Yoga ve çevre


Sevgili dostlarım,

Neredeyse aylardır beklediğimiz yağmur şükürler olsun yağdı. Az bile olsa yeşiller yeşillendi, tozlar bir miktar arındı. Hava İstanbul havası oldu.
Penceremin yanındaki ulu ıhlamur ağacı bu sabah daha neşeli, yer yer ıslaklıklar var toprak üzerinde. Hafif mis gibi ıslak toprak kokusu bile alıyoruz.

Bizler hele İstanbul’da bu derece yağmura hasret mi kalacaktık ?…
Herneyse, havaların durumu malum, bunda herbirimizin bireyler olarak payı büyük. Yılarca hiç düşünmeden ve hiç düşündürülmeden, harvurup haman savurduk. Doğanun bizlere bahşettiği havayı, suyu.

Hatırlarım ilkokulda, geçmişteki büyük kuraklıklardan bahsedilirdi, insanların çektiği sıkıntılardan, kuruyan nehirlerden göllerden, tarımın durma noktalarına gelmelerinden, biz de nasıl canım? derdik. İstanbul’da bu coğrafyada ( ki o sırada istanbul’un nüfusu bir milyonun biraz üstündeydi) böyle şeyler olabileceği aklımıza bile gelmezdi.

Günümüzde herşey ortada, eskiden, İzmir’e gittiğimizde bize dayanılmaz gelen havalar şimdi İstanbul’un neredeyse standardı oldu.

Arkadaşlar, Bir tabrim var,( gene birileri “benim lafımdır, deyip kitabına yazmadan söyliyeyim) ” Kendimize ve çevremizdeki canlı veya cansızlara zarar vermeden bizi yücelten her çaba Yoga’dır.” Bu durumda, Yoga felsefesi ile buluşmuş bir insaoğlunun, çevreye de duyarlı olmaklığı kendi doğası icabı olur.

Bunu iyi düşünelim, günlük hayatımızda çok basit gibi görünen önlemlerin aslında doğaya olan inanılmaz olumlu katkısını asla unutnayalım. Suyumuzu çok dikkatli kullanalım, gereksiz plastik kullanımını engelleyelim. ( Klimalardan çıkan ve hiç aldımadığımız suyun gün içinde kaç şişe doldurduğunu unutmayın, üşenmeyin biriktirin çiçeklerinize verin, hiç ayıp değil, nedir bu savuırganlık yahu!)

Dün kendimize eski usul file aldık. Ne kadar da mutlu oldum, artık marketten alış veriş yaptıktan sonra, göğsümüzü gere gere o plastik torbaları bir tarafa itip, alış verişimizi fileye koyacağız, belki birileri de görüp aynını yapar diye, hatta bir miktar alıp sizlere de dağıtmayı düşünüyorum fileleri. 🙂

Dostlarım, tabiat düşündüğümüzden de naif, çok iyi bakmamız ve hoşnut tutmamız gereken anamız. Onu ana gibi düşünürsek, belki biraz daha sevgili ve saygılı olur, ona sımsıkı sarılır ve hep iyi olmasını temin etmeye çalışırız.

Tabiat “ana”dır… ANA !!!!!……
Unutmayalım, o bizi unutursa çok yanarız.

Sevgilerle kalınız,
Ananda

    Ananda'nın Feneri Uncategorized0 comments

    Leave a Reply

    • Duyurular

    Descargar musica