluk attık.

Ertesi sabah keyifli bir yoga çalışması ile başladı. Daha sonra ise Zeytinbağı’nın o hiç bir yerde bulunmaz kahvaltısı ile mest olduk. Kahvaltının muhteşemliğini nasıl anlatayım bilemiyorum. Ama tek kelime ile hiç bir yerde bulunamaz diyorum gene….

Kahvaltı bittiğinde safari araçlarımız bizi bekliyordu, Demre Tur’un sahibi Adem bey in liderliğinde tarihi Çanakkale yolunu ( ilk hali ile duruyor hala) takiben Kazdağlarına tırmandık, Milli Parka girişimizde biraz soluklanıp manzaraya hayran hayran baktık.

Daha sonra yolumuza devam ederek yaklaşık 1000 metre den ünlü kanyonu izledik. Tertemiz havayı içimize çekerek. Yüce Kazdağları, kadim İda

Safarinin ilk bölümünün sonunda öğlen saatlerinde dinlenme noktamıza geldik. Tanya ve ben yolları bildiğimizden hemeeeeen koşturarak şelalelerin göletler oluşturduğu yere atlaya zıplaya ulaştık.

Hava oldukça sıcak olduğu halde bu zümrüt yeşili sulara girmek biraz yürek istiyordu buuuuz gibi idi sular ve kristal berraklığında…. çocuklar gibi şen olduk, Asanalar yaptık, sularda yuvarlandık, tepelere tırmanıp sulara atladık, herkes çocuk oldu ki, bu benim en istediğim şeydir hep…

Sonrasında bizim için özellikle sebzelerden ağırlıklı (egenin güzel) yemekleri bizi bekliyordu. Sonrasında keyifli sohbetler çaylar ve kahveler…

Dönüşte, kanyonun kaşı tepesinde durduk ve Mihri Hocamız bize etkili bir Pranayama çalışması yaptırdı. Zaten bulunduğumuz yerin yüksek enejisi ile dolan bedenlerimiz muhteşem titreşimlerle tabiri caiz ise akord edildi.

Dönüş yolunda Adem bey bize bu bölgenin milli park oluşu ile neleri kazandığımızı en ince detayları ve istatistiki bilgileri ile anlattı. Sonra eski Altınolukta, koruk ve karadut suları içtik, buralarda bulamayacağımız kurutulmuş ege otları aldık.

Zeytinbağı’na dönüşümüzde güzel bir akşam yoga çalışması yaptık. Herkes tüm ciddiyeti ile katıldı ve hep birlikte huzur içinde gücü hissettik…

Kısa bir dinlenmeden sonra sıra akşam yemeğine gelmişti, işte hepimizi mest eden yemeğimizi Erhan beyin muhteşem mutfağının gene söylemeden geçemeyeceğim hiç bir yerde bulunamaz soframızın başında önce gözlerimiz, sonra karnımız ve dahası ruhumuz doydu.

Sevgili Tuncel beyin huzur verici varlığı, Menend hanımın güler yüzü, Nejla hanımın her istediğimizi anında yerine getirmesi, Erhan beyin yemeklere verdiği sevgi ve yardımcılar Zarife hanım ile Mustafa, bizim çocuksu afacan huzurumuzu öyle güzel tamamladı ki…..

Paylaşarak huzur içinde uyuduk her biri ayrı güzel odalarımızda.

Ertesi sabahımız gene güneşe selam ile başladı, daha sonra Sevgili Tuncel Kurtiz, bir sohbet esnasında bizlere Kazdağını hem anlattı hem yaşattı bizi dağ ile bir ve bütün yaptı. Kaz bütünleşmesinde bize doğaç pranayamayı her yönü ile adeta öğretti… Koca Çınar…. güzel insan.

Gene inanılmaz kahvaltı ( bu defa ben çok kaçırdım ama öyle muhteşemdi ki).

Sonrasında Menend hanımın tarifini alıp, fener burnundan koyuverdik kendimiziegenin pırıl pırıl sularına attık kendimizi. Hem denize girdik hem hem meditasyonlar ve hem de bandhalar yaptık.

Su gibi akan zaman bizi geriye döndürdüğünde yol öncesi bir ziyafet bekliyordu gene bizleri. Hiç istemesek te ayrılmak gerekliydi, sıkıntısız ve rahat bir yolculukla İstanbul’a vasıl olduk.

Yeni yolculuklara sözleşerek ayrıldık…..

Not, turun diğer resimlerini en kısa zamanda koyacağım ….

Sevgilerle kalınız.

Ananda'nın Feneri Uncategorized1 comment

  • Duyurular

Descargar musica