Category Archives

Yoga Genel

yeni gelişmeler

Dostlarım merhabalar,
Uzun zamandır beklediğimiz oldu ve Kaivalya Yogashram Kanada’daki çalışmalarına Burlington’da başladı, yıllar öncesinde olduğu gibi mütevazı mekanımız ve kalpten dostlar ile el ele çalışmalarımıza başladık.
Buradaki bu başlangıç çok önemli idi, bundan sonra gerisi gelecektir, eminiz.
Yeter ki bizler ve gönül veren dostlar el ele devam edelim.
Aldığım bazı maillerde”içsel gurunun keşfi “ yazıları ne oldu diye soruluyor merak etmeyin unutmadım en kısa zamanda başlayacağım. Bu çalışma uzun uzun kuru yazılardan çok daha interaktif şekilde devam edecek ben ipuçları verecegim sizlerden gelen sorular ve yorumlarla gelişecek çok daha keyifli olacağına eminim. Ben gene sorularınızı email yolu ile alacağım ama cevapları kişisel olarak değil gene konu olarak yapacağım, gelişmeleri hep beraber göreceğiz.
Sevgi ile kalınız.

Ananda'nın Feneri Asanalar Meditasyon Yoga Genel0 comments

Biraz sohbet…….

Dostlarım merhabalar,

Yaklasık iki aydır, sağlık sorunum ile ugraştım ve neredeyse iki yıldır yaşam kalitemi bozan böbrek taşı illetinden, geçirdiğim bir operasyon ile kurtuldum, nekahat dönemi de bitti, herşey normale döndü. Operasyon öncesi ve sonrasında hep yanımda olan sevdiklerime çok teşekkürler ederim. Gene bu süre zarfında beni her gün maillerle, smslerle, telefon ve diğer sosyal medya aracılığı ile arayıp soran tüm dostlarıma şükranlar…

Gelelim yurdumuzdaki yoga mevzularına, geçtiğimiz dönemde Türkiye’de yoga alanında çeşitli gelişmeler oldu, maalesef çirkin bir medya olayını dayaşadık. Bu konu üzerinde fazla konuşmayacağım zira kanun var hukuk var, haklı olan tarafı saptayacak mahkemeler var. Gerçek ne ise bulunur. Ayrıca bunlar bir yoginin vakit harcayacağı şeyler değil. Zira başkalarının durumları ile çılgınca sevinmek, gereksiz yere üzülmek, intikam almak, fesat yapmak, iftira atmak ya da bu lafları taşımak bir yogi için kabul edilebilecek şeyler değildir. Her ne kadar son olayda konunun muhatabı, bu bakımdan mimli biri ise de bizim, işimiz değil.

Aynı şekilde yoga adı ile federasyonlar, dernekler, klikler, senin tarafın, benim tarafımlar, yoga hayatı ile ne derece uyumludur takdir sizlere kalmış. Birileri diplomalar vermiş bir başkaları verilen kağıtları kabul etmiş bazıları etmemiş, yok yoga antrenörü olmuş devlet yogayı şuraya bağlamış. Of, bakın bunları duyan bir yoga meraklısı hemen “aman allahım ben nasıl bir karmaşanın içine giriyorum, bunlar kendi dertlerine düşmüş birbirleri ile kavga edip sonra Ommm şanti,şanti, şantihi diyorlar” şeklinde düşünmez mi ?..
Seneye yoga konularının içinde oluşumun kırkıncı yılı dolacak, izin verirseniz bunca yıllık tecrübem ile birtek şeyi net ve kesin olarak söyliyeyim, yoga bir spor dalı değildir, yoga eğitimi verenler de antrenör sıfatı ile anılmazlar…

Neyse, yoga dersi vermek yetmedi, hem ders veren pek çokları hem de çalışmalara katılanların bir kısmı bunu yeterli bulmadı ve yoga eğitmenliği verilmeye başlandı. Çeşitli adlar altında sertifikalar, diplomalar vs verildi. Bana da bu konuda pek çok talep geldi bir ara bunu düşündüm de ama temeli ne olacaktı, bunu tasdik eden kurum kim olacaktı, hadi hiç birini düşünmedik bu işi ticaret olarak yaptık diyelim, yarın öbürgün bu diplomalar sebebi ile sahipleri sıkıntı çekebilirler miydi ???? gibi pek çok soruyu bundan yıllar önce sordum kendime. Neticede bildiğiniz gibi bu alana hiç girmedim iyi de yapmışım. Gönlüm rahat…

Şimdi izliyorum, bazı dostlarımın sıkıntılarını da son derece iyi niyetlerini de biliyor ve anlıyorum. Ayrıca her gün “ne yapalım” diye soran mailler geliyor aklım erdiğince cevap vermeye gayret ediyorum. Bence bu sıkıntılı bir geçiş ve ayrıştırma dönemi göreceksiniz sular durulacak her şey düzene girecek.

Haa ! bir de günümüzün sahte guruluk muessesesi var, hani adam yüce biriymiş bunun resmini taşıyacakmışsın sana ferahlık verirmis, adını yücelterek anacakmışsın, şu renk giyecekmişsin, daha nice laflar ben size çok bilinen bir kelamı hatırlatayım “ mürşit uçmaz, mür’it uçurur “yahu o hocalar geçmişte kaldı, geçin bunları kendinize bakın içinizdeki guruyu keşfedin.

Buraya kadar yazdıklarımdan ben bile sıkıldım. Kusura bakmayın. Gelin bir üstteki paragrafa dönelim ve bundan sonraki yazılarda kendi içimizdeki guruyu keşfedelim…

Bir sonraki yazı itibarıyla, size güzel bir öze dönüş kendi kendimizin üstadı olma programı yayınlamaya başlayacağım, ben pek beğeniyorum umarım sizlere de faydası olur.

Sevgilerle kalınız.

Ananda'nın Feneri Uncategorized Yoga Genel0 comments

Bir iki hatırlatma

BİR İKİ HATIRLATMA….

 

Dostlarım,

Hatha yoga çalışmalarının vazgeçilmezi derin gevşeme ya da ölü yatışı veya öz adıyla, şavasanadır. Nedense pek çok asana uygulayıcısı bu çok önemli ve elzem adımı atlar ya da geçiştirir. Oysa uygulaması açısından en zor asana şavasanadır.

savashana

Aman hocam yerde yatmanın neresi zor diyeceksiniz, ama öyle değil.

Kısaca düşünelim, eğer gerçekten asana uygulayıcısıysanız yani yoga asanaları sportif çalışma gibi değil de geleneksel ve asıl şekli ile uyguluyorsanız; bir asana uygularken zihnen ve bedenen şu adımları atlamamanız gerekir.

Uygulayacağınız asanayı zihninizde tanımlamak
asanaya konsantre olmak
fiziksel hazırlığını yapmak
pozu uygulamak
uygulama sırasında fiziksel bedenin tam farkına varmak
ilgili çakraya konsantre olmak
fizik ve sübtil beden üzerindeki enerji akışlarını hissetmek
yeteri kadar uygulamanın sonunda, tam algılama içinde bulunmak
zihnen ve bedenen asanayı tamamlayarak bitirmek
uygulamanın sonunda uygulamanın tam şuurunda olmak

Şavasana haricindeki asanaları uygularken sorun yok zira fiziksel bir hareket faaliyeti içinde bulunduğunuzdan bu adımların hepsini rahatça uygulayabilirsiniz. Ama şavasana çalışması sırasında hele tek başınıza iseniz uykuya yenik düşme ihtimaliniz ya da en azından arada dalıp gitme durumunuz olabilir. İşte bu asanayı zor kılan en önemli olgulardan biri budur.

Gruplar halinde yoga stüdyolarında yapılan çalışmalar genellike 45 dakika, bir ya da bir buçuk saat gibi kısıtlı sürelerdir. Mümkün olduğunca çok asana uygulanır ama şavasana çok çok son beş dakikada yapılır.

Oysa zaman kısıtlaması olmayan çalışmalarda bunu gerektiği gibi daha uzun sürelere çıkartmak mümkündür.

Hatırlarsanız her zaman söylemişimdir, mühim olan bir seansa ne kadar çok asana uyguladığınız değildir. Bir seans sadece bir veya iki asanadan oluşabilir ( tabii bu durumda standart bir günümüz insanı isyan ederekek “canım o kadar para verdim hoca beni iki hareketle geçiştirdi” şeklinde düşünebilir ). Biliniz ki gerçekte her yoga seansının vazgeçilmezi şavasana olmalıdır.

Bakın doğrusu ise her asananın uygulanışından sonra şavasana uygulamaktır, elbette bu durumda çalışma süresi epeyce artacaktır, şöyle denemenizi tavsiye edeceğim :

Sevdiğiniz herhangi bir ayakta asanayı uygulayın bitiminde şavasana yapın, daha sonra herhangi bir oturarak asana uygulayın, bitiminde şavasana, bir sonraki adımda herhangi bir yüzükoyun asana ve bitiminde şavasan ve en son olarak bir sırtüstü asana ve uzunca bir şavasana ile bitirin….

Günlük yarım saatlik bir programa bunu yerleştirebilirsiniz. Deneyin ve sonuçları hissedin, gerekirse konu ile ilgili mail atabilirsiniz her zaman olduğu gibi.

Lütfen çalışmalarınızda şavasanayı ihmal etmeyin.

Bir başka konuya değinmeden edemeyeceğim, piyasada yerli yabancı pek çok yoga kitabı mevcut, tercümeleri ile Türkçe’ye kazandırılmış güzel eserler de olduğu gibi, tabii bazı çalıntı metinler de var ama bu bizim konumuz değil okuyunca zaten anlarsınız.

Ben her zaman yorumsuz kadim yoga metinlerinin okunması taraftarıyım (bu diğerlerini okumayın anlamına gelmiyor, aksine bol bol okuyun; tabii intihal olan bazılarını ayırd edebilmek size kalıyor) zira bunlar temel eserlerdir ve bazen bir yogi için pek çok yorumdan daha faydalı olabilir, zira size kendi kendinize anlama ve bireysel yorum yaparak bilinçlenme sağlar.

Bu kitaplardan içinde bir önem sıralaması yapmak yanlış olabilir ama bugün sizlere yoganın temel eserlerinden, “Gheranda samhita”yı tavsiye edeceğim. Muhakkak edininiz ve okuyunuz, çok faydalanacağınıza eminim.

Huzur içinde keyifli çalışmalar dilerim yaşamınız yoga dolu olsun.

Sevgi ile kalınız.

Ananda'nın Feneri Asanalar geziler Home_slider Meditasyon Uncategorized Yoga Genel0 comments

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Sevgili Dostlar,

Şeker bayramınız en içten dileklerle kutlarız,

Baryam tatiliniz boyunca yogalarınızı ihmal etmeyin, karma yoga, asana, meditasyon, tratak,

yollar çok, yeter ki siz  muhakkak yogayı yaşayın…

Kaivalya Yogashram

candy_basket

Ananda'nın Feneri Asanalar Beslenme geziler Home_slider Meditasyon Uncategorized Yoga Genel0 comments

BİREY

BİREY …

Dostlarım,

Kendinize bir bakın, birey misiniz yoksa sürüden biri mi ?

Kendi aklınızı kullanarak, kararlar alabiliyor musunuz ? ( doğru veya yanlış harketmez, zira yanlışı aklınızı kullanarak düzeltebilirsiniz)

Yoksa hala güdülmeye mi ihtiyacınız var ?

Görebiliyor musunuz ?

Birey olarak ayakta durabilmek için herşeyden önce iyi gözlem ve akıl kullanarak, muhakeme yapmaya ihtiyaç vardır.

Her ne kadar Guru sistemi var ise de Yoga kişiyi birey olabilmeye yönlendirir. Neticede Guru da bir insandır, öyle yüce alemlerden falan gelmişliği yoktur. Hatalar yapabilir…. ( doğrusu artık nesilleri tamaen tüklenmiş olan Gurular en azından fizik hatalar yapmazdı zira maddeye ihtiyaçları yoktu)

Bu nedenle tek bir yönden bilgi alıp kendinizi tamamen diğerlerine kapatarak bir sürüye ait koyun olmamak gerekir, zira bildiğiniz gibi bazen koyunlar başlarındakini takip ederek uçurumdan aşağıya atlarlar…

Bilgiye aç olmak onu bilgi oburluğu yapmadan bireysel yaşamda kullanılır kılmak en doğrusudur.

Bilgiye ve onu verenlere elbette saygı sonsuzdur, ama kişi bir noktada birey olduğunun farkına varmalı ve aklını kullanabilmeli ve özgürce hareket edebilmelidir.

Ne yazık ki insanlığın büyükçe bir bölümü halen sürü olmayı tercih etmektedir, Neden? Zira o noktada sorgulama yoktur, sizin için biri veya birileri karar verir siz de onu uygularsınız. Genelde o tepedekini ulaşılmaz görür onun talebiyle ya da kendiliğinizden onu ulularsınız. Kişisel fikirleriniz ve geniş görüşünüz kısıtlanır ve sadece o şeye bağlanır. Bunun illada felsefi konular olması da gerekmez. Yaşamın her alanında olabilir.

vaktiylr cumartesi sohbetlerimizde değilniğim bir örneği hatırlatayım. Çok iyi bir futbolsever olabilirsiniz, maçları takip edersiniz, takımınız kazanınca sevinir, kaybedince üzülürsünüz, stadyumda, sizi önce taraftar grubu olduğunuz köşede oturmak bekler, sonra amigo isimli kişiler tarafında belli kalıpları belli zamanlarda söylemeye mecbur bırakılırsınız, otur der oturursunuz kalk der kalkarsınız, karşı takımda oynayan, oysa milli takımda alkışladığınız futbolcutya ana avrat küfredersiniz, tezahürata katılmazsanız hoş karşılanılmaz zamanla gruptan koparsınız…. falan … falan … falar… Yani şöyle kendi başınıza keyifle bir maç izleyemezsiniz…
Eeee! Ne oldu futbolseverliğiniz, diyelim karşı takım size şahane bir gol attık, siz kahrolursunuz, oysa o güzel golün farkına bile varamazsınız….

Rahat olun yahu, tabii takım tutabilirsiniz ama maçı birey olarak izleyin, karşı taraf güzel oynuyorsa futbolseverlik adına ondan da keyif alın, sonuçta yenseniz de yenilseniz de futbol seyretmenin keyfini yaşama zevkini yaşayın…

Ya da televizyondaki bazı sitkomlarda olayın ardına gülme efekti koyarlar, hani siz nerede güleceğinizi bilmiyorsunuz ya o size yardımcı oluyor, eh adamlar gülüyor ben de güleyim durumları yani… vah .. vah .. vah..

İşte hayat ta bu…
Yoga konusunda da rahat olun eğer yoga hayatınızın bir parçası olmuşsa, hocanızın kim olduğu, hangi ekole ait çalışmalar yaptığınız önemli değildir.

Yoganın sınırsız alanlarında keyifle, rahatça, açık fikirlilike, özgürce gezinin, tecrübe edin, hissedin, ilerleyin, herşeyden önemlisi birey olun… Kendi Guru’nuz olun…

Emin olun rahat edersiniz.

Yakın yazılarımdan birinde özellikle sabahları ya da günün müsait zamanında sizlere surya namaskara ( güneşe selam ) uygulamayı önermiştim. Buna devam edin fiziksel aktivitenizi en iyi şekilde dengeler.

http://www.yogaturk.com/yoga/asana/yoga-asanalari/surya-namaskara/

Bunun yanında bu günlerde çalışmak iöçin iki asana daha vereceğim bunlar da basit ancak son derece faydalıdır

http://www.yogaturk.com/yoga/asana/yoga-asanalari/setu-bandasana/

setubandhasana_2-506x380

ve

http://www.yogaturk.com/yoga/asana/yoga-asanalari/naukasana/

naukasana-506x380

Gerekli bilgiler için linke tıklamanız yeterli.

Keyifli, bol yogalı yaz günleri dilerim.

Sevgi ile kalınız…

Ananda'nın Feneri Asanalar Meditasyon Yoga Genel0 comments

Söz gümüş ise Sükût Altındır!

images İçinizden birilerine “yahu bir sussan !!!” demek geliyor mu ?
Gelmez olur mu hiç ?
Konuşmak ve dinlemek iki ayrı ama çok önemli olgudur.

Hele dinlemek, dinleyebilme gücünü bulabilmek, o saygıyı gösterebilme yetisine sahip olabilmek daha da büyük bir erdemdir.

Konuşan bildiğiniz bir konuda görüş beyan edebilir, hatta tamamen bildiğiniz bir mevzuu anlatabilir, dinlemelisiniz, dinleyebilmelisiniz, sizin için çok sıradan bile olsa gene de karşınızdakine olan saygı itibarıyla hoşgörü ile sabır gösterebilmelisiniz. Ya da o topluluklta bulunmamalısınız, haklı olabilirsiniz aynı insan her ortamda gene aynı şeylerden bahsediyor olabilir, siz çok sıkılıyor olabilirsiniz o zaman o ortamda bulunmayın, karar sizin.

Ama oradaysanız ve bir şekilde dinleyici durumuna düşmüşseniz oturun ve dinleyin.

Bazen bildiğiniz bir konuda bir başka ağız size daha önce akıl edemediğiniz şeyleri anımsatabilir, görüşünüzü açınızı genişletebilir, fikir yapınızı değiştirebilir.

Oturup dinleyin Hatta belli durumlarda egonuz size “yahu ben bunu dinleyecek adam mıyım ?” diye düşündürebilir. Oturun, sesizce dinleyin kafanızda sorular hazırlamayın, bunu nasıl faka bastırırım diye düşünmeyin, siz dinleyin, farklı olun biraz.

Bazı hallerde, dinlememek için ortamdaki başka biri ile konuyu alaya alan espricikler yapma ortaklığına girebilirsiniz, bilesiniz ki saygıdan yana hiç nasibinizi almamışsınız. Ya da itiraf edemiyor ama konuşanı kıskanıyorsunuzdur.

Eğer bir başkasını dinleyebilme yetiniz; egonuz ya da o her ne sebep ise ise sizi teslim almış, bir nedenle ortadan kalkmış ise, kendinizi eğitin.

Konuşana saygı göstermek kendine saygı göstermek ile eşittir.

Gelelim işin diğer tarafına, konuşuyorsanız o zaman nerede ne konuştuğunuza dikkat edin, her mevzuu her herde konuşmayın, konuştuklarınız muhakkak doğru ve geçerli kök ve değerlere sahip olsun, espri bile yapıyorsanız yerinde ve şık olarak yapın ki dinlenmeyi hak edin. Hani bir söz vardır, “latife, latif olsa gerek”

Unutmayın konuşmak en büyük enerji kayıplarından biridir, dolayısı ile gerek olmadıkça boş yere konuşmayın. İnanın ki susmak gereksiz konuşmaktan çok daha iyidir, boş verin varsın sizin için “pek konuşkan biri değildir“desinler .

Ortamda olmayan ve size cevap veremeyecek olan kişiler hakkında da konuşurken de dikkat etmek gerekir. Bir konu hakkında taraf olup sözleriniz ile müdahil olmadan önce, adil olup iyice hakim olun. Taraf bile olsanız üçüncü şahıs olduğunuzu unutmadan fikir beyan edin, rahat edersiniz.

 

Yoga çalışmalarından Mauna ( Mouna şeklinde de ifade edilebiliyor) yani sessiz kalabilme, ben ona sessizliğin sesini duyma da diyorum şahane bir kişisel eğitimdir. Hatırlarsanız Hindistan yoga kamplarımızda uygulamalarını yapardık.

İlk adımında, kısa da olsa belli süreleri hedefleyip susmak konuşmamak şeklinde başlayabilirsiniz. Tabii ki günümüz koşullarında bunu uygulamak oldukça zor herşeyden önce yaptığınız şeye saygı gösterip sizi sorgulamayacak bir ortam oldukça zor ama belki şu yaz döneminde gittiğiniz tatillerde ya da hafta sonu aile ortamında deneyebilirsiniz.

Daha sonraki adımda ise iletişimi belli bir süre için tamamen kesmek şeklinde de denenebilir. Güzel bir enerji depolama, zihni sakinleştirme ve huzuru bulma yöntemidir.

Her zaman yogik bir deneyim olarak tavsiye ederim.

İmkanınız olursa muhakkak deneyin. Yahu sahiden de yogaya spor dendiği ortamda mesela bu yoga uygulaması o sporun neresinde yer alır bilemedim 🙂 olur mu hiç öyle şey yoga spor değildir, bir kere spordaki birilerini yenerek kazanma ve zafer elde etme amacı yogada yoktur, kazanma var ise o da kendi egonuz üzerindeki hakimiyetinizdir, bunu da kimseye beyan etme yükümlülüğünüz yoktur.

Müsterih olun Mauna bir Hindu tapınma yöntemi değildir…

Geri dönelim, dinleyeceğiz….. gerekli yer ve zamanda konuşacağız ( espri bile olsa ) arada sırada tamamen susmayı deneyeceğiz.

Şimdi önümüzde bir hafta sonu yaklaşıyor hadi mauna deneyin… Sevgiyle kalınız

images (1)

Ananda'nın Feneri Meditasyon Yoga Genel0 comments

Yaz muhabbetleri

Dostlarım hepinize sevgiler,

Malum yaz ayları, insanın genelde atalete girdiği dönemlerdir, sonbahar, kış ve ilkbaharda rutinleşimiş yaşam biraz daha avare ve bohem olur. Havaların sıcaklığı, daha çok dişarıda olma isteği ve elbette çeşitli tatil hayalleri, tabii ki çıkılan uzun veya kısa tatil seyahatleri…

Umarım yazınız iyi geçiyordur….

Takip ettiğim kadarı ile Türkiye’de yoga stüdyoları ve yoga öğretmenleri alanında iç sıkıcı haller yaşanmakta, dostlarım, geçmiş yıllarda da bunlar vardı ama şimdi biraz daha yoğunlaşmış vaziyette. Dernekler, federasyonlar, yok başka federasyonlar falan filan; şimdi sizleri bu keyifsiz dedikodular ile sıkmak istemiyorum.

Bir iki konuyu kesin ve net olarak hatırlatayım, yoga bir spor değildir, yoga eğitmenleri de antrenör değildir, yoga bir din değildir, yoga eğitmenleri de herhangi bir dinin misyoneri değildir.  ( Elbette kötü niyetli istisnalar olabilir, ama istisnalar kaideyi bozmaz ) 

ashrampix 004Bu çok basit temel iki konuyu aklınızdan çıkartmayın. İçinde bedensel çalışmalar da barındırması onun salt spor olduğu anlamına gelmez, böyle bir düşünce içinde olanın ne gibi niyetle vardır ya da hangi şartlar ile böyle bir söylem içindedir sorgulamak lazım… Yoga kişisel bir gelişim felsefesidir, bedensel faaliyetler olmadan da hayatınızın içinde olabilir mesela Karma yoga bunun en güzel örneğidir. 

He zaman bıkmadan usanmadan söylediğim gibi yoga bir din değildir, evet bazı doğu dinleri yogadan çok etkilenmiştir, ama yoga dinsel dogmatik yapının dışında, kişinin evren ve onun üstün değerlerinin bilinci içinde bireysel olgunluk yolunda yürümesidir. Hangi dine mensup olursanız olun, yogayı yaşayabilirsiniz. Geleneksel yoga çalışmalarında asla hiç kimseye belli bir din dayatılamaz. Mesela bizler grubumuzla defalarca Hindistan’a gittik, ben içimizden kimsenin din falan değiştirdiğini hatırlamıyorum, evet olmadı böyle birşey ama velev ki değiştirdi, kendi bileceği bir inanç meselesidir, insanların dininden bize ne biz din polisi miyiz ?? Yoo!

Bir yoginin mertebesi veya ona mertebe verecek yüksek makamlar yoktur, dolayısı ile kendisine paye verecek sıfatları olmaz, bazen genel durumunuz ile ilgili olarak üstadınız size bir sıfat vermişse de bu rutbe değildir, ya da o kişi bu hayattan ayrıldıktan sona onu hatırlayan yoganın güzel sıfatlarını adının önüne koyabilirler… Siz hiç kırmızı kuşaklı 4.dan yogi gördünüz mü 🙂 olmaz olamaz zira felsefesine aykırıdır.

Ayrıca yoga çalışmalarına katılan herkesin yoga hocası olma mecburiyeti yok arkadaşlar, nedir bu tatminsizlik, basit bir yoga sever olmak yetmiyor mu ? Evet yetmiyor, zira çoğu insan sadece basit bir yoga sever olmayı içine sindiremiyor, muhakkak bir sıfatı olmalı, muhakkak birilerinin üstünde olmalı, sonra yoga eğitmeni olmak ta yetmiyor, üstün öğretmen olmalı, daha da üstün olmalı, en üstün olmalı, hatta tüm yoganın başı, başkanı olmalı, herşeyi bir tek o bilmeli ondan üstünü olmamalı ego şiştikçe şişmeli herkesi ezmeli…… Ne kadar hazin ! vah vah! eğer kişinin fikriyatı bu ise, o yoga asanalarını en mükemmel şekilde yapması, saatlerce yalan meditasyonları hep boş, sadece rol ya da ticarettir. Son zamanlardaki tabiri ile bu ego hali insan denen varlığın “fıtratında” vardır, bunun üstesinden gelebilip tevekkül içinde basit ve huzur içinde yaşayabilmek ise yogadır.

Yoganın, temel eserleri bellidir, buna herkes ulaşabilir okuyabilir, yorumlayabilir ve uygulayabilir yoganın orjinali, çakması yoktur, zaten belli bir sistematiği olan bu evrensel bilgidir. Açarsın referans kitapları okursun doğrusunu bulursun.  

Bunları bırakın, rahat olun sadece basit ve huzurlu bir yogi olun, iyice içinize yerleştirin, kendinizi parçalayarak, diplomalar almaya, ihtiyaç yok, bari bu konuda, sistemin size dayattığı tatminsiz hallerden kurtulun. İnanın çok rahat edeceksiniz. Kimse yoga eğitmeni olmasın demiyorum, belki daha az olsun ama öz olsun …
Yoganın size geçekten değer katmasını istiyorsanız bu açlıktan vazgeçerek başlayın….     

Neyse canınızı sıkmayayım…

Gelelim yaz aylarında kişisel faaliyetlere. Arkadaşlar, belki tatilde olacaksınız belki sıcak yaz günlerinde kapalı ortamlarda, ya da yoga salonu içinde tıkılıp kalmak istemeyeceksiniz. Gayet normal.

Hafif arınmalar ile başlatın muhakkak gününüzü, dilleri temizlemeyi ihmal etmeyin, diş fırçalamak kadar önemli. Muhakkak bağırsaklarınızı boşaltın rahatlayın, sonra tam set surya namaskara uygulayın. Sabahları ılık suyunuzu içmeyi ihmal etmeyin, genelde yağsız bir sabah kahvaltısı, yanında hafif naneli bir açık çay şahane olur. Ben sabahları kendi yaptığımız mayasız ve unsuz saf yulaf kepeği ekmeğini çok severek tüketiyorum. Hem doyuruyor hem de sindirim için gayet faydalı.

Günlük yaşantınızda mümkün olduğunca hafif şeyler yiyin, meyva tüketimini bana kalırsa öğlen öğününde bitirin, akşam ise çok hafif bir salata ( şu acayip sosları koyup onu ağır bir yemek haline getirmeyin yahu ). Gün içinde bir avuç çiğ badem ya da suda bekletilip kabuğu soyulmuş bir kaç ceviz gayet iyi oluyor.

Sabah uyguladığımız bir set surya namaskara mükemmeldir, gün içinde midenizin dolu olmadığı müsait zamanınızda ( akşam da olabilir ) en sevdiğiniz asanalardan güzel bir program yapmayı ihmal etmeyin, abartmanıza lüzum yok her gün yarım saat bile yeterlidir. Uyumadan önce muhakka şavasanayı ihmal etmeyelim…

Sadece asana yoga demek değildir dostlar, sonucundan fayda beklememek olan hareketin yogası Karma Yoga her zaman uygulayacağınız bir yoldur.

Bundan böyle yazılarımla çok daha sık sizlerle olacağım, hepiniz sevgi ile kalınız.

Ersin Ananda… 

Ananda'nın Feneri Asanalar Beslenme Yoga Genel0 comments

  • Duyurular

Descargar musica