Tatmin garantisi..

Bulunduğum ortamda reklamların bir kısmında satılan mal için tatmin garantisi veriliyor. Adam malını satıyor bu maldan tatmin olacağınızı garanti ediyor, olmazsanız iade ediyorsunuz….

med

Günümüzün en büyük problemi tatmin olamama durumudur…Yok,yok burada cinsel tatminden söz etmeyeceğim. Çok sıradan tatminlerden bahsedelim, dikkat edin dünyamızın çoğuna hakim olan sistemin insanoğlunu getirdiği nokta tatminsizliktir.

Gerek üretim ve her türlü mala ulaşım ve elde etmenin kolaylaşması ve gerekse her geçen gün önümüze konulan yepyeni mamuller bizler elimizde kısa sürede elde olanlardan tatmin olmamaya ve bunun içinde onlardan vaz geçip yeni birşeyler almaya yönlendiriyor. Öyle ki bu yeni aldığımız ile sanki tatmin olacağız.

Oysa herşey kısır döngüden ibaret, aldığınız yeni mal veya hizmet kısa sürede yerine yenisinin sunulması ile bizler için artık yetersiz kalıyor..

Maalesef bu sistemin yakıtı bu tatminsizlik ve tüketmedir. Sistem tüketmeniz için gerekirse cebinize para bile koyar ki daha çok harcayın, hep yenilerini alın hatta mümkün ise elinizde var olanın aynısından bir tane daha alın…

Şimdi dolaplarınızı tıka basa dolduran herşeyi bir gözünüzün önüne getirin kimbilir ne kadar çok gereksiz şey almışsınızdır, ya elinizdeki cep telefonu, önceleri hantal ve sadece ev dışındayken haberleşme aracı olarak kullanıyorduk, sonra buna sms eklendi, yetmedi tabi, bazı telefonlar kendi kriptolu bedava mesaj sistemlerini koydular, yetmedi e-maillerini almaya başladınız, olmadı sosyal ağlar ile anlık haberleşmeler, internet üzerinden konuşmalar eklendi. Elinizde bunların hepsini yapan bir telefonunuz olduğunda tatmin oldunuz mu? Hayır!  bu defa onun 4 numarası yok 5 es’i cıkacak diye hayallere başladınız bile oysa onlar çıktığında aldığınız anda eskiyecekler; zira o sırada müteakip telefon modelinin dedikoduları sizi kudurtrmak için kasıtlı olarak yayılmaya başlayacak.

Asla tatmin olmayacaksınız, olmamanız için gerekli tüm silahlar da size yöneltilmiş durumda, bedelini elbette sizden alacaklar ama inanın ne kadar ödeseniz gene de tatmin olamayacaksınız, gün gelip hayat biterken kimbilir ne büyük tatminsizlikler hala içinizi kemiriyor olacak….

Hadi diyelim mal ve hizmetler için bu hırsınız var, peki ya düşünceler için ne demeli…En acıklısı da belki onlar, kafanızda binbir düşünde var, mesela varlığınız ve bu dünyada neden bulunduğunuz ile ilgili düşünceler içindesiniz. Umut ve heyecan ile size net ve tatmin edici bir bilgi verilmesini arzu ediyorsunuz. Size birileri birşeyler söylüyor, yetmiyor, onlara “bu sözleriniz beni tatmin etmiyor” diyorsunuz, daha da ajite oluyor ve daha fazlasını istiyorsunuz, bu isteğiniz öyle bir noktaya geliyor ki kafanız sadece buna çalışmaya başlıyor. Ama ne yazık ki tatmin olamıyorsunuz.

stairsSiz kendinizce bu dünya ve onun yaşantısı ile ilgili her şeyi çözdünüz, insan-ı kamil oldunuz, bu nedenle de çok daha öteleri araştırmaya ve hatta bulmaya karar verdiniz, belki de kesin olarak çözeceğinize inanıyor ama ne yazık ki kimseleri, hiç bir bilgiyi dinlemeye tahammül ve tenezzül edemiyorsunuz. Fikriniz sahip egonuz ile birşeyleri çözmeye çalışıyorsunuz….

Dost acı söyler, size şunu garanti edeyim de içiniz rahatlasın; çözemeyeceksiniz, hiç üzülmeyin. Bunun yerine önce bu dünyayı ve onun problemlerine odaklanın dostum. Maddi durumunuz iyi olabilir, bu size herşey tamammış gibi bir his verebilir… Ama o iş öyle değil, varlık önce dünya ile barışmalı ona yukarılardan değil, basamağın en altından bakabilmeli. Dünya yaşamını özümsemeli ve kibiri bir tarafa bırakmalıdır. Zira kibir tahmin edileceği gibi tatmin değil tam aksine en büyük tatminsizliktir… Varlık sükunet ile bulunduğu duruma şuurlanmak için uyanık olmalı ve onu anı en iyi şekilde idrak ederek yaşamalıdır.

Herşeyden önce biraz durun yahu telaşınız ne? Oturun ve sahip olduklarınıza bakın, durun, oturun, koşmayı koşuşturmayı durdurun, o delice yaptıgınız beden harcama işlerine kısa bir ara verin…. Şu anda elinizde olanlara bakın ve onları hazmedin önce… Onlardan memnun olun, bunu gerçeken hissedin… gerçek ihtiyaçlarınızı düşünün, olmazsa olmazları; göreceksiniz ki belki hiç bir şeye ihtiyacınız bile olmayaca… O dağlar gibi dolapları içindekileri düşününün. Hatta buzdolabınızı ve kilerinizi orada aç gözlülükle almış olduğunuz, muhtemelen zamanında tüketemeyeceğiniz dolayısı ile atacağınız şeyleri…

spiritualtyŞunun farkına bir noktada varacaksınız, deli gibi bir tüketim içindeyim, bu hırs elimde olanlarla mutlu olmamı tatminimi imkansızlaştırıyor…Göreceksiniz ki en büyük düşmanınız olan zaman dahi daha dost olacaktır…

Sağlığınız yerinde ise zaten en önemli hazineye sahipsiniz…

Zihninize hükmedin ve kendinizi tüketen bu tatminsizliği anlamaya çalışın önce…

Kişi en basit bir bilgiye dahi açık olmalı bunları, yanlızca sahip olduğu geçmiş bilgiler ile tartmamalı, ona yepyeni gibi bir göz ile bakmalı, dinleyebilme azim ve gücünü göstermeli ve hazmetmelidir.  Unutmayın çevrenizdeki herşeyden ders çıkartmak mümkün. Yeter ki hırs bürümüş madde gözü ile değil gerçek gönül gözü ile bakıp ruh ile anlayabilin. Tüm bu bilgiler ışığında asla hırs yapmadan fikriyatını geliştirmeli ve hayatı anlamak için çaba sarfetmelidir. Bilgiye muhattap olurken pragmatik davranmak, basit gündelik cevaplar verip hiç dinlemeden karşı sorular hazırlayarak,  kaynağa ne kadar akıllı olduğunuzu göstermek amacı  güden basit söz manevralarına girmek sizi daha da çıkmaz hale sokacaktır, elde edeceğiniz ise muhtemelen o kaynak tarafından bir daha kaale alınmamak olabilir. Zira unutmayın bilgi sahibi olmak liyakat meselesidir.

Rahat olunuz, yaşantınız boyunca bazı fikirlerinize tam ve kesin cevap alabilmeniz mümkün olmasa da, yaşamınız değerli ve güzel olacaktır.

Sağlıcakla kalınız…

    Ananda'nın Feneri Meditasyon0 comments

    Leave a Reply

    • Duyurular

    Descargar musica